darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Başkanlık Sistemi sona erdi'

Dolar ve Euro niye düştü? Piyasalar o ihtimali satın aldı iddiası...

New York Times'tan kritik iddia: ABD THY'ye yaptırım uygulayacak

3 kuruş para için hayvanlara eziyet: Kendi dışkılarında yaşamaya zorluyorlar

Beyaz Saray'dan sert Türkiye açıklaması!

Cemaat-Fettullah anıları ve gerçekler

Prof. Dr. Coşkun Özdemir 
1978 yılında kuruluşuna öncülük ettiğim Türkiye Kas Hastalıkları Derneği 80'li yıllarda Fetullah Hoca yönetimindeki Samanyolu Televizyonuna bir program için davet edildi. Adını duyuyor TV'lerdeki konuşmalarını dinliyorduk Cumhuriyet ve Atatürk karşıtı bir din adamı olduğu açıktı. Ama o TV'de engelliler ve kas hastalığı ile ilgili bilgileri ve doğruları açıklamakta sakınca görmedim. TV'lerdeki ağlama ile karışık jestlerine, ağzından akan salyalara, bir salad de mot (kelime salatası)nı andıran konuşmalarına bakarak ben bu çok sayıda müridi ve hayranı olan insana pskiyatrik bir vaka gözü ile bakıyordum. Programa derneğin genel sekreteri Aynur Dik ile birlikte gittik. Bekleme salonunda otururken duvarlarda asılı Atatürk fotoğrafları gözüme ilişti .O salonda 4 tane vardı. Merakla öteki bekleme salonuna geçtim. 4 tane de orada Atatürk fotoğrafı var. O yıllarda TV'lerde mutlaka makyaj yapılıyordu. O küçük odada de 4 tane daha Atatürk çıktı karşıma. Nihayet konuşma yapacağımız stüdyoda 4 Atatürk daha. Böylece fotoğraflar 16 tane oluyordu. Enteresan bir takiyye. 

Bu ilginç olayı cumhuriyetin ikinci sayfasında bir yazı ile duyurmuştum. Bir röportajda ona Atatürk için ne düşündüğü sorulduğunda ağır ve derinden gelen bir sesle "DAHİDİR" dediğini hatırlıyorum. Onun hakkında çok şey söylendi, çok yazı ve yorumlara tanık olduk. Kitaplar okuduk. Dokunan yanıyordu. AKP  iktidarının suç ortağı idi bizim gözümüzde. Bu ortaklık yüzlerce masum insanın yıllarca eziyet çekmesin bazılarının intiharına, ölümüne yol açtı.

Başlangıçta en çok yazanlardan biri cumhuriyetten Hikmet Çetinkaya idi. Fehmi Koru, Fetullah'ı övgü ile anan bir ünlü gazeteci idi. Bülent Arınç'ın onun hayranlarından biri olduğu açıktı. Gördüğü ilgi bizler için şaşırtıcı ve kaygı verici idi. Ama Atatürk'ün ölümünden beri siyasal iktidarların laiklik karşıtı eylemlere katılmasalar bile ona hoşgörü ile baktıklarına tanık oluyorduk. Karşı devrim bir gerçekti. İktidarların hiç biri Atatürk'ün mirasına saygılı olmadı. FETO ile ilgili çeşitli kasetler izledik. Onlardan en ilginci taraftarlarına sabırlı olmaları, sinsice davranmaları,en önemli kurumları ele geçirmedikçe sessiz kalmalarını tavsiye eden idi.

15 temmuzdan sonra bilmediğimiz bu kadarı da olmaz dediğimiz şaşırtıcı çok şey dinledik, öğrendik. Bu konuya büyük emek vermiş, raporlar hazırlamış, kitaplar yazmış ve hapislerde yatmış cesur insanlar TV'lerde konuştular. Bizim için en şaşırtıcı ve umut kırıcı olan ordumuzdaki gelişmeler bu insana inanan, onunla cumhuriyeti yıkma, ele geçirme amacında birleşen subay ve generaller oldu. Doğrusu orgenerallere, rektörlere, profesörlere, ünlü iş adamlarına varıncaya kadar taraftar kazandığını, bir askeri darbe yapacak güce ulaştığını ben ve çevrem kesinlikle bilmiyor, tahmin etmiyorduk. Evet bir takım kaynaklardan destek aldıkları büyük olasılıktı ama ben görmüş geçirmiş bir Türk yurtseveri olarak bu ileri yaşımda bu toplumu tanımadığımı itiraf etmek zorundayım.

Bu gelişmeleri son derece şaşırtıcı buluyorum. Uzun yıllardır Cumhuriyet'e, Atatürk'e, laikliğe karşı dinci, şeriatçı, liberal işbirliğini esefle izlemiştik ama ordunun bu ihanete ortaklık eden insanlarla generallerle donatıldığını  bilmiyorduk ve düşünemezdik. İktidar bu konudaki uyarıları dinlememişti. Çünkü onlarla her istediklerini verecek kadar yakın bir işbirliği içinde idi. Şimdi bu ağır sorumluluktan iktidar gücünü kullanarak ustaca sıyrılıyorlar.

***

2012 yılında cumhuriyetin yeni yetkililerince bir yıl bekletilen yeni kitabım Kaynak Yayınlarınca  Arslan Kılıç'ın ve Kurtuluş Güran'ın büyük ilgi ve gayreti ile "URFA'DAN HARVARD'A" adı ile yayınlandı. Bu kitap beklentimin çok üstünde bir ilgi gördü ve üst üste yeni baskı yaptı. Acaba dört yıl önce yayınlanan bu kitapta Fetullah örgütüne  ne kadar ilgi göstermiş ne kadar yer vermiştim. Sevgili Kırıkkanat'ın dediği gibi Fetullah'la yatıp Gülen'le kalktığımız bugünlerde iyice merak ettim bunu. İyi hatırlamıyordum. Açıp baktım. 9 sayfada Fetullah ve örgütü anmışım .Yani 2010-11-12 yıllarındaki görüş ve düşüncelerimdi bunlar. Onları okumak bana çok ilginç geldi. Burada o satırları yazıya koymak istiyorum.

"Çok yazık oldu o çocuklara. Denizlere, Yusuflara, Hüseyinlere, saymayla bitmez kötü yönetimlerin kurbanı çocuklarımız. Kolay mı kapitalizmle savaşmak. Bugün o yıllarda yükselen dalganın öncüleri, izleyicileri, yazarları ve destekleyicilerinden bir çoğu AKP, liberalizm, Fetullah yardakçılığı yapıyor. Bir bölümü de çoktan köşeyi dönmüş bulunuyor.

Burada andığım insanların bir bölümü nasıl aldandıklarını görebildiler ama geç kaldılar. "Kemalistler toplumdaki büyük gelişmeyi göremiyor" diyen babalarına ödül veren Erdoğan'ı ağız dolusu öven Altan kardeşler şimdi hapiste. Fetullah ve AKP işbirliği onlara çok pahalıya mal oldu. Cumhuriyetin generalleri Silivri'de hapse tıkılınca Fetullahçıların önü açıldı, orduda hak etmedikleri terfi ve  mevkilere yükseldiler ve böylece darbeya  girişme cesaret ve imkanlarını elde ettiler. AKP'nin bu darbedeki payını inkar edebilir misiniz? Şimdi Erdoğan ısrarla onların idamını istiyor.

Kitabıma dönüyorum (2012)

Maalesef bugün üniversite mensuplarının bir çoğu en iyi en olumlu düşünce ve duyguları taşıyıp onları ifade etmekle birlikte pasif ,edilgen kalmayı tercih ediyorlar. Büyük zulümlere yol açan hukuk ihlalleri, Silivri dramı, hukuk profesörlerini harekete geçirmeye yetmiyor. Bu kitabı hazırlarken emniyet müdürü Hanefi Avcı'nın kitabı yayınlandı. Ardından Odatv tutuklamaları. Nedim Şener, Ahmet Şık, Soner Yalçın. Bir ülkeyi temelden sarsması gereken gerçekler ortaya kondu. Öğrenciler ücretsiz eğitim istedikleri için aylardır hapisteler. Cemaat ve ileri gelenleri tarafından kuşatılmış bir ülke görünümü veriyoruz. İktidarla cumhuriyeti yok etmek için yakın bir işbirliği içindeler. Cemaat yönetim ve denetiminde hakim, savcı ve bürokratlar türlü sahte belgeler komplolar, kirli iftiralar, gizli tanıklar, Amerika'da yerleşmiş, iddialara göre CIA ile temas ve işbirliği içinde bulunan Fetullah hoca Atlantik ötesinden bu büyük oyunu yönetiyor. Kıyamet kopması lazım bu ülkede diye düşünürsünüz. Oysa sesizlik ve sükunet süregeliyorlar. Gazeteler bilinen birkaç istisnası ile bu dehşet verici olayı sükunla hatta destekle karşılıyorlar. Kılıçdaroğlu bile bu olayın lafını edemiyor. Hoca ve cemaatinden çekiniyor, bu olayın üzerine gitmekten korkuyorlar. Seçimlere gidilirken ona 'aman Fetullah hocayı sakın anma laiklikten söz etme' tavsiyelerinde bulunuyorlar. Türkiye'yi sarsacak diye düşündüğünüz kitapların yazarları tutuklanıyor. Başbakanımız(RTE) 'kitap bir bomba etkisi yaratabilir“ buyuruyor. Bütün bu utanç ve kaygı verici gelişmelere karşın belli başlı dikkate değer tepki yok. TV'lerde Nazlı Ilıcak'lar, Nagehan Alçı'lar,Mümtazer Türköne ve Karaalioğulları ,Şamil Tayyar ve Mehmet Metiner'ler AKP iktidarı yönetiminde gelişen bu Türkiye'yi utanmadan alkışlamayı, övmeyi, yüceltmeyi sürdürüyorlar (Erdoğan hayranı Nazlı Ilıcak da hapiste). Onlara göre laikliğe aykırı bir gidişin varlığını ileri sürmek bir paranoyadır.

Bugün 15 temmuzun ardından bir bölümü hapiste olan adlarını andığım bu insanlar büyük bir utanç içinde olmalı değiller mi? Onları özgürlüklerinden yoksun bırakan koşulların yaratıcısı AKP iktidarı ve onun uzun yıllar işbirlikçisi  Fetö örgütünün destekçisi olmaktan büyük bir pişmanlık duymuyorlar mı? İşbirliğinin öteki yanında olup  Akp yandaşlığını sürdürenlerle o günlerdeki dostluklarına bugün nasıl bakıyorlar? Benim şu kitabımda dile getirdiklerime bakarak AKP ileri gelenlerinin ALDANDIK mazeretlerine inanabilir ve onları yıllarca hapiste yatanlar adına affedebilir misiniz? Bizden bu kadar saf ve bilinçsiz olmamız beklenebilir mi? Birgün bu ülkede gerçek demokrasi ve kayıtsız şartsız milli egemenlik halkın egemenliği var olacaktır umudunu taşıyorum. Ama bu, ancak siyasal iktidarların halkın aydınlanması ve bilinçlenmesi bunun engellenmemsi, tam tersine onun aklı bilimi aydınlanmayı ve laikliği benimsemesini desteklenmesi şartına bağlıdır.

Bugüne kadar Atatürk'ten sonraki iktidarlar yazık ki oy uğruna halkdan bu desteği esigemişlerdir. Onların demokrasiye hizmet ettikleri aldatıcı bir masaldan ibarettir. Herşeye karşın aydınlık günlere ulaşacağımız umudunu koruyoruz.

[email protected]

 

İlgili Haberler

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü

ABC Kritik

Aziz Nesin'de vatan haini aramak