unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Necdet Saraç

Hayır çıktığında yürüyüşümüz bile değişir

10.03.2017 13:14

AKP çok zor günler geçiriyor. Ilımlısıyla, radikaliyle siyasal İslamcı bütün politikalar iflas edince AKPnin Türkiye için söyleyeceği yeni hiç bir şeyi kalmadı. İdeolojik-politik hegomanyaları kırılmaya başladı. Paniklemiş durumdalar ve şaşkınlar. Havada uçuşan küfürler ve tehditler bundan dolayı arttı! CHPye saldırılar ya da terör örgütleri Hayırcı teraneleri hatta Hayırcı MHPlilere yönelik saldırılar da bundan dolayı. Baksanıza salon vermiyorlar, verileni iptal ettiriyorlar. O da olmuyorsa saldırıyorlar…

Görünen o ki, çaresizlikten en azından milletin yarısını terörist ilan etmek zorunda kalan AKPliler, hele hele MHPliler referandum kararından pişman gibiler. Referandumun ertelenebileceği söylentilerinin yayılması da sanki bu pişmanlığın bir yansıması gibi… Çünkü bütün baskılara, zorlamalara, kampanyadaki orantısız güce rağmen anketler 16 Nisanda Hayır çıkacağına işaret ediyor, üstelik büyük şehirlerde Hayır dalgasının daha güçlü olduğu anlaşılıyor. Görülüyor ki, sokaklar Hayırcı partilerin de önünden gidiyor. Hayır yelpazesi her gün biraz daha genişliyor. Durum böyle olunca, gerçek Reisin sonunun da şu anda vizyonda olan Reis filmi gibi olma olasılığı da hızla artıyor!

AKP SÜREKLİ KURNAZI OYNUYOR!

AKP, elini nereye atsa orası kurumaya başladı. Kendi jargonlarıyla bereketleri kaybolmuş durumda! Çekirdek kadroları dışında ciddi bir yorgunluk ve bıkkınlık var. Sürekli aldanan ve aldatılan kitlelerin hayalleri bitince, heyecan da bitmiş gibi… Bindirilmiş kıtalarla yapılan mitingler, kapalı salon toplantıları neredeyse bütün televizyonlardan canlı yayınlanıyor olsa da 7 Haziran sonrası yarattıkları kaos ve istikrar ikilemi bu kez aynı derin izleri bırakmıyor…
Kutuplaştırarak düşmanlaştırma, ırkçılıkla beslenen milliyetçilik ve tabi en önemlisi din halen en önemli kozları… Son Almanya numarası da çaresizliklerinin sonucu…

Ancak anlaşılıyor ki, Merkel hükümetinin bugüne kadar ki tavizlerine ve süreci yönetmedeki bütün beceriksizliğine rağmen iptal edilen toplantılardan dolayı AKP istediği sonucu alamayacak, yeni bir milliyetçi hezeyan dalgası yaratamayacak. Yalandan da olsa Mercedesler yakılmayacak, Alman işyerleri boykot edilmeyecek! Potansiyel milliyetçileri etkilemek için gerilimi arttırma isteği de, Alman Gabrielin Türk Çavuşoğlunun kulağına söylediklerinden sonra düşeceğe benziyor… Nitekim,Alman basınında, Almanyanın Putin tarzında bir dış politikaya ihtiyacı yok. Ama birazcık daha realizmin de zararı olmaz diye yazılmaya başlandı bile. Realizm dedikleri de 6 milyon turist ve en az 23 milyar Euroluk yaptırım! Putin yaptırımlarını örnek gösteren Almanlar Sürekli kurnazı oynayan en sonunda aptal konumuna düşebilir diye AKPyi açıktan uyarmayı da ihmal etmediler!

HAYIR ERDOĞANI KOLTUĞUNDAN EDER!

Böyle bir süreçte, 16 Nisan akşamı sandıklardan Hayır çıkması yalnızca Anayasa değişikliğine Hayır anlamına gelmez, asıl olarak Erdoğanın bugünkü fiili diktatörlüğüne de Hayır anlamına gelir! Türkiye için normalleşmenin ve yeni bir dönemin önünü açar. Kim ne derse desin 17 Nisan sabahı başka bir Türkiyeye uyanırız!

Erdoğan Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturamaz, hükümet de tam anlamıyla yönetemez duruma düşer. AKPye atıfta bulunarak sert söylemlerin ve uygulamaların artabileceği tartışılıyor olsa da Hayır sonucu uluslararası alanda iyice yalnızlaşan Erdoğan için sonun başlangıcı olur! Bırakın yılları, aylara yayılan daha fazla sertlik bile tutmaz! Erken seçim gündeme gelir! Hatta, asıl olarak toplumsal uzlaşma metni olması gereken Anayasa için Kurucu Meclis bile gündeme gelebilir…

YARIN HAYALİ

Alternatif için, iktidar değişikliği için, kitleleri harekete geçirecek en önemli neden kuşkusuz yarın hayalidir. Yarın hayali kuranlar, kurdurtabilenler alternatif olurlar. Siyasal İslamın yarın hayali bittiğine göre boşluğu sol hızla doldurmalı. Solun, sosyal demokrasinin, Hayırcıların bu hayali kurması ve kurdurtması gerekir…
Çünkü, Evet diyenler hergün biraz daha tek renge bürünürken, Hayır diyenler partilerin sınırlarını da aşarak daha fazla renkleniyorlar…
Evetçiler, dünün Türk-İslam bugünün İslam-Türk sentezcileri…
Tek adamı ve otoriteyi kutsama dışında söyleyecekleri başka hiçbir şeyleri kalmadı…
Otoriteyi, biatı, güçlü olmak diye pazarlıyorlar…
Herkesi kendi kimliğine hapsediyorlar. Siyaseti sadece etnik ve dini kimlikler üzerinden tarif ediyorlar. Tarif etmekle de kalmıyorlar, kutuplaştırmayı arttırarak siyaseti kimlikler üzerinden inşa etmeye çalışıyorlar…
Yugoslavyada, Kafkaslarda, Orta Afrikada ve Ortadoğuda denenleri tekrarlıyorlar…
Erdoğan dışında ikinci bir aktörleri de yok, kozları da...
Öykündükleri de Osmanlı…
Kardeşini, çocuğunu boğduran padişah hikayeleri ile dolu olan Osmanlı!

HAYIR YELPAZESİ KİMLİKLER ÜSTÜ!
Hayır cephesi ise çok renkli, etnik ve dini kimliklerin de, ideolojik konumlanışın da üzerinde…
Solcular var, sosyalistler var…
Milliyetçiler var, Milli Görüşcüler de var…
Liberaller de, merkez sağçılar da…
İşçiler de, işverenler de…
Sünniler, Aleviler, Kürtler, Türkler, Ermeniler…
Hepsi bir yana AKPden yorulanlar da artık Hayırcı…

Hayır oyu verecek olanlar kimlikleri aşan normal bir Türkiyeyi işaret ediyor. Türkiyede farklı kimlikler yan yana olacaksa, eşit yurttaşlık olmadan olmaz…

Yalnızca bu nedenler bile Hayırcıların sandıktan ne çıkarsa çıksın sonuç değişmez, Erdoğan koltuğu bırakmaz, daha fazla sertleşme olur, iç savaş çıkar gibi olasılıkları tartışmayı ellerinin tersiyle iterek, asıl olarak Hayıra yüklenmeleri gerekir! Kuşkusuz, bütün baskıcı iktidarlarda olduğu gibi, AKP de kendi sonunu dünyanın sonu olarak gördüğü için her hamleyi yapabilir. Ancak yaşanarak görülmüştür ki, bu tür hamleler kaçınılmaz sonu hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz!

Bu nedenle, özellikle referandum olmayacak gibi tartışmalara da kapıları kapatmak gerekir. Bu tür tartışmalar Hayır cephesinde yer alanların yalnızca motivasyonunu kırmaya neden olur, Evetçi yaklaşımları güçlendirir, çünkü Hayır diyenlerin yarın hayali kurmalarını engeller!

Çok açık ki, 16 Nisan akşamı sandıktan çıkacak Hayır yalnızca 15 yıllık yenilmişliği değil, çok daha uzun bir sürece yayılan yenilmişlik duygusunu ortadan kaldırır. Siyasal İslamın ideolojik-politik hegomanyasını bütünüyle kırar. Galibiyet hasretini bitirir, başka bir Türkiyenin kapısını aralar…

16 NİSAN BİR FIRSAT!

Geçtiğimiz günlerde Fransada benim de konuşmacı olduğum bir panelde, Aziz Nesinin oğlu Ahmet Nesin hem insanın içini acıtan, hem de gerçeği yansıtan önemli bir belirleme yaptı. Ahmet Nesin, salonun bir tarafında asılı olan Madımakta katledilen canların resimlerini göstererek, ben bu referandumda en zor durumda olanlardan biriyim: Madımakta babamı öldürtmeye çalışan bir insanla (Karamollaoğlu) aynı oyu kullanacağım ve hayır diyeceğim dedi.

İşte 16 Nisan referandum gerçeği bu kadar çarpıcı. Nesin ile Karamollaoğlu, kuşkusuz 17 Nisan sonrasını birlikte kurgulayamazlar ama sandıktan Hayır çıkarsa Başka Bir Türkiyenin yolunu birlikte açmış olurlar…
Hayırla birlikte Erdoğan başta olmak üzere Bahçeli de tasfiye olur ve Türkiyede normalleşme başlar! Böylece siyaset sahnesinde de kartlar yeniden karılır!
Başka Bir Türkiye, insanları milliyetçi, ırkçı, bölücü olmaktan kurtarır…
Önce düşman yaratma, sonra da linç etme ve birçok zaman da katletme kültürüne son verdirir…
Suriyeden Iraktan çekileceğimiz için, El Babda ya da başka bir yerde askerlerimiz ölmez...
Hukukun herkese eşit ve adil uygulanmasının önünü açar. Zorla yazılmış iddianamelerle yargılamalar sona erer, bütün dosyalar yeniden açılır!
Farklı kültürler, kimlikler ve inançlar,  yasanın o hiç uygulanmayan satır aralarında gizli kalmaz,  günlük hayatta da eşit olmaya doğru yol alır. Kimlikleri telaffuz etmek de normalleşmeye başlar…
Tabi ki, laiklik de yeniden hatırlanır… Şiddet olmadığı sürece kimin nasıl inandığının, nasıl ibadet ettiğinin ve giyindiğinin bir hükmü kalmaz…

16 Nisan bir fırsat, sandıklardan Hayır çıktığında herkesin yürüyüşü de değişir, Türkiye de değişir!

 

 

 

 

 

 

Eğitim