Çok Okunanlar

Atatürk'ün annesine hakaret etmişti... Nişanyan, gerici meczuplarla yarışıyor

Muharrem İnce: Kılıçdaroğlu'nun o teklifine 'Evet' demeyeceğim

İstanbul Havalimanı akan çatısıyla gündemde...

CHP milletvekili hayatını kaybetti

'Eurovision'a neden katılmıyoruz?' sorusuna hükümetten yanıt

CHP, kitle partisi mi, misyon partisi mi yoksa kadro partisi mi?

Sami GÜNAL

“CHP Üzerine' yazımızın son paragrafını şöyle bitirmiştik: “İkinci bölümde kullanmayı düşündüğüm bir cümleyle bitireyim ki yazıya hazırlık olsun."

Denilir ki, 'Efendim bu CHP bir kitle partisidir, o nedenle bu torbanın içinde her renk bulunur.’ Kim demiş? Yok ya!'

Yazının ilerleyen safhalarında görülecektir ki itiraz, “kitle(sel) partisi' olunmaya değil partinin tarihsel kimlik ve misyonuna ters bir şekilde her renk (tür) ideolojinin yer alacağı safsatasınadır.

Evet, CHP denilince önce onun kimliğinden başlanılması gerekiyor. Baksanıza, dile yerli yersiz pelesenk edilmiş bir ezber var: “Kitle partisi kitle partisi…' Demek ki ortada bir kimlik ve yapı vurgusu sorunu var. Bu kimliğin netleştirilmesi gerekiyor. Netleştirilmediği sürece CHP, “filin ele gelen yeri' demek olacaktır ya da sanılacaktır.
Az gelişmiş toplumların siyasal ve sosyal yaşamlarındaki en büyük problemlerinden birisi de “kavram kargaşasıdır.' Kaldı ki kendi politik ve sosyal yaşamımızda da çok karşılaşırız. Karşınızdaki kişiyi kavram kargaşasından kurtararak tartışmaları doğru zemine çekmeye çalışırsınız; karşındaki hem bilmezlik kalıbını kıramaz hem de komplekse kapılıp tatsızlık çıkartır.

Buna, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olma' sendromu denir.

Örneğin “Muhafazakâr' kavramını ele alalım. Ne diyeceğiz? Zamana, zemine ve toplumsal örgüye ve siyasal rejime göre “kapsamı ve temsilcileri' değişecek bir politik kültür ve temsil kavramıdır muhafazakârlık. Dikkat isterim; “inançsal ve yerel kapsamına' dair bir şey söylemedim. Söylemek istediğim, kavram kargaşasına uygunluğudur. Yoksa düz mantıkla ve kolaycılıkla bir kesime yönelik, “tutuculuk' deyip çıkıverirsin işin içinden.

Bu minval üzere kimi kavramların netleştirilmesi gerekiyor.

Siyaset bilimi nazariyatında siyasal partiler sınıflaması türlü türlüdür. O kadar çok kategorize edilmiştir ki bu uzmanlık işi sınıflandırmaları buraya aktarırsak yazının tadı kaçacaktır. Partiler; türlerine, yapılarına, işlevlerine, disiplinlerine, fonksiyonlarına, sistemlerine vb. kategorilere göre ayrıştırılır da ayrıştırılır… İşte, bu kategorik sınıflamaların içerisinde bulunan iki kavramı açıklığa kavuşturmamız gerekiyor. Nedir bu kavramlar?

“Kitle partisi' ve “misyon partisi.'

Bu kavramlara bir de CHP’nin özelliği gereği “kadro partisini' eklemek gerekiyor.

Normatif bilimlerde kavramların ve örgütsel yapıların geçişkenliği vardır. Dolayısıyla bir parti, özellikle Türk siyasi hayatı içerisinde, bu üç kavramın üçünü birden sırtına geçirme özelliğini taşıyabilmektedir. Bu geçişkenlik özelliğinden hareketle konumuz itibariyle "CHP hem bir kitle partisi hem de bir kadro partisidir." demek yerinde olacaktır. Ama bir şey eksik! İşte bu eksiklikten dolayı CHP’nin ekseni kaydırılmaya çalışılıyor.

Ola ki, “Ne demek kadro partisi, kadrosu olmayan parti mi olur?' denilecek olursa bir düzeltme yapmamız gerekecektir. Burada siyaset bilimsel “parti' tanımlamalarını dile getiriyoruz. Siyaset bilimi nazariyatında “Yapılarına göre siyasi partiler' sınıflaması yapılırken; kitle partisi, kadro partisi diye sınıflandırılır. Buradaki “kadro' kavramı niceliksel çoğunluktan ziyade nitelikseldir. Yani sadece kurucuların/yürütücülerin varlığı anlamında değildir.

Üstlendiği “işlev-hedef' anlamında yapılan siyaset bilimsel bir kavram ve tanımlamadır. Teşbihte hata olmaz, benzetecek olursak TÜSİAD bir başka arenada kadro partisi işlevine uygun bir yapıdır; nitel amaç açısından.
Buradaki “kadroyu' “zenginlik-kapital ve çıkar birliği' için dar bir çevrenin oluşturduğu siyasal yapılanma olarak anlayabiliriz. Kitle kavramının dışındadır. Örneğin Amerikan siyasal sistemi içindeki partileri “kadro partisi' kategorisine alabiliriz.

Bununla birlikte “Çıkar birliği' tek anlam içermez. İlla ki kötü bir hedef olmayabilir. Ulvi bir çıkar birliği de olabilir. Örneğin Mustafa Kemal’in kadrosu maddi çıkar birliği için mi bir araya gelmişlerdi? Dolayısıyla “kadro partisi' içinde çıktığı ortam ve şartlara göre bir misyon peşindedir. Bu misyon halktan yana yada karşıt olabilir. 

Eh, giriş cümlesinde “Kitle Partisi' safsatasına karşı tepki göstermemiş miydik? Göstermiştik! Şimdi de tutmuş, CHP bir “kitle partisidir' diyorum. Evet, ama tek şartla: “Misyon' taşıyıcısı olan bir kitle(sel) parti olduğu unsurunu inkâr ya da görmezden gelirsek olmaz! 

Peki, rahatsızlık ne? 

CHP yapısı ve kuruluşu itibariyle üçlü bir saç ayağıdır: Kadro-misyon ve kitle(sel) partisidir. 

Bu saç ayağından ilk ikisi tarihsel ve amaçsaldır. Üçüncüsü ise ihtiyaçtır. İhtiyaç olan “kitleselliğidir.' CHP kitleselliği ihtiyaç duyar, duymalıdır da. Öyle kadro ve misyon partileri vardır ki arzularlar; ama kitleselliğe hiç de ihtiyaç duymayabilirler. Örneğin Perinçek’in İşçi/Vatan Partisi vb. gibi.

Rahatsızlığım, üçlü saç ayağından birinin (misyon) kırılıyor olmasıdır. Aslında şuurlu bir kırılma da değil. CHP’nin tarihsel kimliğinin bilinmemesinden kaynaklanan bilinçsizlikten -ya da sandığımızın aksine bilinçli şekilde işlevsizleştirmek için- kırılan bir ayaktır.

Bu ayağın yerine geçerek; gide gide diğer ayakları da sarıp sarmalayıp bünyeyi değiştirebilecekleri ya da dönüştürebilecekleri hevesine, iç hesaplılığına kapılmaları ve girişmeleridir rahatsızlığın nedeni. Bu girişimlere, “egemen düzen' sahiplerinin ya da “rövanşistlerin/rejim düşmanlarının' ihtiyaçları vardır. Türkiye’de rejim ya da düzen değiştirebilmenin yolu CHP’yi ikna ya da kırmaktan geçer.

Burada, ara bir cümle kurmam gerekiyor. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye’de bir “3C' düşmanlığı var ola gelmiştir. Bunlar; Cumhuriyet rejiminin kendisi, Cumhuriyet gazetesi ve CHP’dir. İkisi halledilmedi mi? Şimdi son aşama CHP’dir. Büyük ölçüde hallettiler de.

Bu tarihsel bünye, “bu hurmaları kusar-kusacaktır' tersi ters olur; bilim kabul etmez. Yani Müslüman mahallesinde salyangozun satılamayacağının test yeri olacaktır CHP.

Peki, nedir kitle-kadro partisi?

Kitle partisi örgütlenme biçimine, kapsamı itibariyle yığın partileri de denilebilmektedir. Diğer bir yakıştırmayla kalabalık toplayıcılığı da desek ayıp olmaz. 

Kitle partilerinin tabanı, daha ziyade ekonomik bakımdan zayıf ve orta ile orta üstü sınıfların oluşturduğu piramit bir yapı arz eder.

Kadro partileri, genellikle sermaye yönüyle güçlü katmanların örgütüyken; dolayısıyla sayı olarak az; para olarak güçlü üyelere sahip homojenik bir yapı görünümü arz ederler.

Yani zenginler kadro partilerini, kaba deyimle fakirler de kitle partilerini yaratmışlardır.

Peki, ideoloji?

Kadro partilerinde ideoloji birliği tamdır.

Ya kitle partilerinde? Üyelerin “genel itibariyle' homojenik bir yapı göstermesi nedeniyle göz ardı etmememiz gereken bir ideoloji-anlayış birliği vardır. Örnekleyecek olursak, bir Sosyal Demokrat parti içinde diyelim ki “çevrenin' öncelikleri konusunda bir anlaşmazlık söz konusu olabilir; ama çevreyi yıkalım, diyenler çıkmaz.

Kitleselliği içselleştirmiş muhafazakâr-dinsel bir parti içinde de buna benzer bir öncelik ayrılığı olabilir. Örneğin güzel sanatlar derslerine önemin abartılmamasını, azaltılmasını savunanlar olabileceği gibi yine de ortalama bir düzeyde tutulmasını savunanlar olabilir. Görüleceği gibi taban tabana bir zıtlık yok, çeşitlilik vardır.

Liberal kitle partilerinde hiç sorun yok. Onlar da homojenik ve sükûnet içinde ideolojik birlik içindedirler.

Dinci Faşist ya da sadece Faşist partiler de kitle partisidir; ama yıkıcı ve yok edicidirler. 

Komünist partiler de siyaset bilimsel nazariyatta kitle partisi tanımlaması içinde yer almaktadır. Aksi görüşe de açıktır, deyip geçelim.

Şimdi ister misiniz bir aklı evvel çıksın, solcu bir jargon özentiliğiyle, “Ne demek kitle? Komünist parti bir sınıf partisidir!' desin. “Aman gurban olim, aklına mukayyet ol yeni yetmeliğin kol gezdiği öğrenci meclisinde değiliz.' Elbette kitleselliği de olan bir sınıf partisidir. Burada kendi kendimizi doğrulamanın tam zamanıdır. Yukarıda ne demiştik?

“Normatif bilimlerde kavramların ve örgütsel yapıların geçişkenliği vardır.'

Gelelim Misyon Partisine!

CHP’nin asıl karakteristik (başat) ve vazgeçilemez özelliği misyon partisi olmasıdır. Yani bir ilke ve görev örgütlenmesidir. CHP’yi ele alırken ona sadece “Kitle Partisi' deyip çıkarsan ne tarihi biliyorsundur ne de particiliği biliyorsundur. Ya da biliyorsundur da hesap başkadır. Ama genelde hesabı başka olanlar bu tarihsel gerçek ve bilgilerden yoksunlar. Yoksun olmasalar bile analitik düşünce sahibi olmamalarından mütevellit, “Ömrüm boş hayale kandı, gidiyor.' türküsünü onlara miras bırakırım.

Nedir CHP’nin tarihsel kimliği, misyonu?

Demokratik ve Laik Cumhuriyet. Liberasyonlara önlem niyetine halkçılığı da hatırlatmakla yetinelim. 

CHP, kurtuluşun ve kuruluşun partisidir. Sıradan bir parti değildir. “Kurtuluş,' Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin öncülüğünde gerçekleşirken; “Kuruluş' ise bu cemiyetin ardılı olan Halk Fırkası eliyle başarılmıştır.
CHP; Yapısı, misyonu, tarihsel kimliği ve birikimi dışına çıkamaz, ekseninden kaydırılamaz; bu çabalar olsa bile.
Eğer ki iddiamda ve sözümde yanılırsam zaten geçmiş olsun. Çağdaş, ulus-toplum hayatına El Fatiha! Bir daha aydınlığı gören olursa bana da haber versin.

Teknik bir aksaklık olmadığı sürece bu CHP yazı dizisinin devam ettirilmesinde yarar olacaktır. Bitmedi. İşte bundan sonrasında CHP’nin belgesel atıf ve değinmelerle tarihsel kimliğini ve misyonunu irdelemeye devam edip şimdiki bu CHP’nin, Atatürk’ün/Cumhuriyet’in CHP’si olmayıp Y-CHP nam, bir “Ayıplı Mal' olduğunu ispata çalışacağız. Y-Türkiye ve Y-CHP, ne tesadüf di mi?

Parti organizasyonları aynı zamanda birer hizmet kuruluşlarıdırlar.

Bilindiği üzere mal ve hizmetlerin güvenliği de yasalarca koruma altına alınmıştır. Bu amaçla “Tüketici Haklarını Koruma Kanunu' külliyatı yazılmıştır. Bu haklar içinde “Ayıplı Mal ve Hizmet' kavramı vardır. “Ayıplı Hizmet' kavramını Yasa şöyle tanımlamıştır:

“Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen (…) veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.
Hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen (...) özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır.'

Partiler de birer canlı organizma ve organizasyonlardır. Jean-Jacques Rousseau ve onun öncülü Thomas’ın temelini attığı “Toplumsal Sözleşme' kavramında, uygarlık tarihi ve o uygarlığın yaratıcısı ve yapıcısı olan insanlık haberdardır. 

Partilerin de toplumlarla -özelinde de tabanıyla- sözleşmeleri vardır. CHP’nin sözleşmesi ne üzerine? Elbette tarihsel “misyon' üzerinedir. 

“Altı ok içindeki 'Devrimcilik’ten sonra yedinci ok olarak 'Devşirmecilik’ ekleyen' CHP bu sözleşmeye uymakta mıdır?

CHP, bir “Ayıplı Maldır(!)'

İlgili Haberler

ABC Forum

ABC Forum | Mustafa İlker Gürkan | Andımız ve ulus sorunu

ABC Forum

ABC Forum | Şafak Yüca | Gelenekçi-Liberal Kalkınma Modeli: İnşaat

ABC Forum

Leyla Civil | 'Karanlık ve Mavi'

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Ali Koç başkan, peki şampiyon kim?

ABC Forum

Ali Koç FETÖ iddialarına cevap verdi

ABC Forum

Engeli nasıl aştık?

ABC Forum

Cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kriterleri

ABC Forum

'Hesap vereceksin tetikçi Küçük'

ABC Forum

Şuraya Bir 'Afrin' Çizelim - “Bordo Bereliler 2 Afrin'

ABC Forum

Zübükler…