unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Gaffar Yakınca

Türkiyenin gerçek kimsesizleri: Atatürkçüler

03.12.2016 16:11

Andy Ar şirketinin yaptığı siyasi eğilim araştırmasının sonuçları açıklandı. TÜİK gibi işi istatistikten ibaret olan bir kuruma bile siyasetin bulaştırıldığı memleketimizde araştırma şirketlerininin güvenilirliği hakkında da kafamızda soru işaretleri oluşuyor. Andy Arın mazisine biraz baktım, 2010 refrandumu da dahil olmak üzere son altı yılda yapılan seçimlerin hepsinde en isabetli tahminleri yapan şirketlerden biri olarak görünüyor. Dolayısı ile, şirketin araştırma sonuçlarını bazı küçük sapmalar dahilinde doğru kabul edebiliriz.

Araştırmada pek çok kayda değer soru ve bulgu var. Ancak benim en cok ilgimi çeken kısım siyasi duruşunuz hangisi sorusuna verilen yanıtlar.

Şaşırdığımı itiraf etmeliyim, insanların kendilerini ait hissettikleri siyasi konumlar arasında Atatürkçülük %19,3 ile birinci sırada geliyor, onu %14,6 ile milliyetçilik izliyor. Muhafazakarlık %8,2 ile ancak üçüncü sırada kendine yer bulabilmiş. Daha ilginci AKPnin politik çekirdeğini oluşturduğunu varsayabileceğimiz islamcı ve muhafazakar demokratların toplamı sadece %7,6 ediyor.

AKPnin başarısı, CHPnin başarısızlığı

AKPnin başarısı da CHPnin başarısızlığı da bu tablodan net bir şekilde okunabilir.

Siyaset sahnesinde her partinin siyasi yönelimini belirleyen bir ana ekseni ve bu eksen etrafında örülen bir pratiği vardır. Partiler, bu pratikle olabildiğince geniş toplum kesimlerinin desteğini almaya çalışırlar. En önce kendilerine yakın olan kesimleri, devamında tarafsızları ve hatta belki daha uzak görüşlere sahip olanları.

AKP kabaca %8lik bir çekirdek üzerine inşa ettiği örgüt ve siyaset ile %45e varan bir kitleyi peşine takmayı başarmıştır. En önce %3lük dindarları, sonra %8,2lik muhafazakarları, ve sonra fikrim yok diyen ve yanıt vermeyen toplamda %21lik grubun büyük bir bölümünü. Sadece şu durumda bile %39luk bir kitleden söz ediyoruz demektir. 7 Haziran seçimleri ile 1 Kasım seçimleri arasında AKPnin kazandığı %10luk destek ise büyük olasılıkla kendini milliyetçi veya Türk milliyetçisi olarak tanımlayan kesimlerden gelmiştir.

unnamed-132.jpg

Gelelim CHPnin başarısızlığına. CHP Atatürkün kurduğu bir partidir ve ülkedeki Atatürkçüler herşeye rağmen oylarını hala CHPde birleştirmektedir. Parti bayrağı Atatürkçülüğün altı ilkesini temsil eden altı oktan oluşan, tüm parti belgelerinde Atatürkçülüğün altı çizilen CHP, Atatürkçüleri temsil etme iddiasında olan bir partidir. Yani tabloya bakacak olursak %19,3 ile toplumun en geniş kesimini. CHPnin oturduğu taban alanı bununla da bitmemektedir. Kendini sosyal demokrat olarak niteleyen %4,6 ve laik olarak niteleyen %2,6 da kesinlikle CHP seçmeninin ana eksenine dahildir. Bunların toplamı %26yı geçmektedir.

Demek ki CHP, bırakın peşine başka görüşlerden veya görüşü olmayan birilerini takmayı, kendi elindeki çekirdeğe bile sahip çıkamamaktadır. Bu hesaba milliyetçileri dahil etmiyorum bile. Hadi kendine Türk milliyetçisi diyenleri bir yana bırakalım, milliyetçilik CHPnin altı okundan biridir ve toplumun %14,6sı kendini milliyetçi olarak nitelemektedir. Bu kesimi de CHPnin çekirdeğine ilave ederseniz karşınıza %40 gibi devasa bir oran çıkar.

AKP, %8lik çekirdeği ile %50ye ulaşmayı başarırken CHP %40lık çekirdekle %25e ancak varabilmektedir.

CHP açıkça başarızdır. Çünkü CHPnin akıl hocaları, Türkiye gerçeğini bilmeyen, halkı tanımayan danışmanlar, yönetim kademelerine paraşütle inen, hayatında tek bir ilçe örgütüne adım atmamış yöneticiler CHPyi inatla yanlış bir yola sürüklemiştir. Şu istatistik tablo orta yerde duruken CHPyi hala HDPye yakınlaşmaya zorlamak, Atatürk posterlerini, Türk bayraklarını indirenleri övüp, Atatürkçülüğe, ulusal değerlere sahip çıkmayan çalışanlara faşist  demek hangi akla hizmet etmektedir?

Türkiyenin kimsesizleri: Atatürkçüler

CHPyi bir yana bırakıp, Atatürkçülere dönelim. Hiç bir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde şu cümleyi kurabiliriz: bugün Türkiyenin en sahipsiz kesimi Atatürkçülerdir.

Verilere göre Atatürkçüler, laikler ve sosyal demokratların oranı %26yı geçmektedir. Ülkemiz, toplamı %10u bile bulmayan islamcı azınlığın istekleri doğrultusunda yeniden dizayn edilmekte, en az %26lık ezici bir grubun arzuları, hakkı, hukuku hiçe sayılmaktadır.

Ülkenin en kalabalık siyasi grubunu oluşturan Atatürkçüler adeta herşeyin sonu gelmiş gibi, kendi kendilerine hayıflanmakta, umutsuzca içine kapanmaktadır. Evet, Atatürkün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde Atatürkçüler kimsesizdir, sahipsizdir.

Liberallerin, Kürtçülerin, çakma solcuların her fırsatta faşist diye hakaret ettiği, beyaz Türk diye şeytanlaştırmaya kalktığı, yazar takımının Starbaksçı orta sınıf diye aşağıladığı, TC-Ayten diye alay ettiği bu insanlar ülkenin en savunmasız, sosyal ve siyasal olarak en çok ezilen kesimini oluşturmaktadır.

Ülkemizin çok bilmiş sözde aydınları Atatürke ve Atatürkçülere sövmeyi bir maharet bellemiştir. Kitaplarını Atatürkçülere satarlar, oyunlarını Atatürkçüler izler, CHPli belediyelerin kültür-sanat olanakları olmasa bırakın böyle caka satmayı nefes bile alamazlar; ama her fırsatta dönüp yine Atatürkçülere çakarlar. Çünkü onların sahipsiz olduğunu, ne deseler sineye çakileceğini, en kabasından Tivitıra iki Atatürk resmi koyarak zevahiri kurtaracaklarını bilirler. Bırakın Atatürk gibi bir sembol ismi, sıkıysa Tayyip Erdoğana yönelik iki olumsuz laf edin, bakın bakalım ondan sonra AKP belediyeleri sizi kapıdan içeri bastırıyor mu? Ama Atatürkü ve Atatürkçüleri savunacak bir siyasi irade yoktur. Sövenlerin hayatında hiç bir değişiklik olmaz, yanlarına kar kalır.

Dikkat edin, yıllar boyunca Atatürkçüler hep Kürtlerle (daha doğrusu PKK ile) ilgili konularda sessiz kalmakla itham edildi. PKKnin yaptığı her demokratik açılımda neden destek vermiyorsunuz diye adeta yakalarına yapışıldı. Kendi kayıplarını anlamlarına dahi izin verilmedi, neden falancayı da anmıyorsun, neden falan yere sessiz kalıyorsun diyerek itip kakıldı. Biliyorsunuz, bir insanı söylemediği ya da yapmadığı bir şey için suçlamak açıkça faşizmdir. Her gün AKP faşizminden şikayet edenler faşizmin en adi taktiklerini Atatürkçülere karşı kullanmaktadır.

AKP iktidarının ilk günlerinden beri Atatürkçüler hiç yanılmadılar, kaygıları hep doğru çıktı. Ergenekon, Balyoz vb FETÖ operasyonları ile entelektüelleri, bürokratları, subayları hapislere atılıp  ölümlere sürüklenirken, etnikçi liberaller ve çakma solcular %5lik islamcılarla beraber alkış tutuyor, demokrasi marşları söylüyordu. Şimdi aynı insanlar, bu sefer başka bir cepheden yine Atatürkçülere düşmanlık ediyorlar. Dinciler, etnikçiler ve çakma solcular aynı ortak paydalarını koruyorlar, o payda Atatürk düşmanlığı ve Atatürkçülere duydukları nefrettir.

Toplumun en geniş kesimini oluşturan Atatürkçüler siyaset sahnesinde varlık göstermek zorundalar. En başta siyasi iradelerini teslim ettikleri CHPyi bu açıdan sorgulamak zorundalar.

Neden son beş altı yılda Atatürkçü düşünceleri ile öne çıkan pek çok isim CHPden tasfiye edildi? Neden CHP yönetimine liberaller doluşturulurken Atatürkçüler özenle uzak tutuldu?

Neden ülkenin bağımsızlığını ilgilendiren terör ve benzeri olaylarda CHP yeterince sert bir tutum almıyor?

Neden CHP halkçılığı, milliyetçiliği ve özellikle de devletçiliği çöpe atmış gibi görünüyor?

Neden CHP kendi içinde Atatürke yapılan saygısızlıklara net tavır almıyor?

Evet, Atatürkçüler Tüm bu soruları CHPye yüksek sesle sorup yanıtlarını da takip etmek zorundalar. CHP bunlara yanıt veremiyor mu? O zaman da CHPden başka bir yol bulmaya mecburlar.

Gezi günlerinde onbir milyon insan sokaklara taştı, ancak AKP yıkılmadı. Bu AKPnin başarısından ziyade bizlerin örgütsüzlüğü ile ilgilidir. Unutmayalım sayıca ne kadar kalabalık olursanız olun iktidara uzanacak bir örgütten yoksunsanız, ezilmekten kurtulamazsınız. Atatürkçülerin bugün içinde bulunduğu da tam olarak böylesi bir durumdur.

Eğitim