Çok Okunanlar

Türkeş 'Fesli Kadir' için ne demişti?

Yandaşların 'Atatürk' yalanı bitmiyor... Gerçek saniyeler içinde ortaya çıktı!

Nagehan Alçı, AKP'nin İstanbul ve Ankara adayını açıkladı

ADD Başkanı Süheyl Batum'a Fenerbahçe'den istifa çağrısı

CHP'de 140 belediye başkan adayı belli oldu

Demokrat Parti ve 27 Mayıs

Cumhuriyet karşıtları, karşı devrimciler DP iktidarını övüp 27 Mayıs’ı karalamakta öncülük ederler. Onlara göre 27 Mayıs’ın, 12 Mart ve 12 Eylül’den bir farkı yoktur ve DP iktidarı masumdur .Askeri darbeleri demokrasiye inanan hiç bir sağduyu sahibi insan elbette onaylayamaz.Demokrasilerde darbe olmaz, olmamalıdır. Ancak şu gerçeği görmek lazım; o günleri yaşamış bir insan olarak şunu ileri sürebilirim, 27 Mayıs’ın tahrikcisi ve hazırlayıcısı demokrat partidi.

Büyük umutlarla tek parti yönetiminden halk oyu ile demokrasiye geçişimizin gururu ve sevinci çok kısa sürmüş, iktidara gelen parti demokrasi umudunu yok etmek için hemen her şeyi yapmıştır.Benim gibi o günleri yaşayanların tanık olduğu antidemokratik politika ve eylemler saymakla tükenmez.

Basın özgürlüğü üzerinde ağır bir baskı kurulmuş, bir besleme basın yaratılmış tahsisatı- mesture bu amaçla kullanılmıştır. Saldırıların 50 öncesi başlatıldığı Köy Enstitülerine son darbeyi vuran, halkevlerini kapatan DP iktidarıdır, İki aydınlanma odağını yok etmek açıkça halka ihanet sayılmak gerekir.

Din istismarı onların zamanında ivme kazanmış, kuran kursları o yıllarda çoğalmış, öğretim birliği bu yönetimce göz ardı edilmiştir.Vatan Cephesi rezaleti, radyodan her akşam duyurulan katılım listeleri hiç kuşkusuz demokrasi tarihimizin bir utanç sayfası olarak anılacaktır.

Genç bir hekim bir devlet görevlisi olarak İstanbul belediyesi salonlarında Vatan Cephesi’ne katılmamız için yapılan baskı belleğimdeki en acı, en onur kırıcı anılar arasında yer alır.Kırşehir iktidara oy vermediği için ilçe yapılmıştır.

6-7 Eylül olayları doğaldır ki yine yakın tarihimizin en kara sayfaları olarak anılmayı sürdürecektir. Beyoğlu’nun o günkü dehşet verici manzarası ile birlikte büyük bir utançla hatırladığımız bu vahşeti çağrıştıran olaylarda solcuları suçlamaya kalkan iktidar aslında yine baş sorumludur.

Türkiyenin bağımsızlığını gölgeleyen ikili anlaşmalar bu dönemde imzalanmış, küçük Amerika hayalleri bu yıllarda yeşermiştir. Bağımsızlık mücadelesi yapan Cezayire karşı DP iktidarı Fransa’yı desteklemiştir.Demokrat Parti sanki demokrasi için hazır olmadığımızı ispatlamak ve tüm yurtta ve dünyada bu memlekette demokrasi yapılamaz inancını yaratmak misyonunu yüklenmiş gibidir.

27-mayis-foto.jpg

TBMM de tahkikat komisyonu kurarak ve bir mahkeme görevini üstlenerek muhalefeti yok etmek girişiminde bulunmaktan da geri durmamıştır bu iktidar. Menderes açıkca sabık başbakan olmak istemediği ifade etmiştir.

Bütün bunlara karşı yurdun aydınlık güçleri bir dayanışma içinde DP zorbalığına karşı çıkmışlar ve onurlu bir mücadele vermişlerdir.İstanbul Üniversitesi, iktidar polisi tarafından yerlerde sürüklenen rektörü Sıddık Sami Onar, Hüseyin Naili Kubalı, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve Ragıp Sarıca gibi onurlu hukuk abideleri ile birlikte Türkiyeyi tek parti diktatörlüğüne götüren bu sefil politikaların karşısına çıkmıştır.Tüm üniversiteler, öğrencileri ile birlikte bu karanlık gidişi çeşitli eylemlerle protesto etmiştir.

Bugün her türlü antidemokratik eylemlere karşı duracak o üniversitelerin özlemi içindeyiz. DP iktidarının gaflet içindeki davranışlarını sergileyecek söylenecek, yazılacak daha pek çok şey var.

Bütün bunları görmezden gelip DP iktidarına övgü düzen Mehmet Metiner ve Taha Akyol gibi sözde özgürlük savunucusu insanları doğrusu hayretle ve şaşkınlıkla izliyorum.Onları asla tarafsız bulmuyorum.

27 Mayıs işte böyle bir atmosferde gelişmiş ve gerçekleşmiştir.Yinelemek istiyorum başlıca sorumlusu DP iktidarıdır. 27 Mayıs’ı yapanların kuşkusuz büyük hataları olmuştur. İdamlar bir kara sayfadır 147’ler olayı utanç vericidir. Ancak büyük umutlarla girdiğimiz demokrasiyi yok eden bu iktidarın demokrasi karşıtı icraatını göz ardı edip sadece 27 Mayıs’ı karalamak da büyük bir haksızlıktır. 1961 anayasası büyük bir umuttu.

Bu Anayasa ile bağımsız yargıyı sağlayacak kurumlar oluşturulmuş, grev ve toplu sözleşme yasal güvence altına alınarak emeğin kutsal değeri öne çıkarılmış, üniversite ve TRT özerkliği gözetilmiştir.

Yine o dönemde Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi yasası kabul edilmiş ülkede büyük bir sol açılım gerçekleşmiştir. İlk kez halktan eşitlikten sosyal adaletten söz eden kitaplara, yayınlara kavuştuk Nazım Hikmetin bir vatan haini olmadığı 27 Mayıs’la öğrenilmiştir Solu, sosyalizmi anlatan kitaplara 27 Mayıs’la kavuştuk ama devrim amaçlı ihtilali gerçekleştirenlerin hatalar yapmamaları olanaksızdı. Tüm iktidarlar ülkeye pahalıya mal olan hatalar yaptılar.

147’ler olayı o büyük hatalardan biridir. Yineliyorum Menderes ile birlikte iki bakanın idamı gibi bir başka kara sayfa olarak yakın tarihimize yazılmıştır. O günlerden bu yana yine gerçek demokrasiyi, gerçek bir halk irade ve iktidarını, uygarlığı, aklı, bilimi çağdaşlığı benimseyen iktidarlara sahip olamadık. 27 Mayıs’tan ders alınamadı. Sonraki askeri darbelerin de önde gelen nedeni yine kötü yönetimler ve dış etkenlerdir.

Ülkede özlediğimiz demokrasinin kurulamayışıdır. Demokrasinin önündeki engel olarak sadece orduyu ileri sürmek bir aldatmacadır bir gaflettir, sicili bozuk siyasal iktidarların buradaki rolünü ve sorumluluğunu kasıtlı bir şekilde gizlemektir. Bugünkü iktidarın en büyük yaratıcısı olduğu kamplara bölünmüş bir ülkede yurtseverler, yakın tarihimizle birlikte, bugün yaşadıklarımızı tarafsız, objektif bir şekilde irdelemek ve halka aktarmak görevini taşımaktadırlar. 

 

 

İlgili Haberler

ABC Kritik

'Yaptırım' mı?,  'Kitle İmha S­ilahı' mı? 

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Bir PKK-FETÖ-AKP işbirliği: Andımızın kaldırılması

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Bilim, Bilim, Yine Bilim ve Aydınlanma!

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemeleri

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

ABC Kritik | Berk Yüksel | Echo ve Narcissus

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Sol Muhalefetin Acıziyeti

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Krizle geldiler ama krizle gitmeyecekler

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Televizyondaki açık oturum konuşmaları

ABC Kritik

ABC Kritik | Nejla Kurul | Karma eğitimi savunmak gerek

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof Dr. Coşkun Özdemir | Türkiye ne halde?

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Müstemleke geldiniz müstemleke gidiyorsunuz: McKinsey'in Türkiye serüveni