darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

Katar'dan gelen yardımın karşılığı ortaya çıktı

Emeklilere maaş şoku!

‘IMF'ye gidin, Berat Albayrak'ın işine son verin'

'Setlerde bakire arayan erkek oyuncu var'

Hem cinsiyetçi hem saçmalama uzmanı: Yandaş yazardan skandal yazı

Diktatör düşerken maval okuyan yandaş

Çağlar Tekin

Bugün yandaş basının tamamında düşen diktatörün, Erdoğan’ın savunusu yapıldı. ABD’ye yalnız giden ve daha da yalnızlaşarak dönen Erdoğan belli ki dönüşte talimat vererek ülke içinde güven sağlamayı deniyor tekrar. Güven sağlamanın geleceği belirsizken yandaşın yalanına bir göz atabiliriz. Erdoğan basınının en “önemli' mecralarından Sabah “gazetesi' “Erdoğan güveniyle Türkiye’ye geliyoruz' manşetiyle çıktı. Sözkonusu manşet yabancı sermayedarların Türkiye’ye sadece ülkeye güvenerek değil, esasen Erdoğan’a güvenerek geldiğini iddia ediyor.* Bu tez, Erdoğan’ın “Ben gidersem ülke bölünür, yok olur, ben Türkiye’yim' söyleminin altını doldurmaya ve gidişi geciktirmeye yönelik. Böyle bir yalanın kimseyi ikna etmeyeceğini bilen diktatör, sadece uzatmaları oynamaya çalışıyor. Uzatmadan yandaş yalana geçelim. Sabah, manşetinde, “21 dünya devi şirketin Başkan ve CEO’su Washington’da en çok Türkiye’ye ilgi gösterdi. Ortak kanaatleri şuydu: 'Sadece Türkiye’nin gücü değil, Erdoğan’ın verdiği güven duygusu bizi ülkenize yönlendiriyor.’

Haberin devamı ise Erdoğan’ın atadığı bürokratların Erdoğan’ı övmesinden ibaret. Herhangi bir veri dahi içermiyor. O vakit, veri kullanımını biz yapalım. Açık söylemek gerekiyor, Türkiye’ye yatırım yapılmıyor.

12921067_10153478531184212_1597781233_n.jpg

Küçülen Türkiye, “Yeni Türkiye'

Geçen yıl yabancı portföyündeki net çıkış 9.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam 2001 ve 2008 krizlerinden dahi büyük bir çıkış olduğunu ifade ediyor. Hatta, aynı rakam Türkiye tarihinin en büyük yabancı sermaye kaçışı anlamına geliyor. Bu sene için ABD’nin faiz artırımı yapacağını da göz önüne alırsak daha büyük bir kaçışla karşı karşıya kalacağımızı öngörmek müneccimlik olmasa gerek.  

Geçtiğimiz sene yaşanan sermaye çıkışının bir krize sebep olmamasının altında 16 milyar 750 milyon dolarlık doğrudan sermaye girişi ve Merkez Bankası’nın rezervlerinin dış açığı kapatması yatıyor. 2007 yılı 22 milyar dolarla en büyük sermaye girişine sahne olurken 2008’de 19.7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Ardından yaşanan dünya finansal krizinin de etkisiyle 2009’da 8.6 milyar dolar, 2010’da 9 milyar dolara kadar düştü. 2011’de 16 milyar dolara yükselen sermaye girişi sonraki yıl düşüşe geçti ve 2012’de 13 milyar doların biraz üzerinde kaldı. 2013 hemen aynı seviyede kalan yatırımlar 2014’te de seviyesini biraz azalarak korudu. 2015’te ise dış yatırım 16,754 milyar dolara ulaştı. 2016 ise ilk verilere bakıldığında kabus gibi geçeceğe benziyor. 2015 Ocak ayında 1.727 milyar dolar olan sermaye girişi bu sene 620 milyon dolarda kaldı. Üstelik bunun hemen yarısı gayrımenkul alımı olarak gerçekleşti. Ancak, Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye girişi öncelikle gayrimenkul alımı etkisi altında olduğu için ülkeye ciddi bir katkı sunmaktan uzak kalıyor. Öyle ki gayrımenkul alımı üzerinden giren sermaye 4 milyar doların üzerine çıkmış durumda. İkinci kalem ise özelleştirme. Bu iki kalem istihdam yaratmaktan uzak olduğu için ekonomik refah için bir alan da açmıyor.    

Ortalamayı düşüren Erdoğan

Bu rakalar ise aldatıcı olmamalı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde AKP öncesi döneme ait ortalama (1950-2002) büyüme rakamı 5,1 iken AKP iktidarları döneminde 4,7’de kalarak ortalamanın altında kaldı. Üstelik söz konusu dönem ABD kaynaklı para bolluğuna sahne oldu. Üstelik 2015’te büyüme yüzde 4 olarak gerçekleşirken 2016 daha da kötü bir dönem olacağını şimdiden göstermiş durumda.

AKP iktidarları döneminde büyümenin neden düşük olduğuna dair en önemli neden ise gelen sermayenin ya gayrımenkul gibi “ölü yatırım' olarak gerçekleşmesi yada büyük oranda özelleştirme ve şirket-tesis alımı gibi alanlarda gerçekleşmesi. Bu sermaye girişi büyümeye etki yaratmayan, hatta dış bağımlılığı artırarak ülkeyi daha hassas hale sokan bir durumda.

Daha kötü olan ise sözkonusu sermaye girişine rağmen büyüyen açık. 2015 yılına baktığımızda Merkez Bankası 16 milyar dolar rezerv kullanarak cari açık kapattı. Bu durum sürdürülebilir olmaktan uzak. Sadece sermaye yönünden baksak dahi diktatörün güvensiz, hukuksuz, insan haklarını hiçe sayan ülkesi yeni sermaye girişi için herhangi bir yeteneğe sahip değil.

*http://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2016/04/04/erdogan-guveniyle-turkiyeye-geliyoruz

İlgili Haberler

Medya

Fatih Portakal'dan dikkat çeken 'Uğur Gürses' paylaşımı

Medya

Ahmet Hakan'dan ilginç Bülent Arınç yazısı

Medya

Ahmet Hakan'dan 'Anti-Amerikancılık' dersleri

Medya

Cumhuriyet gazetesine zam

Medya

CNN Türk'te bir dönem sona eriyor

Medya

TRT yine skandala imza attı!

Medya

Gazeteciliği de böldüler! Nurcular'dan haremlik-selamlık gazetecilik semineri

Medya

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, cezaevindeki gazetecilerin bayramını kutladı

Medya

DİSK Basın İş: TL'deki değer kaybı gazetelerde kağıt sıkıntısına neden oluyor

Medya

'7 TL'den dolar bozduranlar hem kârlılar hem de vatanseverler'

Medya

RTÜK'ten Beyaz TV'ye ‘Adnan Oktar' cezası

Medya

Demirören'in işten attığı gazeteci için kampanya