YAZARLAR

Tüm Yazıları Necdet Saraç

Çürümüş düzenin alternatifi soldur!

20.12.2017 13:38

Siyasal İslam hayalinin çökmesi, uluslar arası alanda teslim alınma ve yalnızlaşma, AKPnin yönetme yeteneğini de önemli ölçüde yitirmesini beraberinde getirdi. Trumpın AKPye uzattığı Kudüs Can Simidine rağmen yalnızlık ve yönetememezlik hali, tek adamdan oluşan AKP rejimine, uzunca bir süredir temel politika haline getirdiği, milliyetçilik ve dincilik üzerinden de beslediği kutuplaştırma tavrında ısrarı devam ettirtiyor…

Kağıt üzerinde olsa da 80 milyonun Cumhurbaşkanı olması gereken Erdoğanın seçimlerde 12 milyon oy alan CHPnin Genel Başkanı Kılıçdaroğluna hem AKP Genel Başkanı, hem de Cumhurbaşkanı sıfatıyla, argo ile bütünleştirdiği  Mankafa  gibi küfürleri sıralamasının, ortamı daha da germesinin nedeni de bu…

Garip olan ise şu; Sanki bunlar hiç söylenmemiş, hiç yaşanmamış gibi, sanki AKP bütün dünyanın gözü önünde Türkiyenin adının yolsuzlukla, hırsızlıkla, rüşvetle anılmasına neden olmamış gibi, televizyonlar başta olmak üzere bir çok alanda ülke çıkarları gerekçe gösterilerek orta yolcu bir tavırla aynı gemideyiz söylemi yükseliyor, üstelik bu söyleme CHP yöneticileri de dahil, hatırı sayılır yazar-çizer ve muhalif de katılıyor…

Oysa bu iktidardan kurtulmanın ilk şartı, çoğunluk gibi gözüktükleri için sahip gibi davrananlara şirin gözükeceğiz diye sahici olmaktan uzaklaşmamaktır. Çünkü, sahici olmayan inandırıcı da olamaz. İnandırıcı olacaksak bırakın aynı gemideyiz edebiyatını yapmayı, tam tersine en yüksek perdeden biz AKP ile aynı gemide değiliz diye haykırmalıyız! Bu gerçeği haykırmak yerine, ABD ve ABye tavır alacağız diye kulağa hoş gelecek laflar etmek AKPnin biten siyasi ömrünü uzatmaktan başka bir işe yaramaz!

AKPNİN SİYASİ ÖMRÜ BİTTİ
Siyasette tek adamın istekleri üzerinden, ekonomide de ise yine tek adamın denetiminde inşaat, enerji ve madenler üzerinden yürüyen mevcut siyasal sistem  tümüyle çürümüştür. Bu çürüme, Suriye sonrası uluslar arası alandaki yenilgi ve yalnızlaşmayla da buluşmuş AKPnin siyasi ömrünü fiili olarak bitirmiş, bunun bir sonucu olarak AKPnin yıktığı düzenin yerine koyabileceği Yeni Osmanlı Düzenini koyma şansını da ortadan kaldırmıştır…

Gezi eylemlerinde, 8 Haziran sabahında ve 16 Nisan akşamında kaçan fırsatı bugün artık kaçırmamak gerekir. AKP ile sistem üzerinden geciken açık ve kesin bir hesaplaşma zaman kaybedilmeden yapılmalıdır. Bu yapılamadığı, alternatif oluşturulamadığı için AKPnin biten siyasi ömrü sürekli uzamaktadır…

KORKAKLIK MI CÜRET Mİ?
AKPnin siyasi ömrünün uzamasında Türkiye burjuvazisinin, dindarların, merkez sağın ve sosyal demokrasinin korkaklığının önemli bir rolü var. Türkiyede çoğunluk ne diyorsa ona göre konuşma eğilimi çok güçlü. Oysa siyaset korkaklar üzerinden yürümüyor. Bugüne kadar siyasi korkaklık teslim alınmayı ve ideolojik çürümeyi beraberinde getirdi…

Değişim, ortalama konuşanlardan değil, farklı ve devrimci şeyler söyleyenler üzerinden olur.  Siyaseten meydan okuyanlar, cüretkar olanlar değişimin öncüsü olur. Oysa Türkiyede hep sonuçsuz kalmış bir ortalama akıl ısrarı var…

CORBYN İNANDIĞINI YAPTI
Alternatif nasıl olunur sorusunun cevabını Corbyn verdi.

Bu yıl İngilterede yapılan seçimlerde Corbynin İşçi Partisi İstikamet Sol diye çıkınca, parti içindeki 200e yakın milletvekili dahil bir çok kişi tarihimizin en ağır yenilgisini alacağız diye ortalığı velveleye verdiler. Muhafazakar Parti de Corbyn gerçekçi değil, biz seçimi rahat alırız dedi. Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi ise bu tür baskılara kulak asmadı, inandığını yaptı ve sonuç tam tersi oldu.

Su, enerji, toplu taşımacılık gibi özelleştirilmiş hizmetleri yeniden kamulaştıracaklarını, devlet-sermaye ortaklıkları projelerine son vereceklerini, sanayi, konut, eğitim sağlık alanlarında yeni yatırımlarla ekonomiyi canlandıracaklarını, sendikaların örgütlenme hakkını güvenceye alacaklarını, siyaseti tabana yayacaklarını, ücretleri artıracaklarını, eğitimde harçları kaldıracaklarını ilan eden ve bunu seçim bildirgesine koyarak, bir grup sosyalist ve sendikacı tarafından kurulan Momentum Hareketi ile de seçim kampanyasını birleştiren İngiliz İşçi Partisi yüzde 40ı aşkın oy alarak, seçimlerin fiili galibi oldu…

GELECEK KAMUCULUK VE HALKÇILIKTIR
Tekrar konumuza dönersek, mevcut çürüyen düzeni değiştirmek için nesnel koşullar yeterince olgunlaşmıştır. Çünkü iflas eden yalnızca siyasal İslam değildir. Kutuplaştırıcı dil ve gerilim de artık merkezde yer alan insanları da ciddi olarak yormaya başladı. Bu yorgunluk AKPden uzaklaşmaları da tetikliyor…

Diğer yandan kapitalist sistem de artık eskisi gibi yönetememektedir. Artan işsizliğin, göçmen sorunu ile buluşması ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleşmesi sonucunda ortaya çıkan öfkeler üzerine oturan sağ popülist aktörleri neredeyse tek çekim merkezi haline dönüştüren dönem de bitmektedir.  Bu bitiş özellikle son 30 yıldır her yerde etkisini hissettiren sağcı, gerici ideolojik-politik hegemonyayı da hızla ortadan kaldırmaktadır…

Açıkça görülüyor ki, özellikle Batıda kapitalist düzen içeriden kendi alternatifini arıyor olsa da vahşi kapitalizmin yeni bir gelecek hayali yok. Kapitalizmin bile devleti yeniden hatırladığı bir dönemde, yeni bir gelecek hayali ancak kamuculuğu ve halkçılığı öne çıkaracak sol üzerinden kurulur. Ancak sol bir çıkış bu düzene alternatif oluşturur. İngiltere İşçi Partisi lideri Corbynin 21. Yüzyıl Sosyalizmi çıkışının ses getirmesi, İngiltere sınırlarını aşıp, birçok yerde konuşulmaya başlanması bu anlamıyla önemlidir…

CHP KONGRELERDE KENDİSİNİ YENİLERSE İKTİDAR OLUR!
Kutuplaştırılan ve gericileştirilen, demokrasi ve özgürlüklerden uzaklaşan bu rejimi değiştirmek için en güçlü ve önemli odak CHPdir. Yukarıdaki yaklaşımlara uygun olarak CHPnin devam eden kongreler süreci ve 3-4 Şubatta yapılacak Kurultay iktidar alternatifi olmak ve değişimi gerçekleştirmek için ciddi bir şanstır.

Ancak bugüne kadar yapılan mahalle, ilçe ve il kongrelerinin bu anlamıyla iyi değerlendirildiğini söylemek mümkün değildir. CHP delegelik sistemi ile mahalleden başlayarak örgütü ortadan ikiye yarmakta, Blok Liste yarışlarıyla da delegelikler üzerinden örgüt içinde düşmanlıklar körüklenmektedir.

Kongreler sürecinde politik açılımların tartışılması bir yana, asıl olarak kişiler ve listeler konuşulmaktadır. Tartışmalar politik yönelimlere göre değil, kişilere göre şekillenmektedir. CHP belediyelerinin olduğu birçok yerde belediye başkanları mahalle seçimlerine de, ilçe kongrelerine de doğrudan müdahil olunca, ayrışmalar ve birleşmeler belediye başkanına göre şekillenmektedir. Şekillenme bu zeminde olunca, bir sol, sosyal demokrat partide olmazsa olmaz olan Çarşaf Liste uygulaması yerini Blok Listeye bırakmaktadır…

Seçimler Blok Liste üzerinden yapılınca, parti yönetimleri, bir oy fazla alanın her şeyin sahibi olduğu, kaybedenlerin ise bütünüyle silindiği, yok sayıldığı, liyakatin, katılımcılığın, bütünleşmenin göz ardı edildiği, kişilere, alt kimliklere göre şekillenen, üretkenliğini kaybetmiş, kısır çekişmeli platformlara dönüşüyor. Bunun da en önemli nedeni, iktidar deyince yerel ve merkezi iktidarı değil, ili-ilçeyi ya da genel merkezi ele geçirmeyi anlamaktır. Oysa kongreler, iktidar yürüyüşü için birer sıçrama tahtası olmalı. Çünkü kongreler, bir partinin dönemin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılanarak değişimi sağladığı, iktidar yürüyüşü için politik kararlar aldığı, umutlar yarattığı bir platform olmalıdır…

ORTAYA KONUŞMAYAN BİR SOL
Bunun için açık ve kesin konuşan, çalışanların, gençlerin, azınlıkların, ötekileştirilenlerin, göçmenlerin çıkarlarını savunan, ortaya konuşmayan, lafları dolaştırmayan, kendisi olabilen bir sol, sosyal demokrat bir çıkışa ihtiyaç var.
Özel şirketlere peşkeş çekilen kamu kuruluşlarını yeniden kamulaştıracağız, su, enerji, madencilik, toplu taşımacılık gibi alanlarda kamuculuğu öne çıkaracağız, tarımda kooperatifçiliği yeniden yapılandıracağız, eğitimi laik ve bilimsel ilkeler üzerine kuracağız, ihtiyaç fazlası imam hatipleri kapatacağız, Diyanete ve silahlanmaya ayrılan bütçeyi eğitime ve sağlığa ayıracağız, eğitimi ve sağlığı kamucu ve parasız hale getireceğiz, din ile devletin organik ilişkisini keseceğiz, herkes etnik ve dini kimlikleri ile barışık olacak ama kimlikler değil vatandaşlık ilkesi önde olacak, laikliği öne çıkaracağız, Diyaneti kaldırıp, inançlar arası kurula dönüştüreceğiz, Kürt meselesini demokratik çözümü öne çıkartıp çözeceğiz, Suriyede, Irakta askerlerimiz ölmeyecek, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alacağız demeden bu ülkede alternatif olunmaz!

CHP, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana  gibi illerde yapacağı kongrelerde, şu ana kadar yapılmış, belediyeler ve kişiler üzerinden yürüyen ve partiyi içinden bölen süreci değiştirip, yukarıdaki politik konulardaki çözümler üzerinde bir tartışma ortamını sağlayabilirse işte o zaman CHP iktidar alternatif olur… İşte o zaman parti yöneticiliği meslek haline getirmiş olanlardan kurtulup, yeni kadrolarla buluşur…

İşte o zaman CHP o zaman kendi dışındaki demokrasi güçleriyle yan yana gelir, Hayır Cephesi küçülmez, tersine büyür…

İşte o zaman insanlar kendilerini Akşenerden demokrat bir alternatif çıkarmak için kendilerini zorlamazlar.
İşte o zaman Şubatta yapılacak Kurultayda bu sonuçların üzerine şekillenir ve Bu düzen değişecek, halkça bir düzen kurulacak sloganı ete kemiğe bürünür iktidar yürüyüşü o zaman başlar.

Çünkü Türkiyenin, kutuplaşmaları, etnik ve dini kimlikleri aşacak, savaşı değil barışı, ayrışmayı değil birleşmeyi öne çıkaracak, devleti ve orduyu değil, insanı kutsal kılacak, her alanda kamuculuğu öne çıkaracak bir lidere ama asıl olarak bir kadro hareketine ihtiyacı var.

CHP kadroları kongrelerde bu değişimi zorlamalı. Çünkü CHP değişirse, Türkiye de değişir, bölge de…

 

 

 

 

Eğitim