unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

Bir Milli Eğitim retrospektifi olarak oğlum

25.07.2017 10:01

Büyük oğlum 16 yaşında. Okul hayatı boyunca -ki bu tüm AKP dönemi oluyor- Milli Eğitim denilen musibetin tüm etkilerini göğüslemek zorunda kaldı ve sonuç olarak hiç anlamadığım bir takım süreçler sonunda, ince bir vücut çalımıyla İmam Hatip işinden sıyrılıp ülkenin hala eğitim veriyor diyebileceğimiz bir lisesine kapağı attı, sevindik.  

Buraya kadar şanslı gibi değil mi? Zaten hep başarılı bir öğrenciydi, bundan sonra da güzelce okur, üniversiteye kapağı atar ve meslek sahibi, vatana millete hayırlı bir evlat olur dedik, yüreğimize su serptik. 

Derken matematikten çaktı. Tüm eğitim hayatı boyunca matematikte başarısız biri olarak panikledim. Sonra teşekkür aldığı ortaya çıktı. Nasıl oluyor da oluyor, diye sorduğumda Artık sistem böyle, dedi. Yine de ikna olmadım, Matematik olmadan doğru düzgün bir bölüme nasıl gireceksin, diye sordum. Bana bölüm değil, üniversite lazım, dedi. Belli ki bir planı vardı. Anlatmasını istedim.

Ülkedeki üniversitelerin kaliteleri ile ilgili kısa bir girişten sonra Ben ya Çinde iktisat ya da Fransada hukuk okumak istiyorum. Oysa her ikisi için de burada hukuk ya da iktisat kazanmama gerek yok. O okullar hangi bölümde olduğuna değil kayıt olduğun üniversitenin uluslararası sıralamadaki yerine bakıyorlar. Ben de dil konusunda çok iyi olup -bu arada İngilizceden Wittgenstein okuyan bir çocuk- sıralamada yeri olan bir bölüme dil puanıyla girmeyi düşünüyorum, dedi. Peki dedim.

AKPnin son 15 yıllık eğitim politikaları retrospektifi sayılabilecek oğlum TM puanı kasarak kısmetine ne çıkarsa bir hukuk fakültesine girerek dünyada kimsenin ciddiye almayacağı bir hukukçu olmaktansa sistemi bypass edip aslında herkesin hakettiği evrensel standartta eğitim hakkı için kendi yolunu çiziyordu. Ve en kötüsü baba olarak önerebileceğim daha iyi bir fikrim yoktu.

Sevgili (%20si Kuranı eline almamış, almışının %60ı okuyamayan, kalanın %80i anlamını bilmeyen) %99u Müslüman ülkemde mağduriyetler içinde kıvranan Muhafazakar Müslüman kardeşim, benim oğlan düşünen, sorgulayan, neden sonuç ilişkisi kurabilen belki de son neslin bir üyesi olarak özgür iradesiyle bir yol çizerek gidiyor. Elbette döndüğünde özgürce nefes alınacak bir ülke bulmak umuduyla...

Şu ana kadar İmam Hatipleşme konusunda çok başarılı adımlar atıldı. Şimdi, hayırlısıyla müfredattan şeytan işi evrimi, batı işi laikliği kovup Mustafa Kemalli Çanakkale yerine Recep Tayyip Erdoğanlı 15 Temmuz destanını koyup, son olarak İslamın vazgeçilmezi cihat kavramını da ekleyerek müreffeh Türkiye için çok önemli adımlar attık diye sevinmenizi anlıyorum. Kendi içinde bir mantığı olduğunu da görebiliyorum. 

Ama bende bir tane de, ellerinizden öper 3,5 yaşında bir oğlan var onu ne yapacağım? Yurtdışına kreşe yollayacak halim yok ya.

Sevgili Muhafazakar Müslüman kardeşim, biliyorum bebeleriniz bildiğiniz gibi eğitilsin istiyorsunuz. Kim istemez? Ama kalanların da aynı hakka sahip olması gerekmiyor mu?  Yani en azından ulema arasında tartışıp bir karar verseniz diyorum. Çünkü ben çocuklarım birlikte yaşama kültürü ile yetişip ülkesine faydalı birer birey olsunlar istiyorum. 

Ve kabul edelim ya da etmeyelim bugün cihatla yoğurarak yetiştirmek istediğiniz çocuklar büyüdüğünde hala bir ülkeleri olsun istiyorlarsa bizim bebelerle birlikte yaşamak, çalışmak ve en önemlisi birbirlerini anlamak zorunda kalacaklar. 

O yüzden yerinizde olsam ülkenin tüm ayarlarını züccaciye dükkanına dalmış fil özeniyle değiştirirken bir sakinleşip, bu basit neden sonuç ilişkisini kurmaya çalışırdım.

Eğitim