darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Ali Güller

Adalet mitinginin sonuçları!

11.07.2017 09:28

Kemal Kılıçdaroğlunun Ankaradan İstanbula 25 gün boyunca sürdürdüğü 450 kmlik yürüyüş, Maltepede 2 milyon kişinin katıldığı büyük bir mitingle son buldu.

Son buldu diyoruz ancak aynı zamanda yeni bir başlangıç da oldu. Bu başlangıcın Türkiyeyi nereye götüreceği kuşkusuz hedefe, programa, bu hedef için izlenecek strateji ve taktiklere, hangi kuvvetlerle ittifak yapılacağına bağlıdır. İlerleyen zamanlarda bunu zaten değerlendireceğiz. Şimdilik toplam olarak yürüyüş ve mitingin sonuçlarını incelemeye çalışalım:

AKPYE KARŞI 3. BÜYÜK DALGA

1) Kılıçdaroğlu bu yürüyüşle genel başkanlığını liderlik boyutuna yükseltti. 6 yıldır eleştirdiğimiz ve Atatürkün koltuğunu dolduramadığını belirttiğimiz Kılıçdaroğlu, sallanan koltuğunu bu yürüyüşle sağlamlaştırdı. Yürüyüşle ilgili kimi önemli isimlerden gelen itirazlar da, esas olarak yürüyüşün bu CHP içi çatışmasıyla ve liderlik mücadelesiyle ilgiliydi.

2) Adalet Yürüyüşü ve Mitingi, AKP Hükümetinin Atatürk Cumhuriyetine saldırılarına karşı cumhuriyet kuvvetlerinin 3. büyük direnişiydi. İlk ikisi 2007deki Cumhuriyet Mitingleri ve 2013deki Gezi/Haziran Halk Hareketiydi.

İlk ikisi kesin sonuç alamasa da, cumhuriyete saldırılara karşı bir mevzi yaratabilmiş, cumhuriyet kuvvetlerini dinamikleştirmiş, AKP hükümetini belli bir zaman içinde duraklatabilmiş, hatta belli ölçülerde geriletebilmişti de…

PROGRAM: BAYRAK-ATATÜRK-ADALET

3) Adalet Mitinginin sadece Türk Bayrağı, Atatürk posteri ve adalet dövizleriyle sınırlandırılması, kapsayıcılık bakımından önemliydi. Zira yürüyüş ikinci bölümünden itibaren Kılıçdaroğlunu ve CHPyi aşmaya başlamıştı.

Türk Bayrağı, Atatürk posteri ve Adalet dövizi üçlüsü aynı zamanda bir programı işaret etmektedir. Bu program soldan sağa tüm kuvvetleri bir Cumhuriyet Cephesi içinde buluşturabilecek biricik programdır.

Bu noktada şunu da söylemeliyiz: Yürüyüşün Kandıra ayağında Kemal Kılıçdaroğlunun HDPli milletvekilleriyle yürüyüş pozu vermesi yanlıştı. O fotoğraflar AKP tarafından çok kullanılacaktır.

Fakat şunu da belirtmeliyiz. Aslında HDP Kandıradan yürüyüşe parti pankartları ve bayraklarıyla kitlesel katılacaktı. Fakat Kılıçdaroğlu yönetimi daha o noktada bu parti yürüyüşü değildir diyerek ve Türk Bayrağı-Atatürk posteri-adalet dövizi sınırlaması yaparak, yanlışlığın daha da büyümesini engellemiştir. Bunun üzerine HDP milletvekilleri sembolik olarak ve çok kısa bir süreliğine yürüyüşe katılmıştır.

Bu doğru tutum, Adalet Mitingini de daha kapsayıcı hale getirmiş ve kitleselleştirmiştir.

Zaten mitingin en çok atılan iki sloganı hak, hukuk, adalet ve Mustafa Kemalin askerleriyiz olmuştur.

Bu tablo şu gerçeği de bir kez daha ortaya çıkarmıştır: 200 yıllık devrimci geleneğimizin çok önemli bir damarı işte o kitledir. O kitleyi yok saymak, o kitleye sırtını dönmek ya da o kitleye rağmen CHPyi yönetmeye kalkmak, herkes için başarısızlıktır.

CUMHURİYET CEPHESİ

4) Kuşkusuz 200 yıllık devrimci geleneğimizin daha ileri damarları bakımından yürüyüş eksik bulunabilecektir, Kılıçdaroğlunun kimi açıklamaları ve özellikle mitingde ilan ettiği 10 madde sorunlu bulunabilecektir. Fakat Kılıçdaroğlu ve ortaya koydukları aslında yürüyüşe başladığı 25 gün öncesinden çok daha ileri bir mevzidedir.

Kılıçdaroğlu yürüyüşü başlatmış ama yürüyüş de Kılıçdaroğlunu ileri taşımıştır.

Laiklik tehlikede değil diyen, Ekmeleddin İhsanoğlu tercihi ile Erdoğana cumhurbaşkanlığı koltuğunu hediye eden, Esada diktatör diyerek dış politikadaki cepheleşmeyi anlayamayan, 16 Nisan akşamı ve sonrasında kazanılan seçime sahip çıkamayan, CHP, kurumsal kimliğiyle sokak protestolarına destek vermiyor diyerek Gezide hayal kırıklığı yaratan ve büyük bir devrimci dalganın sönmesine seyirci kalan Kılıçdaroğlu artık sokaksa sokak demektedir ve alanlardan muhalefeti esas alacağını göstermektedir. Tek başına bu bile çok önemli kazanımdır.

Yürüyüşün daha ilk gününde belirtmiştik. Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü tercih etmemiş, mecbur kalmıştır. Çünkü Enis Berberoğlu kararı, gerçekte Kılıçdaroğlunu 2019 için rehin almayı hedefleyen bir operasyondu. Kılıçdaroğlu yürüyüşe mecbur kalmış ve hem AKPyi hem de CHPyi şaşırtmıştır!

Tam da bu nedenle, yani Erdoğanın 2019da cumhuriyete son balyozu vurabilmesini engelleyecek bir fırsata dönüşebileceği için bu yürüyüşe destek verilmesi gerektiğini savunmuştuk.

Şimdi cumhuriyet kuvvetlerinin tamamının 2019u esas alan bir mevzilenmeye birlikte girmesi gereken süreç başlamıştır. İşte en başta belirttiğimiz yeni başlangıç budur.

Kılıçdaroğlunun 25 gün öncesine dönmesini engellemek, soldan sağa tüm kuvvetleri Türk bayrağı-Atatürk posteri-Adalet dövizi üçlüsüyle sembolize edilen program altında Cumhuriyet Cephesinde birleştirebilmek günün en yakıcı görevidir. 

Eğitim