YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

İdam çıkışlarına dikkat

12.05.2017 19:22

Bu idam işinden çok pis kokular çıkıyor. Ülkenin içinde bulunduğu genel saçmalama eğilimi düşünüldüğünde bu konu hiç de Yok o kadar da değil, diyerek hafife alınacak gibi durmuyor.
Tartışmanın fitilini 15 Temmuz sonrası, Cumhurbaşkanının tabanın gazını almak ve biraz da MHP tribününe oynamak için sarf ettiği "Demokrasilerde halkın talebi bir kenara konulamaz. Bu, sizlerin bir hakkıdır," sözleri ateşledi. Hemen ardından Başbakanın, Batıdan ve aklıselim sahibi herkesten yükselen itirazlara karşı "Vatandaşlarımızın isteği bizim için emirdir. Ancak olayın sıcaklığı içerisinde aceleci karar veremeyiz," açıklaması geldi.
Kamuoyu adeti olduğu üzere ikiye ayrıldı, yandaş medya tamtamlara vurmaya başladı. Arada yükselen Durun, idam insanlık suçudur, 1984den beri uygulamıyoruz, 2004de anayasadan tamamen çıkardık. Bu neyin kafasıdır, itirazları ise bu akıl tutulması arasında kaybolup gitti. Sonra, referandum telaşı ve Avrupadan birbiri ardına yükselen itirazlarla idam bahsi biraz olsun gündemden düşer gibi oldu.
Derken bu hafta Devlet Bahçeli sahne aldı. Grup toplantısında alkış kıyamet arasında "İdam cezasına AKP destek midir? Evet. Cumhurbaşkanı kanun önüne gelirse onaylayacak mıdır? Evet. O halde durmayalım. Alttan almayalım. Gecikmeyelim," dedi. Hızını alamayan Bahçeli "Vatan hainlerine cezaysa ceza, idamsa idam. İşte er meydanı, işte TBMM. Biz dün ne söylüyorsak aynı noktadadır," diye de eklemeden edemedi. Bize de bayram değil seyran değil Bahçeli bunları durduk yere nereden çıkardı diye düşünmek kaldı.
7 Hazirandan beri kendi partisi de dahil kimsenin ne yaptığını anlayamadığı Bahçeli, bu çıkışıyla kafaları iyice karıştırdı. İlk akla gelen ayaklarının altından kayan tabanı bu yolla konsolide etmeye çalışıyor oldu. Pekâlâ kendisi de idamın geriye dönük işletilemeyeceğini biliyor olmalıydı. Ama yakın zamanda bir seçim görünmüyorsa neden bu acele? 7 Hazirandan bu yana bir şekilde AKP ve Sarayın dümen suyuna giren Bahçelinin plansız, bir amaca hizmet etmeyen bir açıklama yapması düşünülemeyeceğine göre işin içinde bir iş olmalı.
Peki ya Saray, bir yandan kendi yerine sözde muhalefete (MHP) bu işi dillendirterek, Batıya karşı Ben yapmadım, miki yaptı, fotoğrafı verirken diğer yandan 2019 olmadan idam kartıyla elini yeniden güçlendirmek istiyorsa...
Öyle ya, sonuçta halk istiyor. Milli iradeye karşı çıkmak olur mu? Hele hele o Milli iradenin referandumda Orta Anadolu bozkırına tıkılıp kaldığını gördükten sonra ne yapıp edip şahlandırılması gerekmez mi? Bir de arkasına şöyle bir %60 alsa var ya...
Baskın bir idam referandumu pekâlâ tek adam rejimini tahkim etmek için iyi bir koz olabilir. Ancak böyle bir referandumda 16 Nisanda hayır diyen yaklaşık %15lik kesimin bu kez de hayır diyeceğini düşünmek saflık olur. Tıpkı terör ve çocuk istismarı ile E Amerikada da var, argümanlarına karşı evrensel hukuk kavramlarıyla konuşmanın bir etkisi olacağını ummak gibi...
Sarayın sağ gösterip sol vurma, her nevi gizli ajanda ve her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma konularında deneyimli olduğu hesaplandığında bu ihtimal hiç de yabana atılır görünmüyor. Tam da bu yüzden %49luk cephenin önemi her geçen gün artıyor. Tam da bu yüzden cephenin siyasetçi ve entelektüellerinin idam dahil tüm sürprizlere taktik ve stratejik olarak hazır olmaları gerekiyor.

Eğitim