darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Senin bile inanamayacağın operasyonlar duyarsan şaşırma'

Yandaş Mehmet Barlas'tan Erdoğan'a sert sözler

Erdoğan konuştu, bedelli askerlik buharlaştı

'CHP, 2 büyükşehiri kaybedecek'

'AKP yüzde 30'ları görebilir'

Emre Mor: 2 Ukrayna: 2

Ali Kaya Soysal
 Niye bu başlığı kullandım; çünkü Ukrayna karşısında ulusal takımımızda futbol adına sahadaki tek olumlu asetimiz Emre idi. Koskoca takımın taktik, teknik, fizik nosyonları tamamen bu olağanüstü teknik oyuncunun ayaklarına bağlanmış belliki. Yani, bir başka ifadeyle kadroyu seçmek, birkaç gün antrene etmek, Emre'li bir onbir yapıp sahaya sürmek, üstüne üstlük Avrupa'nın orta ölçekli takımlarından biri olan Ukrayna karşısında, kendi seyircin önünde  80 dakika mahkum oynamak için dünyanın en pahalı teknik adamlarından birini göreve getirmeye gerek yok. Takımın kaptanı Mehmet Topal'a bir kaç kuruş fazla vererek bundan daha iyisi sağlanabilir, ayrıca bir kapris uğruna takıma çağırılmayan oyuncular  problemi de ortadan kalkmış olur, kamuoyu bu manasız kavgalardan uzak dururdu.
 
Konya'da müthiş seyirci desteğiyle sahaya çıkan takımdan benim beklentim -sonuç ne olur bilmem- ama en azından 90 dakika oyunu forse edecek bir performans göstermeleriydi. Ancak böyle gelişmedi maç. Ukrayna daha 3. dakikada oyuna ağırlığını koydu, sağ kanatta sol ayaklı Dinamo Kiev'de forma giyen Yarmelenko, solda ise sağ ayaklı, bu sezon öncesi Sevilla'dan Schalke 04'e kiralanan Konoplyanka önderliğinde gelişen ataklarla kalemiz adeta ablukaya alındı. İlk yarı boyunca verdiğimiz 3 pozisyon ve biri penaltıdan olmak üzere yediğimiz 2 gol var..
 
Buna karşın, sahaya 4-3-3 düzeniyle çıkmış takımımızda  2. ile 3. bölge arasında 20-25  metrelik bir kopukluk, iki senedir forma giymeyen Ömer ile Hakan Balta'nın uyumsuzluğu, Ozan başta olmak üzere çıkarken kaptırılan toplar, M.Topal'ın 12'de attığı etkisiz bir şut, 40'da Şener'den ilk sağ kanat ortası ve hücum girişimi adına seyrekçe bulduğumuz kontralarda sağaçık pozisyonunda Emre'nin çalımlarla adam eksiltme gayretleri, hepsi bu. Ukrayna'nın 41. dakikada Kravets'in ayağından mutlak 3. golü kaçırdığı pozisyon ve 45+1'de kornerden gelen ortaya Ozan'ın kafa golü Türkiye lehine kırılma anlarıydı. Aslında Hırvatistan maçında da devrenin uzatma dakikasında gelen Çalhanoğlu'nun frikik golünde olduğu gibi dün gece de son saniye Ozan golü takımımızın devre arasına moralli ve umutlu gitmesi için çok önemliydi. Çünkü soyunma odasına 0-2 yenik girmenin yaratacağı olumsuz psikolojik etken ikinci 45'e yansıyacaktı..
 
Yapılan Hakan Balta - Kaan ve Enes - Tolga değişikleriyle M.Topal stoppere çekildi, orta alan güçlendirildi, ama oyunun manzarası değişmedi. Sanki 2-1 yenik durumda olan Ukrayna imiş gibi sarı-maviler yine atak üstünlüğünü ele aldı, üçüncü golü aradı, 55 ve 57'de buldu da! Birine direk, diğerine Volkan engel oldu. 67'de Emre'nin Pyatov tarafından çelinen ve  70'de Cenk'in direkte patlayan şutları biraz silkinmemizi sağladı diyebilirim. 75'de Sydorchuk'un tehlikeli şutunu Volkan önlerken gelecek beraberlik golünün habercisiydi sanki. Ozan-Volkan değişikliği de yapıldı ve  skor avantajını korumak isteyen Ukrayna'nın defansa çekilmesiyle bizim baskımız bir araya gelince üstünlük tarafımıza  geçti.
 
 Ancak bu üstünlük ölü toplar bazında oldu. Bunlardan birinde 80'de Caner'in sağdan ceza alanına doldurduğu topta Cenk hakeme göre çekildi, kazanılan penaltıyı H.Çalhanoğlu gole çevirdi ve  skor 2-2'ye geldi. Son 10 dakikadaki moral, istek, Ukrayna'nın bizden 4 km fazla koştuğu için yorulması, bir puana razı olması, seyirci faktörü oyunu tamamen rakip ceza alanı civarına yıktı, fakat bu baskı dediğim gibi serbest vuruşlar kazandırmaya yetti sadece, bunları da Caner'in kullanması gereken açılardan Emre ve H.Çalhanoğlu harcadı ne yazıkki. Sonuç olarak 90 dakikalık oyunun karşılığı Türkiye açısından kesinlikle beraberlik değildi. Tıpkı Hırvatistan deplasmanında olduğu gibi. Yani şu anda , kimse kusura bakmasın, sıfır puanlı olmamız gerekirken iki puanımız var, bu da beni ilerisi için umutsuzluğa düşürüyor.

***

Maçın Alman hakemine bir parantez; çalınan , çalınmayan 4 kritik penaltı tartışması var. Benim görüşüm Ukrayna'nın kazandığı penaltının dışındakilerin hiçbiri penaltı değil, bunların dışında genelde soğukkanlı yapsıyla başarılı bir 90 dakika geçirdi, Caner'e toleransı ise bizim şansımızdı...
 
Gelelim maç sonu artık bir fenomen haline gelen Fatih Terim'in basın toplantısına:

1- İlk yarıdaki kötü oyunun nedeninin sorulması üstüne "oyuncularım belli ki maç öncesi olaylardan etkilenmişler" dedi...
    Pes doğrusu, hiçbir şey diyemiyorum....

2- "Mukavelemde ne yazdığını bilmiyorum, imzayı atıp çıktım, maça gittim" diyerek sanki boş kontrata imza atmış vatansever, paraya önem vermeyen bir kişi olduğunu ima ederken, cümlenin devamında "avukatım oradaydı, sorabilirsiniz" dedi..
    Bu itiraf gibi açıklama pek zekice olmadı diye düşünüyorum..

3- "Dünyada hiçbir ülkede yaşanmayan şeyler bizde oluyor her maç öncesi, sizce bu bir tesadüf mü?"  diye sürdürdü sitemlerini..
     Hepimiz suçluyuz, hocanın hiç kusuru yok..

4- "Kariyerinizde Dünya Kupası katılımı yok, ne diyorsunuz", yani, artık bırakmayı düşünmüyor musunuz mealindeki bir serzeniş sorusunu ise İmparator "kızım Merve ve torunum Yaman'a sözüm var, onların beni dünya kupasına gitmiş biri olarak hatırlamalarını istiyorum" diye yanıtladı..
    Yandık...
 
İzlanda maçından sonra görüşmek dileğimle esen kalın sevgili ABC okuyucuları..

İlgili Haberler

Spor

Kahraman Bapçum hayatını kaybetti

Spor

Galatasaray'dan 'ada' açıklaması

Spor

Beşiktaş, Avrupa Ligi sahnesinde Sarpsborg karşısında

Spor

Beşiktaş, Fenerbahçe ve Akhisar'ın Avrupa maçlarının yayıncısı belli oldu

Spor

Süper Lig'de 6. haftanın hakemleri açıklandı

Spor

UEFA'dan Ronaldo'ya soruşturma

Spor

İngiliz taraftarlar Selanik'te saldırıya uğradı!

Spor

Balıkesirspor Baltok'a 2 maç seyircisiz oynama cezası

Spor

Şenol Güneş: Her şeyi anlıyorum, bu yüzden öleceğim

Spor

Futbol endüstrisinin yeni gelir kapısı: Stadyuma otel açmak!

Spor

Ayşe Begüm Onbaşı, Tunus yolcusu

Spor

Galatasaray, iyi başladı!