YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Futbol aslında güzeldir!

24.09.2017 16:09

Dün akşam oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini izledikten sonra şunu düşünmeye başladım: futbol büyüleyiciliğini, çekiciliğini, sadeliğini ve insana dair ifade ettiği güzelliği yitiriyor, özellikle de bizim ülkemizde! Futbol aslında güzeldir, çünkü onda sevinçlerin, düş kırıklıklarının, umutların, öfkenin, hatta direncin yani insana dair her şeyin neredeyse eksiksiz bir temsilini bulmak mümkün. Futbol, çirkinliği değil güzelliği temsil etmenin çok temel bir yolu. Messinin zekâ ile bedenini birleştirdiği gollerini izlemek, Neuerin olmadık kurtarışları yapmasını saygıyla ve de hayranlıkla takdir etmek, esasında sanatsal bir inceliğe katılmak anlamına geliyor. Yeni Türkiye futbol açısından da sıradan, bayağı olanı ön plana çıkarıyor; kazanmanın en kolay yollarını meşrulaştırıyor ve böylelikle futbolun esasında güzel bir oyun olduğu gerçeğini tamamıyla unutmamızı istiyor. 
 
Futbol, Birliktelik, Yaratıcılık
 
Futbol dünyanın en çok izlenen sporu. Neden? Çünkü hayatın kendisini anlatıyor: hayat, her daim iki şeyden beslenmektedir: dayanışma ve yaratıcılık! İnsan etkinlikleri insanların birlikte yaşama gerçeğiyle, yani dayanışma gerçeğiyle, koşullandırılmıştır. Futbol birliktelik zemini üstüne inşa edilmiş yegâne spordur. Dayanışmanın, yardımlaşmanın, kısacası kolektifliğin en iyi temsil edildiği sahalardan birisidir futbol sahası. Hayat, yaratıcılık olmadan hayat olamaz. Yeniliği, orijinalliği, farklılığı ortaya koymak anlamına gelen yaratıcılık, insanı varlıklar içinde biricik kılan yöndür. Bu yönün yine çok iyi temsil edildiği sahalardan birisi futbol sahasıdır. İnceliğin, estetiğin, farklılığın futbol zekâsı üzerinden seyredilmesi hayranlık uyandırıcı ve mutluluk vericidir. Bu nedenlerle, futbolsuz yapamıyoruz. Ancak, futbolun oyun olmaktan çıkarıldığı, yozlaştırıldığı yaklaşımını fazlasıyla doğrulayan olaylara da tanıklık ediyoruz. Futbolun çirkinliklerin ifade edildiği bir kanala dönüştüğü Yeni Türkiyede oynanan oyunun estetik yanı, eğlendirici boyutu artık deyim yerindeyse karın doyurmuyor. Futbola olan ilginin düşmesinin nedeni esasında sadece Passolig gibi uygulamalar değildir, ama futbolun insan gerçekliğini temsil etmekten uzaklaştırılması da çok esaslı bir nedendir. 
 
Tam burada söylenmesi gerekir ki gerçekliğin çarpıtılması, bozguna uğratılması ve belli bir amaç için gerçek olmayan ile yer değiştirmesi gündelik yaşamda karşılaştığımız gibi futbolda da karşılaştığımız devasa bir kötülüktür. Herkesin gözü önünde olan bir olay yani gizlenmesi, çarpıtılması, tersine çevrilmesi mümkün olmayan bir olay adeta olmamış veyahut tam aksi yönde gerçekleşmiş gibi gösterilebiliyorsa, bu, gerçekliğin alaşağı edilmesi demektir. Pozisyonun ofsayt olmadığını, golün geçerli olduğunu, herkesin gördüğü ama yardımcı hakemin görmediği ve onun kararının geçerli olduğu durum gerçeğin bozulması anlamına gelmektedir. Tıpkı herkesin cinayeti gördüğü yani katilin kim olduğunu bildiği bir olayda polisin veyahut adliyenin aksi yönde bir sonuç beyan etmesi gibidir buradaki mesele. Bu sorun o kadar derinleşmiş durumdadır ki ondan kurtulmak adeta bir devrimi gerektirmektedir. Örneğin, geçtiğimiz hafta perşembe sabahı çalıştığım üniversitenin kampüsünde pahalı bir otomobil tali yoldan öylesine hızlı bir çıkış yaptı ki benim arabama nerdeyse çarpacaktı. Durdum, camı indirdim ve burası üniversite neden bu kadar hızlı gidiyorsun dedim ve şunları duydum sen hızlı çıktın esas, ben normal hızla gidiyordum, şaşkınlıktan nasıl yani filan dedim yalnızca… Ayrıca eminim ki bu konuda, yani gerçeği çarpıtmada, birçok insanı ikna edebilir bu genç sürücü. Gerçek ile gerçek olmayan, dolayısıyla, yer değiştiriyor çünkü herhangi bir sınır tanımadan insanlar yalan söyleyebiliyor, olayı çarpıtabiliyor. 
 
Herkesin Gördüğünü Hakem Görmüyor mu?
 
Futbola dönersek; ceza sahası içinde kusurlu hareketin karşılığı penaltı ama hakem bunu görmedim dediğinde penaltı olmuyor. Ancak, herkesin gördüğünü hakemin görmemesi esasında başka şeyleri, ister istemez, insanın aklına getiriyor. 105 metre uzunluğunda ve 68 metre enindeki bir sahada 22 insanın 90 dakika mücadele ettiği bir spor dalı olan futbol hakemlerin inisiyatifine artık bırakılamaz hale getirilmiştir. Bu nedenle video hakemliği uygulamasına geçilmesi kaçınılmazdır. 
 
Sosyal devleti yağmalanmış, adalet duygusu sarsılmış, üniversiteleri sıradan okullara dönüştürülmüş, akademisyenleri entelektüellikten uzaklaştırılmış bir toplumun normal koşullarda futbola bel bağlaması ve onun sayesinde politik veya apolitik duruşunu herkese göstermesi beklenir. Ancak, futbolu da kirlenmiş Yeni Türkiyede toplum kendisinin niteliğin ve başarının önemsenmediği bir kültüre – neo-liberal duruma – koşar adım, düşünmeden ulaşmış, planı düşman ilan etmiş, erdemliliği çağdışı bir gevezeliğe indirgemiş bir toplum olduğunun farkındadır. Yani ikiyüzlülüğe gerek olmadığının da farkındadır. Dayanışmayı çoktan dışlamış, yarışmayı ilke edinmiş, kardeşliğin yerine kazandıran ilişkiyi koymuş bir toplumda elbette futbol sahadaki düşmanlığa ve şiddete dönüşür. Aslında, kolektif mücadelenin ve bireysel yaratıcılığın bütünleştiği bir oyun olarak futbol keyif verici ve zevkli bir oyundur. Yani futbol bir oyundur, üstelik güzel bir oyun! Ancak, hayat ile futbol oyununun ikisi de bozuluyor ve örtüşüyor. Diğer insanlarla ilişki kurmanın yolları ofsayttan gol atmaya ya da hakemin çalmadığı bariz faule indirgeniyor. Başarılı olmak, hakemin tavrına ya da kural ihlaline dayandırılıyor. 
 
Demek ki hakem ve kararları futbol için olduğu kadar genel hayat için de önem taşıyor. Dün akşamki derbi ne yazık ki futbolda bozulmanın en bariz örneklerinden birini gösterdi hepimize. Elbette derbilerde sadece bir futbol takımı lehine hakemler futbol-dışına çıkıyorlar demiyorum. Bu büyük haksızlık olur. Derbi maçlarında futbol-dışına çıkan hakemler ne yazık ki var. Esasında bu hakemlerin kararlarının genel olarak bir toplumsal hastalığın net biçimde ifadesi olduğunu belirtmek gerekir. Bu toplumsal hastalık, başarıya ve yaratıcılığa düşmanlık hastalığıdır. Futbolu oyun olmaktan uzaklaştırıcı bu hastalığın, yani başarıya ve yaratıcılığa düşmanlığın deşifre edilmesi zamanıdır. Türk toplumunun hastalıklarından biridir bu ve sağaltılmaya ihtiyacı vardır. Futbolu bu hastalıktan kurtarmak zorundayız çünkü futbol aslında güzeldir!
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Eğitim