darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Muharrem İnce Çankayaya Nasıl Çıkar?

05.05.2018 10:39

Seçime 50 gün kala rüzgar önemli ölçüde muhalefet güçlerinden yana esiyor. Bu hem tepede partiler ve adayları düzeyinde hem de tabanda kitleler nezdinde böyle…

Bir yandan Erdoğan karşısında her siyasi hareket/gelenek, kendi partilerinin de önünde seçmen sempatisi kazanmış adaylarla Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacak. Bu belki de bir ilk. CHPde Muharrem İnce, İyi Partide Meral Akşener, HDPde Selahattin Demirtaş ve Saadet Partisinde Karamollaoğlu. AKP için ekonomik tablonun, içerideki yönetememe ve panik görüntüsünün ötesinde bu seçimi zorlaştıran asıl faktör, bu kez muhalefet güçlerinin tutumu. Oyunu muhalefet kuruyor.

Ve bununla da kalmıyor. Muhalefet sadece en güçlü isimleriyle tek adam rejiminin karşısına çıkmakla yetinmeyip tek adam alternatifine karşı etkili bir birlikte yönetme mesajı oluşturmaya çalışıyor. Memleketin sorunlarının tek kişi, tek görüş tarafından kavgayla, kutuplaştırmayla çözülmediğini ve çözülemeyeceğini göstermek için olabildiğince geniş bir siyasal yelpazede etkin bir diyalog, yardımlaşma ve dayanışma seferberliği yürütülüyor partiler arasında. Sadece partiler arasında da değil, tabanlar arasında da.

Adayların imza sayısını bulması için, Bahçelinin fişleme tehdidine rağmen oluşan dayanışma tablosuna bir bakın, dediğim daha iyi anlaşılır. Bu dayanışma bir yanıyla da bu benzemezler seçimden önce bile yan yana gelemiyor, ya seçimden sonra 7 Haziran gibi hükümet kurulamazsa? sorusu aklında olan, AKPden kopmaya hazır seçmenlere korkmayın, biz şimdiden bir araya geldik ve birlikte yönetmeye talibiz mesajı veriyor. Bu önemli. Gecikmelere, kısmi sarsılmalara rağmen muhalefet iyi gidiyor.

Diğer yandan dün CHP Cumhurbaşkanı adayı olarak Muharrem İnceyi ilan etti. Seçim sürecinde gelinen yer bakımından bunun doğru karar olduğunu düşünüyorum. Bu doğru kararın aynı zamanda dün verilen mesajlarla CHPyi ikinci tur için en belirleyici parti haline getirdiği de açık. Anlatalım.

BELİRLEYİCİLİK
Biliyoruz; dört koldan büyük basınç uygulandı Gülün çatı adaylığı için. Her şeyden önce seçimi ilk turda Erdoğan lehine bitirme riski olan ortak aday formülü püskürtüldü; ama daha önemlisi AKPyi AKP içinden iyileştirme formülü olarak dayatılan Gül projesi çökertildi.

Cumhurbaşkanlığında ortaklık sağlanamadığında, muhalefet partileri için ortaklık görüntüsünü vermek adına kalan diğer mecra yasama, yani Meclis seçimlerinde ittifaktı. Bu gerçekleşti. Bunun gerçekleşmesiyle CHPnin de tıpkı diğer partiler gibi, kendi adayıyla Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılması kaçınılmazdı. Önce bunu saptayalım ve ardından bu durumda Neden İnce? sorusuna geçelim.

Başta da belirttik. Belki de Gülün bu seçim sürecine en büyük faydası, seçimin iki farklı tutum, iki farklı siyaset hattına oturtulmasına sağladığı katkı oldu. Adaylık sürecinde Genelkurmay Başkanının helikopterle Gülü ziyaret etmesi, açık bir şekilde Erdoğanın Gülü vazgeçirmek için asker yolladığı imajını güçlendirdi, Gülün bu konudaki uzun sessizliği de bu tabloyu pekiştirdi.

CHP ise bu tablonun karşısına başka bir tutumla çıkma ve iktidar içi çelişkilerden yararlanma zemini yakaladı ve çoğu zaman eleştirdiğimiz Kemal Kılıçdaroğlu da bu zemini okuyarak kendisine rakip olmuş bir ismi, Muharrem İnceyi Cumhurbaşkanı adayı ilan etti.

İşte iki farklı tutum, iki farklı siyaset hattının görünür hale geleceği, belki de seçimin yeni bir referandum havasına sokulmasına katkı verecek zıtlık böyle oluştu. Düşünsenize. Seçimin bir yanında kardeşim dediği, partisinin ilk başbakanına karşısına çıkıp aday olmasın diye Genelkurmay Başkanı yollayan bir Erdoğan; aynı ittifakın diğer yanında partisindeki muhalifler kongre toplayamasın, genel başkanlık yarışına giremesin diye ihraç dahil yapılmadık iş bırakmayan Bahçeli. Koltuk için en yakınındakileri bile feda edebileceği görünürleştirilen bir ittifak ve iki isim karşısına CHPnin genel başkana iki kez rakip olmuş ve kendisine en sert muhalefeti yapan bir ismi aday olarak çıkarması, mesele koltuk değil, öncelik memleket mesajı vermesi bana göre en stratejik müdahale. Bu nedenle İnce ismi, CHPli bir aday formülüne dönüldüğünde en stratejik tercihti ve karşı tarafın yönetemediği iç çelişkilerine de etkili bir müdahaleydi. Bu birinci üstünlüktür. Ve seçim boyu bu çelişki sıklıkla kullanılmalıdır.

İkinci üstünlüğe gelelim. Muhalefet partileri 16 Nisan referandumunda cumhurbaşkanı partili ya da parti başkanı olmamalı demişti. Geride kalan bir yıl bunun ne kadar haklı bir tutum olduğunu uygulamalı olarak gösterdi. Dolayısıyla 24 Haziran seçimlerinin yeni bir referandum havasına memnun musunuz bu sistemden? sorusu ekseninde dönüşmesi adına muhalefetin bir iç tutarlılık geliştirmesi gerekiyordu. Yani parti başkanı adaylarla çıkılmaması, çıkılıyorsa da bu adayların rozetini bırakması…

Şu ana kadar aday gösteren muhalefet partilerinden sadece ikisi, CHP ve HDP bunu gerçekleştirdi ve parti başkanı olmayan adaylar göstererek partili başkan olmama tutumunun altını daha net çizdi. Dahası, bu mesajı görünürleştirmek için dün Muharrem İnce parti rozetini çıkarttı ve Kılıçdaroğluna teslim etti. İkinci üstünlük budur. Partili cumhurbaşkanlığının karşısına partisiz, parti başkanı olmayan bir cumhurbaşkanlığı modeliyle çıkmak ve bunu sadece sözle değil, eylemle de göstermek. CHPyi ikinci tura taşıyacak stratejik avantaj buradan da kurulmuş oldu.

Üçüncü üstünlüğe bakalım şimdi de. Seçimin ikinci tura kalması için çok adaylı bir yarış olması gerekiyordu; fakat partilerin tabanları tarafından benimsenmeyen, heyecan ve dinamizm yaratmayan adaylardan oluşan bir çok adaylılık tablosu da yetmeyebilirdi. Muharrem İnce, CHP tabanına uzun süredir hakim olan umutsuzluğu, öncüsüzlüğü ve kazansak da kaybederiz hissini ortadan kaldıracak, CHP kitlelerini yeniden umuda bağlayacak bir konuşma yaptı. Ve en önemlisi, YSK önüne 50 bin avukat vurgusuyla seçim hilesi karşısında bu kez 16 Nisan gibi kabullenen bir tutum alınmayacağını tabana duyurdu. Kaldı ki kendisinin Yalova seçimlerinden kalan bir başarı hikayesi var; inandırıcılığını arttırıyor. Bu, sandığa gitmeme eğiliminde olan, gitsek de kazanamayız kararsızlığı taşıyan kitleleri de seçime çekmek ve katılım oranını yükseltmek anlamına geliyor. Aynı kararlı tutum 16 Nisandan bu yana İYİ Partiyi kuran kadrolarda ve özellikle Akşenerde de var. Kutlamak gerek. Dolayısıyla bu kez kolay değil, YSK ciddi basınç altında. Bu yüzden, İncenin adaylığı, konuşması ve muhtemel kampanyası sonrasında seçime katılım oranında önemli bir artış olacağını ve büyük olasılıkla seçimin ikinci tura kalacağını söyleyebiliriz.

CHP İnceyi açıklayarak, olası ikinci tura kendi adayının kalmasını da büyük ölçüde garantiledi gibi görünüyor. Özellikle CHPden bir süredir İYİ Partiye ve Meral Akşenere yönelen tepkisel oyların büyük oranda İnce adaylığı sonrası geri geleceğini düşünebiliriz. Bu, tüm muhalefet güçleri açısından dördüncü üstünlüğü getiriyor. CHPnin İnce hamlesi, özellikle İYİ Partiyi sadece CHP ve MHP tabanına sıkışmaktan kurtaracak, daha fazla AKP tabanına ve kadrolarına doğru hamle yapacak bir oyun planına zorlayacak. Bunun da seçimde bu iktidarın gönderilmesi sürecine katkı verecek önemli bir faktör olacağını kabul etmeliyiz. Aynı şekilde İncenin seçimin ikinci turunu belirleyecek Kürt seçmenlerin oylarını almak adına Akşenerden daha avantajlı olduğunu da belirtmekte yarar var. Bu belki de İYİ Partiyi, CHPden akışın kesilmesi sonrasında Kürt seçmenlere dönük istemezük ötesinde bir siyaset hattı geliştirmeye zorlayacak. İkinci tura kalmak isteyen her aday, tüm kesimlerden destek alacak bir siyaset geliştirmek zorunda. Yani diğer adayların stratejileri üstüne de etki edecek İncenin adaylığının ilan edilmesi.

İncenin Birinci Meclis önünde miting yaparak kampanyaya başlaması ise ana zıtlığı görünürleştiren beşinci üstünlüktür. Biz sadece otoriter gidişe değil, 100 yıl önce Saraydan Meclise, padişahtan halk egemenliğine geçişin bugün tersine çevrilmesine, ülkenin yeniden Saraydan ve halkı dışlayarak, Meclisi tasfiye ederek yönetilmesine de karşıyız. Öyleyse bu karşıtlığı görünür hale getirmek için Birinci Meclisten daha iyi bir seçim olamazdı. Birinci Meclis, en zor dönemde, Kurtuluş Savaşı verirken milletin tüm siyasal renklerinin birlikte kurtuluşu ve kuruluşu örgütlediği devrimci meclistir. Verilen mesaj şu: bugün de milletin tüm siyasal renkleri kötü gidişe karşı birleşiyor ve Birinci Meclis ruhuyla Saray Rejimine karşı bir program ilan ediyor. İncenin Saray yerine Çankaya vurgusu yapması da bunu tamamlıyor.

NE YAPMALI?
Bu üstünlükleri daha görünür hale getirmek için ne yapılabilir şimdi?

Birincisi, hep yazıyoruz ve söylüyoruz, çöküşün karşısına çıkış programı gerekir. Erdoğan karşıtlığına sıkışmadan, en iyi hatip kazanır egosuna teslim olmadan kadro, siyaset ve çözümler ile 50 günü ilmek ilmek örmek gerekiyor. Türk ve Kürt, Alevi ve Sünni, halkımızı yenilenmiş bir cumhuriyet sözleşmesinde birleştirecek bir siyasal irade gibi hareket etmek, memleketin en temel sorun alanlarında sınırlı bir beyanname ilan ederek her görüşten yurttaşımızın üzerinde uzlaşabileceği bir ekonomik reçete geliştirmek, genişlemek için şart.

İncenin özellikle ikinci tura kalması durumunda muhalefetin tüm unsurlarını kapsayan, yıpranmamış bir inşa kabinesi ilan etmesi ve buna uygun olarak cumhurbaşkanı yardımcıları belirleyerek ikinci tur öncesinde duyurması da ikinci turda sonucu etkileyecek. Özellikle de muhafazakar mahallenin önemli, yıpranmamış isimleriyle etkileşimi önemlidir. Muharrem İnce, örneğin Abdüllatif Şeneri mutlaka yanında görünürleştirmelidir. İktidar içi çatlakları derinleştirir, muhafazakar kitlelerde dışlanma hissini giderir. Seçimi CHP kazanıyor hissi ötesinde, seçimi memleketçiler kazanıyor zeminine çekmek ve AKPden kopuşları hızlandırmak mümkün.

Öte yandan ilk tur seçimle aynı anda yapılacak olan milletvekili seçimleri de hayati önemde. Eğer AKP-MHP bloğu Meclis seçimlerinde çoğunluğu elde ederse, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için bütün kampanyayı Meclis çoğunluğu bizde, bizden birisi Cumhurbaşkanı seçilmezse kurumlar arası çatışma, kaos olur üstüne kuracak ve büyük olasılıkla bu, seçimi Erdoğan lehine çevirecek. Dolayısıyla Erdoğan karşıtlığına sadece söz ile değil, kadro düzeyinde de sıkışmamak, tek kişiyi tek kişiyle yeneriz tuzağına düşmeden en geniş, güçlü Meclis listeleriyle seçmenin karşısına çıkıp Meclis çoğunluğunu ele geçirmek gerekiyor. Eğer muhalefet Meclis çoğunluğunu alırsa, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda da muhalefetin adayının kazanması çok büyük olasılık.

Ve son nokta. CHP, İYİ Parti, Saadet ve Demokrat Partinin içinde olduğu meclis ittifakı, muhalefetin bir büyük aktörünü dışlama kararı aldı. Yaklaşık 6 milyon seçmene sahip HDPyi. Oysa yenilenmiş bir cumhuriyet sözleşmesi için tüm memnuniyetsizleri kapsayan demokratik bir seçeneğin bugünden ilan ve inşa edilmesi gerekiyor. Ve bunu yukarıdan ittifaklar siyasetiyle yapmaya da gerek yok. Aşağıdan, kaynaştıran ittifaklar gerekiyor. Bunu seçimleri kazanmak için Kürt oylarına ihtiyaç var faydacılığı ile söylemiyorum. Seçimleri kaybedelim ama Kürt yurttaşlarımızı kaybetmeyelim. İki kutup da bizi dışlıyor, bizden kaçıyor görüntüsü vererek Kürt yurttaşlarımızı birlikten çok bölünme seçeneklerine itmek isteyen iç ve dış aktörlerin elini bundan iyi güçlendirecek ne var? Bölücülüğe karşıysan, Kürt yurttaşlarımızı birliğe kat, dışlanmışlık hissini engelle.

Muharrem İnce bu oyunu bozacak etkili bir hamle yapmalı. Sadece dokunulmazlıklarda Hayır verdim, bana oy verirler rahatlığıyla değil; Türk ve Kürt bölünmeden, birlik içinde bu memlekette yaşarlar mesajını görünürleştirecek bir çıkışa ihtiyaç var. Sayın İnceye ilk önerim, kampanyasının başında tüm cumhurbaşkanı adaylarını ziyaret etmesi, ama özellikle de Edirneyi ziyaret ederek tutuklu bir Cumhurbaşkanı adayının sesini, bildirgesini gerekirse kendisinin duyurması ve tutuksuz yargılanması çağrısı yapmasıdır. Bugün Edirneyi ziyaret, Diyarbakırla da birleştirir.

Hemen kaybederiz diyenler olacak. Kazanırız. İmralıda, Osloda terör örgütleriyle gizli pazarlıklar yapanlar bunu açık açık, göstere göstere yapıp kaybetmeyecek, üstüne de hiçbir şey olmamış gibi bugün vatan, millet edebiyatı yapacak; ama halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekili olan Demirtaşı ziyaretle kampanyaya başlayan İnce kaybedecek. Böyle düşünülüyorsa kaybedilen tek şey özgüvendir; karşı tarafın onca zaafından yararlanamamak, siyaset üretememektir ve bence seçim bu özgüvensizlikle zaten sandıktan önce kaybedilir. Aksine, kampanya PKK ve terör karşısında da, Meclis ve demokratik siyaset için de en geniş cephe formülüyle ilerlemeli; Kürt yurttaşlarımızı demokratik cumhuriyet çizgisine kazanan, PKK çizgisine ise set çeken bir çerçevede, taktik zeka ile kurulabilir. Şehit cenazelerini bitirecek, anaları ağlatmayacak bir formüle halkımız inanırsa, destek verir. AKP bunu kendisi için yaptı, sömürdü ve destek de aldı. Korkmayalım.

Ve sonra da seçim ikinci tura kalınca, MHP ittifakının kaybettirdiğini gören Erdoğanın Kürt oylarına ulaşmak için iki hafta boyunca yapacağı sınırlı Kürt açılımını izleyip biz niye tutuk davrandık? diye ağlamayalım. Çünkü hiçbirimiz için biz demiştik demek bir kurtuluş sağlamayacak o zaman.

 

 

 

 

 

 

 


 

Eğitim