Çok Okunanlar

Metropoll anketi: AKP'de oy kaybı, kriz kaygısı ve enflasyon

Muharrem Sarıkaya: 'AKP'nin Ankara adayı kesinleşti'

CHP, 14 başkanın yarısıyla yola devam edecek... İşte o isimler

MEB'den Hz. Ali skandalı!

10 Kasım'da 'Kemal Paşa' tatlısı paylaşarak Atatürk'e hakaret eden kişi tutuklandı

Faik Öztrak: Belirsizlikleri arttıran başkanlık teklifi geri çekilmeli

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak yaptığı yazılı açıklamada, 2017’nin ilk günlerinde Türk Lirasının, Dolar ve Euro karşısında hızla değer kaybettiğini, bugün erken saatlerde Dolar 3,90 TL’ye dayanırken, Euro’nun 4,10 TL’nin üzerine çıkarak yeni rekorlar kırdığını ifade etti. Türk Lirasının, benzer ülke para birimleri içinde, en çok değer yitiren para birimi haline geldiğine dikkat çeken Öztrak, yılın ilk 10 gününde Rus Rublesi, Brezilya Reali, Endonezya Rupisi gibi Türkiye’ye benzeyen ülkelerin paralarının, Dolar ve Euro’dan oluşan kur sepeti karşısında değer kazandığını, aynı dönemde Türk Lirası’nın ise kur sepeti karşısında yüzde 7’nin üzerinde değer yitirdiğini kaydetti.
 
Türk Lirasının değerinin erimesiyle, milletin her geçen gün fakirleştiğini; aşını, işini kaybetme tehlikesinin her geçen gün arttığını belirten Öztrak, açıklamasında şunları ifade etti:
 
Millet can derdinde iken, Hükümet ucube bir başkanlık teklifinin peşinden koşmaktadır. Saray ve Bakanlar gerçeklikten kopuk açıklamalarla sorumluluktan kaçmaya çalışmakta ve kendi koltuklarını sağlamlaştırmak için milletten fedakârlık beklemektedir. Son olarak Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, döviz kurlarındaki rekorları manipülasyona bağlamış böylece hükümetin ekonomiye ne kadar yanlış teşhis koyduğunu göstermiştir. Sorun manipülasyonda değil, ekonomiyi manipülasyona açık hale getiren hatalı siyasettedir.
 
AKP, iktidara geldiği günden bu yana yaşanan dünyadaki döviz bolluğunu bitmez sanıp, vatandaşı borca batırarak ekonomiyi yönetti. 22 Mayıs 2013’te ABD Merkez Bankası para musluklarını kısacağını belli etmesine rağmen, AKP Hükümetleri zor günler için herhangi bir hazırlık yapmadı. Türkiye, en kırılgan ülkeler listelerinde ön sıralara yerleşti. Tüm uyarılarımıza rağmen, AKP kadroları durumun ciddiyetini kavramadı, tedbir almadı. Sorunların hep kendi dışındaki faktörlerden kaynaklandığını söyledi.  Ekonominin dış borç bağımlılığını hafifletmek adına tek bir adım atmadı. Aksine dövizle borçlanmayı özendirmeye devam etti.
 
2013 Mayıs ayından 2016’nın Ekim ayına reel sektörün net döviz borcu 55,4 milyar dolar artarak 212,6 milyar dolara çıktı. 22 Mayıs 2013’de 46 milyar dolar olan altın dahil TCMB net döviz rezervi ise 9 Ocak 2016 itibariyle 34 milyar dolar seviyelerine düştü. Oysa Türkiye’nin sadece 2017’de ödemesi gereken dış borcu 164,4 milyar dolardır. Buna bir de 2017 için öngörülen 32 milyar dolarlık cari açık eklendiğinde 2017’de bulunması gereken toplam dış finansman yaklaşık 200 milyar dolardır. Bulunacak dış finansman TCMB kasasındaki net rezervin 6 katıdır. Yine 2017 için öngörülen resmi ithalat rakamı 214 milyar dolardır. TCMB kasasındaki mevcut net rezerv Türkiye’nin 2 aylık ithalatını bile karşılamamaktadır.
 
Diğer taraftan Merkez Bankası üzerindeki ağır Saray vesayeti, Merkez Bankası’nın gerekeni yapamayacağı endişesini artırmaktadır. Eli kolu bağlı bir Merkez Bankası da ekonomideki oyunculara gereken güveni verememekte, olası müdahalelerin şiddetini ve maliyetini artırmaktadır. Yine, OHAL KHK’larıyla yapılan müdahaleler ekonomide bir diğer belirsizlik kaynağıdır.
 
Ülkenin döviz bilançosu bozulmuş, ekonomide güven dibe vurmuşken, kırılganlıklara bir de ucube başkanlık teklifinin getirdiği siyasi belirsizliğin eklenmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Tüm bu koşullar altında elbette ekonomi ve döviz piyasaları her türlü rüzgâra açık hale gelmektedir. Hükümete düşen, ülkemiz üzerinde manipülasyon yapılmasına imkân vermeyecek şekilde ekonomiyi ve siyaseti yönetmektir. Bunu yaparken belirsizliği ve risk algısını artıracak her türlü girişim engellenmelidir.
 
Siyasi belirsizliği artıran, ülkenin ufkunu karartan, ucube başkanlık projesi hemen geri çekilmelidir. OHAL KHK’larıyla ekonomi yönetmekten vazgeçilmeli, olağan hale hızla dönülmeli, ortak akıl Gazi Meclis'te aranmalıdır. İlgili ilgisiz her bakanın veya danışmanın ekonomiyle ilgili fikir beyan etmesinin önüne geçilmelidir. Hükümet önceliğini, egemenliği milletten alarak saraya vermeye değil; her hafta onlarca ocağa ateş düşüren teröre ve ekonomiye vermelidir.

Hükümet şikâyet veya her soruna kendi dışında sorumlu arama makamı değildir. Toplumsal yaşantımızda kutuplaşmayı azaltacak, sorunlara milli bir ruhla çözüm bulacak siyasi zemin Hükümet öncülüğünde hızla oluşturulmalıdır. Bu adımlar hızla atılmazsa, Türkiye her türlü manipülasyona açık kalmaya devam edecektir.
 
 
 

İlgili Haberler

Politika

Belediye başkanına silahlı saldırı

Politika

TBMM'yi karıştıran 5.maddede 'geri adım attılar'

Politika

Kritik görüşme sonrası açıklama: Bu toplantı geleceğe umutla bakmamızı sağladı

Politika

Yeliz Koray | Hıyanet

Politika

İHD'den Leyla Güven çağrısı

Politika

Atatürk'e hakaretten tutuklanan gericiye siyasi partiden ziyaret!

Politika

Türkiye, sokağa çıkma yasaklarına ilişkin AİHM'de savunma yaptı

Politika

İyi Partili vekilin ağabeyi AKP'den aday adayı oldu

Politika

Büyükerşen'e saldıranların aldığı ceza belli oldu

Politika

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: AKP'nin oda ve borsa başkanları teklifini doğru bulmuyoruz

Politika

Atatürk heykeline çıkıp ‘Babam' diyen şahsa linç girişimi

Politika

Akşener protestocularına bir dava bir takipsizlik: Tehdit var, suç yokmuş