unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

'Faşizm ikna yolu ile yıkılamaz'

ABC Gazetesi/Çağdaş Gökbel
Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkan Yardımcısı Avukat Münip Ermiş Antalya’da FETÖ soruşturması kapsamında neden gözaltına alındığını ve Türkiye’deki olağanüstü hal uygulamaların ne gibi sonuçlara yol açtığını Çağdaş Gökbel’e değerlendirdi. 

FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alındınız. Hangi iddialarla böylesi bir suçlama size yöneltildi ve genel olarak muhalif avukatlara yönelik bu tür eylemleri nasıl yorumluyorsunuz? 
Öncelikle bir tespit yapmak isterim. Hukukun tümden tasfiye edildiği böylesi dönemlerde en anlamsız sorunun “neden ben ?'  sorusu olduğuna inanırım. Bu yüzden bu soruyu kendime sormaktan imtina ediyor, faşizmin şiddetine maruz kalan herkesin de kendisine bu soruyu sormamasını gönülden tavsiye ediyorum. Kendine sorduğun soruların değil, zorbaya verdiğin cevapların ve duruşun sana bir faydası olur. Gerisi eskilerin deyişiyle lafı güzaftır.

Tabii ki neden alındınız? Sorusu benim için değerli.  

Sorulan sorulara bakınca, hakkımda bu soruşturmayı başlatanların da, bu soruları ciddiye almadıkları duygusuna kapıldım. Ancak şunu da aklımdan çıkarmamak kaydıyla. Çünkü, tutuklanmanıza karar verildi ise sorulan sorularında, verilen cevaplarında, dosya içerisindeki delillerinde pek kıymeti harbiyesi yok. Durum ne yazık ki. böyle.

Öncelikle FETÖ soruşturmalarındaki muhkem sorulara, yani “Bank Asya’da hesabınız var mı? Nerelerde okudunuz? Cemaate ait yurtlarda kaldınız mı? Eşiniz ve çocuğunuz hangi okullarda okudu mu? Yurtta kaldı mı? “ gibi sorulara biz de muhatap olduk. Bugüne kadar cemaatin sokağından geçmediğimiz için bu sorulara rahatlıkla menfi cevaplar verdim.

Kişiselleştirilmiş soru olarak birinci soru Twitter’da “Mehmet Baransu’yu, Ali Fuat Yılmazer’i, Emre Uslu’yu ve Yakup Saygılıyı hangi maksat ve düşünce ile takip ettin ?' sorusuydu. Yine kişileştirilmiş ikinci soru ise Adana ve Hatay’da MİT tırlarının soruşturması nedeniyle, Antalya’ya tayin edilen Süleyman Bağrıyanık’ın evinde gözaltına alınırken neden ziyaret ettin? Sorusuydu.

Hakkımda somut bir suçlama olmaması nedeniyle, doğrusunu söylemek gerekirse hemen bırakılmayı bekledim. Ancak böyle olmadı, Soruşturma Savcısı verdiğim cevapları ikna edici bulmamış olacak ki;  hakkımda tutuklama talep etti. Fakat Sulh Ceza Hakimi' Suçun niteliğinin değişme ve beraat etme olasılığını' gerekçe göstererek Adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı koydu.

unnamed-(1)-051.jpg

“KRİZ DÖNEMLERİNDE YÜRÜTÜLEN HAK MÜCADELESİNDE, ÖRGÜTLÜLÜĞÜN DEĞERİNİ BİR KEZ DAHA SINAMIŞ OLDUK'

ÇHD Genel Merkez ve Şubelerinin inanılmaz direnci, demokratik kitle örgütleri, siyasi yapıların desteği ve uluslararası dayanışma sayesinde bu süreci hafif bir hasarla atlatmış olduk. Nietzsche 'Kendin alabileceğin bir hakkı, bırakmayacaksın sana vermelerine' diyor. Özellikle kriz dönemlerinde yürütülen hak mücadelesinde, örgütlülüğün değerini bir kez daha sınamış olduk. Bizler için ders çıkarmamız gereken tek şey bu. Özgürlüğümü daha değerli kılan da bu. Hak ve özgürlükler için yapılacak mücadelede ancak örgütlülük varsa bir adım ileri gidiyorsun. Zorbalık ne kadar güçlü olursa olsun, karşısında örgütlü bir güç görürse geriliyor.

Muhalif avukatlara yönelik operasyonlar ise sürekli yaşanıyor. Bu iktidarın adil yargılanma hakkı gibi bir derdi olmadığı için, avukatları büyük tehdit olarak görüyor ve hak arama mücadelesinden son derece rahatsız oluyor. Avukatlar sadece hak mücadelesi yürütmüyor, aynı zamanda hak ihlallerinin tanıklığını da yapıyor. Bu saldırılar aynı zaman topluma verilen mesaj aslında. Kısaca verilen fermana kayıtsız şartsız uy! “Sizlerin hiç bir hakkınız olmadığı gibi hak talep etmenizde yasak" deniyor.

Gözaltı sırasında işkence ve kötü muameleye maruz kaldınız mı?
Adliye sevk ve adliye içerisinde bekleme sırasında kelepçe uygulanmasını saymazsak, işkence ve fena muameleye maruz kalmadık. Yasa gereği kelepçe ancak zorunlu durumlarda uygulanabilir. Kolluk veya kolluk amirlerinin keyfiyetine terk edilemez. Diğer yandan Türkiye'deki emniyet birimlerindeki nezaretler en fazla 3 günlük nezaret koşullarına göre düzenlenmiş durumda. Uzun süreli gözaltların, buna uygun olarak düzenlenmemiş nezaret koşullarında geçirilmesi başlı başına fena muamele olarak değerlendirilmelidir. Çünkü güneş ışından mahrumsun. Gece ve gündüz algısı tümden kayboluyor.

Olağan üstü hal uygulamalarını da göz önünde bulundurursak avukatların dahi hakları ilga edilirken, sıradan vatandaşlar sizce kendilerini nasıl savunabilir?
Olağanüstü hal rejiminin ilk getirdiği kısıtlama savunma hakkına geldi ve yapılan her gözaltıya ilk beş gün avukat görüş yasağı getirildi. 5 gün sonra yapılan avukat görüşmeleri ise polis nezaretinde yapılıyor. Oysa 667 sayılı kararnamede sadece cezaevindeki tutuklu avukat görüşmelerinde infaz koruma memuru nezareti getirilmişti. FETÖ soruşturmalarını yürüten savcılar bu uygulamayı emniyet nezaretine kadar genişletti. Cezaevlerindeki avukat görüşmeleri son derece sorunludur. Bu görüşmeler gardiyan huzurunda ve ses kaydı alınarak gerçekleştirilmektedir. Cezaevi yönetimleri personel yetersizliği gerekçesi ile sadece bir odayı avukat görüşüne ayırmakta, bu uygulama avukatların müvekkilleri ile görüşmesini engellemektedir. Çünkü bir avukat görüşmesini tamamlamadan başka bir avukat görüş kabinine girememektedir. Zaten görüşmeler bir hukuki yardımdan hal hatır sormanın ötesine geçmemektedir. Ses kaydının olduğu bir ortamda avukatın müvekkiline hukuki yardımda bulunması, hukuki tavsiyelerde bulunması beklenemez. Bu kayıtların KHK hükmü ile getirilmesi nedeniyle, buradaki kayıtların tutuklu aleyhine delil olarak dosyaya girmesi önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Dosyası ile ilgili müvekkiline hukuki tavsiyelerde bulunan avukatın örgüte yardım ve yataklıktan, ya da örgüt üyeliğinden tutuklanmasının önünde yasal olarak hiçbir engel yoktur. İktidarın istediği bu dosyalardaki soruşturmaları ve yargılamaları avukat olmadan gerçekleştirmektir. Avukatı bir kalem katibi durumuna düşürmektir.

unnamed-(2)-037.jpg

Türkiye’nin gerçekten bir hukuk devleti olduğuna inanıyor musunuz?
Montaigne “kanunlar doğru oldukları için değil kanun oldukları için yürürlükte kalırlar. Kendilerini dinletmeleri, akıl dışı bir güçte gelir, başka bir şeyden değil' der. Kanun devleti, hukuk devleti gibi ayrımlar son derece yapaydır. Olağanüstü hal rejimini, “HUKUK DEVLETİ' olarak tarif ettiğimiz bu rejimin dışında bir olgu değil, aksine, devletin kendi doğal saf hali olarak görmek gerekir. Devlet ve iktidar ihtiyaçlarına göre bunun ya saf doğal yontulmamış halini, ya da rötuşlanmış ve cilalanmış halini yurttaşların hizmetine sunar. Faşizm sistemin bir eksen kayması değil bizzat kendisidir. Hukuk hiçbir zaman temel hak ve özgürlükleri güvence altına almaz. Hak ve özgürlüklerin tek güvencesi halkın kendi iradesidir.

Hukuk devletinin ne olduğunu merak edenler, Anayasa Mahkemesinin kendi iki üyesi hakkında verdiği ihraç kararı, ya da HSYK'nın toplu hakim ve savcı ihraç kararını okuyarak merakını giderebilir. Yargının tepedeki en yüksek iki temsilcisi, tüm bu kararlarını hukuk içinde vermişlerdir.

unnamed-075.jpg

Olağan üstü hal uygulamasının uzatılacağına artık herkes kesin gözüyle bakıyor. Böylesi bir ortamda yurttaşların haklarını koruyabilmesi için neler önerebilirsiniz? 
Cumhurbaşkanının son açıklamasından, niyetin olağanüstü hal rejimini uzatmak değil, sürekli kılmak olduğunu anlıyoruz. Çünkü kendi iktidar partisinin çoğunlukta olduğu bir parlamentoda işlerin çok ağır yürüdüğünden bahsetmektedir. Bu beyan, bundan sonra yaşayacaklarımız konusunda en azından fikir vermelidir. 

“FAŞİZM İKNA YOLU İLE YIKILAMAZ. İKNA YOLU İLE FAŞİZMİN SİYASAL ALANI TERK ETTİĞİNE DAİR TARİHSEL BİR ÖRNEKTE YOKTUR'
Daha ağır faşizm koşulları bizleri bekliyor. Faşizm ikna yolu ile yıkılamaz. İkna yolu ile faşizmin siyasal alanı terk ettiğine dair tarihsel bir örnekte yoktur. Ancak kitle mücadelesi ile faşizm geriletilebilir. Kitleler ancak birleşerek, örgütlenerek siyasal alanda söz sahibi olabilirler. Faşizm başka bir yolla geriletilemez. Kendi bireysel haklarını koruyabilmelerinin tek yolu da budur. Yurttaşların tek tek haklarını koruyabilmeleri için hiç bir şansları yoktur.



Çok Okunanlar

Merdan Yanardağ'dan Muharrem İnce'ye kritik soru

Adnan Oktar davasında flaş gelişme: Ünlü oyuncunun yeğeni gözaltına alındı

Eski AKP'li Osman Can'dan 'darbe' uyarısı

Torba yasada bedelli dışında 3 sürpriz madde daha!

Samsun: IŞİD'in Türkiye hücresi

İlgili Haberler

Güncel

Meteoroloji, İstabul için saat verdi

Güncel

Şule Çet soruşturmasında yeni skandal

Güncel

Öğrenci ve velilere kötü haber: Sistem yine değişiyor

Güncel

CHP'den Çorlu tren faciasına ilişkin rapor

Güncel

Muazzez Ersoy'dan Adnan Oktar açıklaması

Güncel

Bir banka emekçisi daha yaşamını yitirdi: Satış baskısı, mobbing...

Güncel

THY uçağı İstanbul'a geri dönmek zorunda kaldı

Güncel

Kütahya'da silahlı çatışma: 2 yaralı

Güncel

Adnan Oktar'ın 13 saattir ifadesi alınıyor: Akıl sağlığım yerinde

Güncel

Adnan Oktar davasında flaş gelişme: Ünlü oyuncunun yeğeni gözaltına alındı

Güncel

Çarşafla bir günde 22 teneke zeytinyağı çaldılar

Güncel

Akseki halkının mücadelesi devam ediyor: Mermer ocağı istemiyoruz