YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

AKPnin gençlerle sınavı

07.09.2017 16:37

Günlük meslek bizimki. Telaşlı, stresli, her an tetikte. Her gün yeni baştan olaylar ve olgular kalabalığı içinde gerçekte ne olduğunu anlama ve aktarma çabası. Yok gazeteciliğin temel ilkelerinden söz edecek değilim. Zaten bunun memleket medyasının iyimser tahminle %95i için bir manası yok. Ve bütün bu müptezel iklimde görünen o ki ülkenin neredeyse yarısı Neverlandde yaşadığı için gerçeğin bir manası da yok.

Sonuçta gerçeklikten çok kurguya, araştırmaktan çok hayal gücüne -zayıf-, bilgiden çok çarpıtmaya, çamur atmaya, linç etmeye dayanan bir habercilik kafası her gün boş kaleye şut atmayı sürdürüyor. Üstelik parası da fena değil.

Öte yandan bu bitip tükenmek bilmeyen dandik post truth  ikliminde yine de,
her geçen gün bu durumdan kıllanan insan sayısının arttığı bir kamuoyu var.

Tabii yanlış anlaşılmasın. Bu bir avuç gerçeğin peşinde gazetecinin, yazarın, akademisyenin olağanüstü çabasıyla, Nuriye ile Semihin verdiği insanlık onuru mücadelesiyle ya da muhalefet cephesinin derdini çok iyi anlatmasıyla da olmuyor. 

Tam tersine iktidar artık neredeyse günlük uygulama, tavır ve çıkışlarıyla bizatihi kendi sonunu hazırlıyor. Üstelik bu son kendi doğal tabanı eliyle geliyor ve Saray bunun farkında olsa bile gidişatı tersine çevirebilecek manevra alanından yoksun. Kendi tabanı arasında özellikle genç kesimde giderek bir hoşnutsuzluk yükseliyor ve bu hoşnutsuzluk hızla ebeveynlerine de sirayet edecekmiş gibi görünüyor.

Bu tespiti Mehmet Ocaktanın Kararda yayınlanan dünkü yazısında verdiği örnek tam olarak somutlaştırıyor. Ocaktan yazısında bayram boyunca yaptığı gezide görüştüğü AKPli seçmenlerin ruh halinden bahsederken özellikle bir gencin ifadelerine yer veriyor. Bu genç AKPlinin kendi partisiyle ilgili yaşadığı ilüzyonu bir kenara koyarsak sözleri tabandaki kaynamayı çok iyi özetliyor: 

Şimdiki AK Partiyi kuruluş felsefesinde tarif edilen AK Parti ile buluşturmakta zorluk çekiyorum. Benim partim yasakçı olamaz, mesela en basitinden vikipedia neden yasaklanır biri bana bunu izah etmeli. Benim partim özgürlükçüdür, hakka-hukuka riayet eder, demokratik değerlerin öncüsüdür. Ama şimdi görüyorum ki toplumda bu konularda AK Partiye yönelik negatif bir algı var. Eğer bu algı yanlışsa parti çıkıp, demokratik değerlerin vazgeçilmez olduğunu, evrensel hukuk değerlerine bağlı olduğunu açıkça ifade etmelidir. Biz beş yıl öncesine kadar özgürlükler ve demokratikleşme konusunda, ekonomik kalkınmada dünyanın gıpta ile baktığı ülkelerden birisiydik. Şimdi bu özelliğimizi kaybettik, üstelik de demokratik dünya ile kavgalıyız. 

Ne kadar aklı başında geliyor kulağa değil mi? Yani temelde bu iktidardan memnun olmayan herkesin ilk anda söyleyeceği türden temel saptamalar. Ancak aynı zamanda -biz her gün sabahtan akşama tekrar etsek bile- karşı mahalleye asla ulaşmayacak sözler bunlar. Ama kendi mahallelerinde tek tük de olsa dillendirilmeye başlaması anlamlı.

İşte bu noktada Hayır cephesinin izleyeceği politikalar baskın bir seçim olmazsa 2019a giden süreçte çok büyük önem taşıyor. Bu anlamda CHPnin Adalet Yürüyüşü ile başlayıp Adalet Çalıştayı ile devam eden ve son halkasını Ankarada düzenlenen Eğitim Çalıştayının oluşturduğu eylemlilik hali kararlılıkla sürdürülmeli ve yaygınlaştırılmalı. Ancak sağdan rol kapma uğruna HDPye mesafe koyma ya da şehitlikte içki meselesinde olduğu gibi yalpalamalardan uzak durulmalı. Bu ülkede yeterince sağcı var ve buradan CHPye ekmek çıkmaz. Tek yapılabilecek laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin herkes için olduğu ve mütedeyyin kesimler için korkacak bir şey olmadığının iyi anlatılmasıdır. 

Öte yandan Akşener liderliğindeki hareketin şimdiden Sayın Erdoğanı uykularından ettiği görülüyor. Sırf bu sebeple yeni gelen parti ile asgari müşterekler zemininde -aş, iş, özgürlik, adalet- anlaşma yolları aranarak cephe genişletilmeli ve güçlendirilmeli. Çünkü Ocaktana konuşan genç arkadaş ve onun gibi düşünmeye başlayan kitlenin CHPden çok Akşenere yakın durabileceğini öngörmek için sosyolog olmaya gerek yok

Eğitim