YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Tamam olmasına tamam da...

09.05.2018 14:31

Tamam olmasına tamam da, dahası var, dikkatli olmak gerekiyor! 

Öncelikle 12 Mayısa kadar herkesin seçmen kütüklerinde adlarının bulunup bulunmadığını, yanlış kayıt olup olmadığını kontrol etmesi ŞART… Tamam mı? 

Eğer oyunuzu başka yerde kullanacaksanız, kaydınızı oy kullanacağınız yere taşımanız gerekiyor. Bu seçimlerde oy kullanma oranının %95i aşması gerekiyor, oy kullanma oranı arttıkça muhalefetin gücü de artıyor. 

Muhalefetin Cumhurbaşkanı adaylarının ve muhalefet partilerinin aşırı derecede ekonomik vaatlerde bulunmaması gerekiyor çünkü zaten çok kırılgan ve kopma noktasında bir ekonomiyi teslim alacaklar ve çok kısa zamanda toparlanmaları gerekecek. Bu halk bunu anlayacak kadar sağ duyu sahibidir. Tamam mı? 

Şimdi gelelim işin en kırılgan noktasına… 

Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalır, görünen o ki beş tane aday var.  

Muhalifler arasında Demirtaşın ikinci tura kalması zor gibi görülüyor. Her şeyden önce görünürlüğü yok, hapishanede, ayrıca muhalefet kanadının seçmenleri arasında Demirtaşın ne olup, ne olmadığını anlamış olan insan sayısı da az. 

Ancak ikinci turda Kürtlerin oyları çok önemli ve tümüyle muhalefet kanadı için kullanılmalı, o nedenle de İYİ Partinin de, CHPnin de, SPnin de söylemlerine çok dikkat etmesi gerekiyor.  

Ayrıca SPnin ikinci turda AKPye kayması olası olan oyları için de bir söylem geliştirmesi gerekli.  

Bu nokta cumhurbaşkanı adayları için ÇOK önemli. Tamam mı? 

İki ayrı seçim için aynı anda oy vereceğiz. Kafa karışıklığı olmamalı.  

TBMMye gidecek olan milletvekilleri için genel seçim yapılıyor ve bu tek tur. Bu seçimde muhalefet oylarının AKP  ve MHP oylarından daha çok milletvekili çıkartması gerekiyor, Türkiye ancak o zaman nefes alır.  

Ancak, HDP eğer meclise giremez ise, o zaman işler tatsızlaşabilir çünkü Türkiye bu seçimin ardından eğer Kürt sorununu acilen çözüme ulaştırmaz ise, sorunlar çığ gibi büyümeye devam eder ve demokrasi için atılan adımlar eksik kalır.  

Türkiyenin gerçekçi bir demokrasi ile buluşabilmesi ve huzura kavuşması için, kardeşlik kültürünün geri gelebilmesi için HDPnin meclise girmesi gerekiyor. 

Bugün İzmirde, İstanbulda, Ankarada yaşamakta olan Kürt nüfusunu göz önüne alacak olursanız, Türkiye Kürtlerinin ayrı bir coğrafyada yalnız yaşamak istemediklerini daha iyi kavrarsınız.  

Kimse Batı Türkiyenin sunmakta olduğu olumlu koşulları bırakıp olumsuzluklara gitmek istemez.  

Ancak Doğu ve Güneydoğunun kalkınması da, hem Kürtlerin, hem de Türklerin işine gelir, çünkü bu bölge hem turizm açısından, hem tarım ve hayvancılık açısından önemli bir bir bölgedir ve Türkiye ekonomisinin artık üreten bir ekonomi haline gelmesi şarttır, tamam mı? 

Ekonominin iyileşebilmesi için, demokrasinin düzgün işleyebilmesi için, kardeşlik kültürünün yeniden kurulabilmesi için, HDPnin meclise girebilmesi şarttır. Bunun için de Milletvekili Genel Seçimi için kullanılacak olan oylar çok önemlidir. Tamam mı? 

Türkiye uzun süren korku ve baskı rejiminin üzerine yığdığı ağır battaniyeyi sıyırmış gibi görülüyor. Tamam eyleminin birden bire sosyal medyayı da aşıp sokaklara taşmış olması, AKP lilerin bu haykırışa karşı saldırgan ve terbiyesizce karşılık vermeye başlamış olmaları bunun kanıtı.  

Başbakan bile tamam eylemine küfürle cevap verecek hale gelmişse eğer, o zaman iktidarı gerçekten bir telaş almış demektir. 

AKP Genel Başkanı konuşmalarının nereye varacağını düşünmeden, eskisi gibi konuşmayı sürdürüyor çünkü kurmuş olduğu korku ve baskıdan halkın sus pus olup onu dinleyeceği algısı ile hareket ediyor. Ancak tamam hatasını yaptığı andan itibaren artık herşeyin çok farklı gelişmeye başladığının bence o da farkına vardı. Türkiye uyandı! 

Türkiye, bu seçimleri eğer AKP kazanır ve hali hazırdaki cumhurbaşkanı yeniden seçilirse başına nelerin geleceğini çok iyi kavramış durumda, yani bu durumda yarın nasılsa bugünden daha kötü olacak, o halde başımıza ne gelecekse şimdi gelsin düşüncesi iyiden iyiye hakim oldu insanımızda. Korku ve baskı battaniyesini üzerimizden atmış olmamızın nedeni de zaten bu… 

Öyle bir seçime gidiyoruz ki, bir yanda adayların bir kısmı hapiste, öte yandan OHAL devam ediyor. Birleşmiş Milletlerin OHALi kaldırın demesine rağmen kimsenin umurunda değil. Basın diye bir şey hemen hemen kalmamış durumda, devletin TRTsi bile iktidarın borazanı olmuş. Özel TV kanalları ve gazetelerin büyük çoğunluğu korku ve baskının altında ezilip kalmışlar. Kısacası demokratik olmayan bir seçim ile demokrasi arayışındayız, o nedenle de çok dikkatli ve etkili olmak zorundayız. Tamam mı?

 

 

Eğitim