Çok Okunanlar

Erdoğan'dan tehdit: Burası Paris mi? Bedelini ağır ödersiniz

Röportaj | CHP Eski İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat: İstanbul'da seçimi kazanmanın yolu...

Portakal'dan Erdoğan'a 'edepsiz' yanıtı

Deniz Baykal'dan CHP'ye 'cesaret' çağrısı

Zafer Algöz, mücevherlerin sahibini buldu

Gerçekten özgür müsünüz?

Çağlar Ezikoğlu*

İçinizden kızanlar olacaktır, bu yazıda eleştirdiğin insan ölümden dönmüş, suikast atlatmış, günlerce hapis yatmış tutuklanmamak için yurtdışına gitmek zorunda kalmış birisini sen ne hakla eleştirebilirsin diye bağıranlar da olacaktır. Böyle bir dönemde, odaklanacağımız tek husus Başkanlık referandumu olması gerekirken sen ne vazife ile bu kıymetli muhalif aydınımıza laf etme cüretinde bulunursun be gafil diyerek şimdiden sosyal medyada üzerime saldıracakları tahmin edebiliyorum.

Lakin yine de bazı şeyler insanın ağrına gidiyor ve 'aman boşver’ diyemiyorsun. Az çok tahmin ettiniz kimden bahsettiğimi. MİT tırları haberi ile başlayan süreçte baskılara rağmen yaptığı haberden vazgeçmeyen bu sebeple uzunca bir süre hapiste yatmayı (92 gün) göze alan, ama daha sonra her nedense! 15 Temmuz darbe girişiminden 1 hafta önce sanki Türkiye’de daha önce can güvenliği varmışta bir anda bu güvenliği kaybettiğini iddia ederek Almanya’ya yerleşen Can Dündar.

Bugün Almanya Başbakanı Merkel’le genelde yabancı devlet adamları karşısındaki el pençe utangaç pozunu vererek konuşan Dündar’ı görünce insanın gerçekten yazası geliyor. Ama korkmayın, Ak Troller gibi vasıfsız bir şekilde 'FET֒cü’ diye sayıklayıp hakaretamiz ifadelerle kendisini eleştirecek halimiz yok. Aslında memleketin kurtuluşunu Batılı devletlerin Erdoğan’a müdahalesinde bulmayı görmesi ve bunu yabancı devlet adamlarının katıldığı her organizasyonda onlara 'yalvararak’ dile getirmesi aslında uzun uzadıya bir yazının konusu ama onu da pas geçelim. Yazının konusu Can Dündar’ın Almanya’da kurmuş olduğu ozguruz.org adlı haber portalı.

İsmiyle Cismi Müsemma Olmayanlar

Can Dündar 'sürgün’ olarak gördüğü bu yurtdışı macerasında kendisi gibi olanların oluşturacağı bir platform kurma hayalini daha önce de bahsetmişti esasında. Ve kuruluş aşamasında kendisine sponsor arayışları Correctiv adında Alman merkezli medya kuruluşunda nihayete erdi. Dündar  kurmuş olduğu platformda bu ortağını ve kurduğu siteyi şöyle anlatmış;

“CORRECTIV, medyada araştırmacı gazeteciliğin sembolü olmuş isimlerden biri… Hazırladıkları dosyalarla, Alman basınında haklı bir üne sahipler. Şimdi Türkiye’den gelen bir avuç gazeteci, CORRECTIV ile birlikte, Almanya’da Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelmiş meslektaşlarıyla güçlerini birleştirerek ellerinden alınan kalemlerini, basın özgürlüğünü, halkın bilme hakkını, demokrasiyi savunmak üzere yola çıkıyor.

Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Peki işin iç yüzü ne, kimdir nedir necidir bu Correctiv? SoL haber portalı kısa bir bilgilendirme notu bırakmıştı Soros ve türevi sermaye gruplarının fonladığı bu kurum hakkında. Bu habere göre; Correctiv Almanca, İngilizce ve Rusça olmak üzere üç dilde yayımlanıyor ve sitenin ünlendiği araştırmacı gazetecilik örnekleri Rusya’yı bol bol hedef almayı ihmal etmiyor[1]. 

Aslında basit bir araştırma ile 'bağımsız vakıflardan aldığı bağışlarla ayakta durduğunu iddia eden Correctiv’in bağışçılarının aslında o kadar da 'bağımsız’ olmadığını tespit edebiliyoruz. Bağışçıların ağırlığını Soros’un Açık Toplum Vakfı haricinde Alman politikasına yön veren vakıflar veya ekonomik kuruluşlar oluşturuyor. Peki kim bu vakıflar veya kuruluşlar? Dikkat çekenler elbette Deutche Bank, RTL-ZDF gibi televizyonlar veya Google. Ama daha da ilginç olanlar var elbet; Hristiyan Demokrat’ların etki alanındaki Konrad Adenauer Vakfı ile Yeşiller’in etki alanındaki Heinrich Böll Vakfı. Peki bu vakıfların Türkiye üzerindeki etki alanı ne? Bu konuyu da aslında uzmanına sormak gerekir. AKP iktidarının ilk yıllarında faili meçhule kurban giden ve hala failleri bulunamayan Necip Hoca’nın (Hablemitoğlu) internette basit bir araştırmayla bulabileceğiniz bir raporu var; 'Türkiye’deki Alman Vakıfları’ adında. Necip Hoca bu vakıfların Türkiye nezdindeki temel işlevini çok açık ve net özetlemiş esasında[2];

Ankara ve İstanbul’da şubeleri bulunan tüm Alman parti vakıflarının programları kabaca şu üç maddeden oluşur: Birinci maddedeki etkinlikler, Kemalizmin iflas ettiğini ve sorunun geçici bir hükûmet sorunu değil, 'yapay ve uyduruk Türk ulusunu tepeden inme yöntemlerle yaşatmaya çalışan Türk devleti’ olduğunu kanıtlamayı amaçlar. Bu çerçevede üçlü bir strateji izlenir:

A- 'Toplumun değişik katmanlarını Kürt sorunu üzerine tartışmaya ve çözüm üretmeye alıştırmak’ve buna paralel olarak 'kürtçü gruplar’ ile Almanya arasında köprü kurmak.

B- 'Toplumun değişik katmanları ile siyasal islâmcıları bir araya getirmek’ ve buna paralel olarak islâmcılar ile Alman devleti arasında köprü kurmak.

C- 'Alevilerin aşırı İslâma karşı oluşlarını dikkate alarak, Aleviler ile özel görüşmek ve konuyu gerektiğinde Kürt sorununa kaydırmak’.

Rahmetli Necip Hoca’nın bahse konu tespiti, AKP’nin kuruluş felsefesi ve o dönemde pazarlanan 'muhafazakar demokrasi’ konseptiyle daha da anlam kazanıyor. O dönemin de aydını diye lanse edilen Can Dündar’ın Ergenekon ve Balyoz kumpasları esnasında; 'Dün süngü zoruyla Başbakan’ı eve yollayanlar, bugün polis zoruyla evden toplanıyor’ yazıları, esasında bu vakıfların AKP’nin ideolojik tahakkümünde bahse konu liberal aydınlarla nasıl bir rol oynadığının bariz bir örneği.

Peki şimdi ne oldu da roller değişti? Aslında roller değişmedi, sadece Batı ve emperyal sermaye güçleri AKP ile daha doğru bir ifadeyle Erdoğan ile yola devam etmek istemiyor. Türkiye’nin Erdoğan sonrası olası bir yıkım halinden kendi sermayeleri ile yüzde yüz uyumlu çalışacak yeni iktidarlar devşirme peşinde. Şimdi soruyu Can Bey’e (ve dahi kendisinin ortağı gözüken, Gezi döneminde TOMA’ya çıkıp evinize dönün diye bağıran YAE’ci Hayko Bey’e) soralım; 'Özgürüz diyorsunuz ama gerçekten özgür müsünüz?..

* Aberystwyth Üniversitesi, Uluslararası Siyaset Departmanı, Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

[1] http://haber.sol.org.tr/medya/can-dundarin-yeni-ortagi-correctiv-nedir-183514

[2] https://onedrive.live.com/?cid=0aa70d71a8b2751d&id=AA70D71A8B2751D!983&authkey=!

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Cemal Çağlı | Kuşatılan Gençlik Gelişmeyen Benlik

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Cevap ver Fethullahçı Erkan Tan!

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | Kadrolu işçiler, asgari ücret artışından muaf tutulacak

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Yurdumuzda  inançlar nasıl bir rol oynuyor?

ABC Kritik

ABC Kritik | Fikret Başkaya | Yurttaşı nasıl bilirsiniz?

ABC Kritik

Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Yurdumdan İnanç Manzaraları: Kimler Ne demişti?

ABC Kritik

ABC Kritik | Coşkun Özdemir | Milli Egemenlik ve Milli İrade

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Futbol dünyamız

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Öğretmenler Günü kutlu ve umutlu olsun

ABC Kritik

'Yaptırım' mı?,  'Kitle İmha S­ilahı' mı? 

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Bir PKK-FETÖ-AKP işbirliği: Andımızın kaldırılması

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Bilim, Bilim, Yine Bilim ve Aydınlanma!