darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Ali Kaya Soysal

Dünya Kupasında ikinci gün

16.06.2018 19:19

Kupanın ikinci gününe Mısır-Uruguay maçıyla başlandı, bir tarafta  Afrika kıtasından gelen, en büyük yıldızı Salahın
sakatlığından ötürü kulübede oturduğu pramitler ülkesi, diğer yanda ise tarihinde iki kez dünya kupasını kazanmış,bir çok oyuncusu Barcelona, Paris Saint Germain, Juventus, İnter, Atletico Madrid gibi dev takımlarda oynayan, Cavani ve  Suarezi kadrosunda bulunduran futbol ülkesi... Doğal olarak maçın favorisi Uruguay oluyor maç önü...

Zaten 90 dakika Uruguayın baskılı futboluyla geçti, Mısır sürekli kapanmak zorunda kaldı, ancak galibiyet golü 89da stopper Gimenezden gelebildi; bunun nedeni, bolca goller kaçıran Suarez ve sanssız bir gününde olan Cavani ile Mısır kalecisi El Shenawy idi. Bence A Grubunda ilk maç sonuçlarından sonra  büyük bir sürpriz olmaz ise Rusya ve Uruguay el ele çıkar.

B Grubunun ilk maçında günün 22 saati aydınlık olan "beyaz geceleri" yaşayan Saint Petersburgda Fas ile İran karşı
karşıya geldiler. Cüneyt Çakırın yönettiği maçın başından sona hakimi kadrosunda Belhanda, Amrabat kardeşler, Ziyech, Malatyada oynayan Boutaib gibi teknik oyuncular bulunduran Fas idi. Buna karşın İran savunmada kalıp kontralarla fırsat aramaktan başka bir şey yamazdı. Kaleci Alireza Beiranvandın müthiş performansı İranın beraberlikle maçın sonlarına gelmesini sağladı, hele 80. dakikada Ziyechin köşeye giden şutunu adeta uzayarak kurtarması maçın kader anıydı. Ama, esas kader anı 90+5de bir İran yan ortasında topu ters kafa vuruşuyla kendi filelerine yollayan Baduza aitti. İranlılar hiç hak etmedikleri 1-0 lık galibiyete cılgınca sevinirken Faslılar adeta yıkıldılar .Özellikle çok ümitli oldukları 2026 Dünya Kupası organizasyonunu Amerika+Kanada+Meksika ortaklığına kaptırdıkları bir dönemde bu ikinci yıkım ağır oldu.

Ve gelelim gece oynanan maçın hasına, ezeli rakip komşular Portekiz-İspanya; bu iki takım finalde veya yarı finalde karşılaşabilir mi? Koskoca bir evet, öyle ya biri Avrupa Şampiyonu, diğeriyse Dünya Şampiyonluğu yaşamış iki dev futbol ülkesi.

Maçın tempolu ve çekişmeli geçeceği belliydi, sahadaki yıldız futbolcu bolluğu oyun kalitesinin yüksek olacağının
göstergesiydi. İspanya milli takımının hocası Julen Lopeteguinin Real Madrid ile anlaşması sonrası federasyon tarafından görevine son verilmesi ve yerine Fernando Hierronun getirilişi oyuncuları pek etkilememiş gördüğüm kadarıyla, zaten bu seviyede profesyonellerden tersi beklenemezdi.

 Kariyerinde son Dünya Kupasını oynayan Iniestanın İsco destekli oyun kuruculuğu Portekiz defansı arkalarına  atılacak derin paslarla Silva ve Costaya pozisyon yaratma isteği daha devereye girmeden 3. dakikada Ronaldonun "aldığı"penaltı ve attığı gol moral dengeyi bir anda değiştirdi. 23de Diego Costanın ceza alanı içinde bireysel çabasıyla sağladığı beraberlik sayısı İspanyolları kendine getirdi. 2 dakika sonra İsconun direkte patlayıp "gol çizgisi teknolojisine" göre çizgiyi geçmeyen topu talihsizlikti..

Tüm bunlar olurken Portekiz koşuyor, alan kapatmaya çalışıyor, kısacası savunmada kalıyordu, hucum anlamında bir gayret göremiyorduk, ama Ronaldoları vardı ya, bu yeterdi. Nitekim 44de kaleci Davidde Geanin büyük hatasından gelen ikinci  Ronaldo golü Portekizli futbolcuların soyunma odasına önde gitmelerini sağlıyordu.

İkinci devre İspanyanın üstünlüğüyle başladı, skorunda getirdiği psikolojiyle Portekiz yine kapandı. Bu baskı 3 dakika içinde 2 gol getirdi, önce çalışılmış bir ölü top organizasyonu sonucu Costa bereberliği getirdi, sonrasında defans oyuncusu Nachonun 20 metreden füzesi galibiyeti. Gününde olmayan Silvanın  Quaresma ile değişikliği Portekizi biraz daha canlandırdı,bu sefer roller değişti, atak olan Portekiz, savunan, ama kontralardan 4-2  öne geçecek 2 ciddi pozisyon bulan İspanya idi.

Ama, dediğim gibi sahada bir Ronaldo realitesi hüküm sürüyordu; 88de serbest vuruşdan 90nın tozunu alırken  adeta haykrıyordu..."Ben bu turnuvanın yıldızı olacağım"...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğitim