", "author": { "@type": "Person", "name": "www.abcgazetesi.com" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "www.abcgazetesi.com", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://cdn-photo.pivol.com/16396/imgs/190420181810218089950.png", "width": 152, "height": 55 } } }

unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Kararname Tuzağı

08.04.2017 10:46

Artık sona yaklaşıyoruz. Şu son 8 gün işi sıkı tutar ve sandıklara sahip çıkarsak karşılığını alacağız.

Haftalardır bu anayasal felaket paketinin tuzak ve tehlikelerini yazmaya, anlatmaya çalışıyoruz. Ortak bir emekle yüzbinlerce kişi sahada; halkımıza bu gerçeği ulaştırma kararlılığında.

Fakat heybedeki turpun büyüğünü sona sakladık. Bugün bunu anlatalım, nasıl bir tuzakla karşı karşıya olduğumuzu bir de Başkana verilen kararname çıkarma yetkisi üstünden ele alalım istiyorum.

Neden?

Bütün kampanya boyunca hep dile getirdiğimiz devletin tapusu tek kişiye veriliyor, tek adam rejimi kuruluyor, egemenlik milletten alınıp tek kişiye devrediliyor saptamalarını en net gösteren, özetleyen yetki bu.

Önce mevcut anayasaya göre konuyu açalım kısaca.

Mevcut anayasaya göre kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi Bakanlar Kurulunda; fakat bu yetkilendirmeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) yapıyor.

Karşımıza getirilen paketle; Bakanlar Kurulu kaldırılıyor. Meclisin elinden kanun hükmünde kararname çıkarmak için verdiği yetki de alınıyor. Bütün bu kuvvet kime aktarılıyor? Yanıt belli: Başkana.

Buraya kadar biliyoruz. Devamına bakalım.

Buna göre Başkan artık TBMMden yetki almadan, doğrudan tek bir kararnameyle yasa yapma yetkisine kavuşuyor. Öyle ki TBMMnin kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme altbaşlığını taşıyan 91. Maddesi toptan kaldırılıyor. Anlamı: Kararnamenin sınırlarını, süresini, kapsam ve ilkelerini belirleyen bir Yetki Kanunu öngörülmüyor. Dolayısıyla öyle basitçe Bakanlar Kurulunun yerine Cumhurbaşkanının yazılması gibi bir değişiklikten söz etmiyoruz.

Yani kendisi Yasamanın, Meclisin yerine geçiyor. Hangi konularda?

Yürütme Alanı

104. maddede yapılan bir değişiklikle Yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarabilir ifadesi getiriliyor. Son derece muğlak; geniş ve esnetilmeye müsait bir tanım. Başkan her konuyu yürütmeyle ilgili diyerek kararname konusu yapabilir; Meclis iradesinin yerine geçip ülkeyi tek başına, yasa yerine geçen kararnamelerle yönetebilir. Saraya ferman yetkisi verilmekte; Meclis yerine fermanlarla yönetme yetkisi getirilmekte.

Başka hangi konularda kararname çıkarma yetkisi verilmiş?

106. maddeyle Başkana bütün bakanlıkları kurma, kaldırma; görev ve yetkilerini düzenleme; merkez ve taşra teşkilatlarını kurma yetkisi devrediliyor. Bunları nasıl yapabilecek?

Bildiniz: yine kararnameyle.

Bitmedi.

Anayasada İdarenin Bütünlüğü ve Kamu Tüzel Kişiliğini düzenleyen 123. Madde de değiştiriliyor. Başkan isterse artık kararnameyle kamu tüzel kişiliği oluşturabilecek.

Bu kadarını özetleyelim: Başkana Meclisin yerine geçerek bütün devlet örgütlenmesini kararnameyle istediği gibi değiştirme, kaldırma yetkisi veriliyor. Açık ki devletin hakim gücü Meclis değil artık Saray olacak.

Bitti mi? Yine bitmedi. Bir de ekonomik yetkiler var ki, evlere şenlik.

Kararname Ekonomisi

Anayasanın 73. Maddesi değiştiriliyor. Vergi ödeviyle ilgili düzenleme yapma yetkisinin Bakanlar Kurulu yerine Cumhurbaşkanına verileceği yazılıyor. Nasıl düzenleyecek? Kararnameyle. Kimine vergi artışı, kimine vergi muafiyeti ya da istisnası getirerek. Şahsileşmiş devlet düzeni, bütün sermaye fraksiyonlarını tam bağımlı, yandaş yapmayı garanti altına alan bir yetkiyi eline geçiriyor. Yağmaya ve yandaşlığa dayalı yeni sosyal düzen, anayasallaştırılıyor.

Devamı var. 166. Maddede Ekonomik ve Sosyal Konseyin artık Hükümete değil, Başkana fikir vereceği yazılıyor. Ne önemi var?

Önemi şu: Anayasadan hükümet sözcüğü de kaldırılıyor; sadece Bakanlar Kurulu ifadesi değil. Dolayısıyla artık ekonomik ve sosyal konularda da tam yetkilinin Başkan olduğu ifade edilmiş oluyor. Eğer ekonomik ve sosyal konularda tam yetki Başkana geçiyorsa; bu konuları ne ile düzenleyecek?

Yanıt belli: yine bir gecede çıkarılan kararnamelerle.

Bitmiyor. Mevcut anayasanın 167. Maddesi Piyasaların Denetimi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi başlığını taşıyor. Bu başlıkta düzenleme yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna devredilebilirken, artık kime devredilebilecek? Bildiniz: Başkana. Peki bütün iç ve dış ticareti, piyasaların denetimini, vergi salmayı, vergi muafiyeti getirmeyi Başkan nasıl düzenleyecek? Yine bildiniz: kararnamelerle.

Öyleyse sadece sayılan yetkileri toplayalım: bütün devlet örgütlenmesini değiştirme, kurma, kaldırma yetkisi ve ilave olarak da bütün ekonomiyi tek başına yönlendirme yetkisi.

Bu niye önemli? Arjantinde Menem örneğinden biliyoruz. Arjantin tarihinin en fazla kararname yetkisi kullanan başkanlarından birisiydi Menem ve çıkardığı kararnamelerin hemen hepsi ekonomik karakterdeydi. Kime yaradı? Halkın kazanımlarını kararnamelerle yok etti. Krizle mücadele adı altında işçiden alıp sermayeye kaynak aktardı.

Demek ki Başkanın ekonomiye dair kararname yetkisi kriz dönemlerinin tedbiri ve bu tedbirler, halkı bastırıp sermaye lehine tasfiyeler yapabilmek için en denetimsiz ve dikensiz yol. Öyleyse bu anayasa, bir yönüyle de ekonomik OHAL anayasası; kriz dönemlerinde halkın kazanımlarına saldırmayı hesaplıyor. Bir gecede memurların iş güvencesini kaldırabilmek; bir gecede kararnameyle kıdem tazminatını kaldırabilmek mümkün olacak. Sayılan yetkilerin genişliği bunu mümkün kılıyor.

Varlık Fonunu bu çerçevede düşünün.

Meclis ne yapacak? 18 yaşında vekil seçilen gençlere koridorları gezdirebilirler; oyun alanlarını gösterebilirler; boş zamanları çok olacak.

Bunlar sayılan yetkiler ve olağan dönemler için öngörülen yetkiler. Bir de sınırlama getirilmiş; olağanüstü hal dönemleri hariç temel hak ve özgürlükler kararnameyle düzenlenemez.

Sakıncalar neler?

Birincisi; belirttik. Başkan her konuyu yürütme yetkisi içine sokabilir; her konuda kararname düzenleyebilir. İkincisi, geçen hafta da yazdık; sıkıyönetim yetkisi OHALin içine katılıyor ve ilan yetkisi tek başına Başkana veriliyor. OHAL döneminde Başkan temel hak ve özgürlükler alanı dahil artık her konuyu kararnameyle ve tek başına düzenleyebilecek.

Şimdi gelelim turpun büyüğü dediğimiz diğer kısma. Ya denetim nasıl olacak? Yani, diyelim ki Başkan elde ettiği bütün bu güçle birlikte yürütmenin dışında kalan her konuyu kararnameyle düzenlemeye başladı; Meclisin, yani yasama organının yerine geçti. Kim durduracak? Var mı engelleyebilecek güç? Anayasa bunu nasıl düzenlemiş?

Asıl tuzak burada. Bakalım.

Kararnamelerin Denetimi İmkansızlaşıyor

Başkanın tek kişilik kararnamelerinin karşısında iki denetim şekli öngörülmüş: Yasama denetimi ve Yargısal denetim.

Yasama denetimi; Meclisin yürütmeyi denetlemesiyle mümkün. Fakat bu kaldırılıyor; açıkça madde 87de yazılı olan Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek ibaresi maddenin yeni halinde yok. Meclisin yürütmeyi denetlemesi sözkonusu olmayacak.

Peki, Başkanın kararnamesini Meclis nasıl boşa düşürebilir?

Yolu belli: Aynı konuda Meclis bir yasa çıkarırsa Meclisin çıkardığı yasa geçerli olur.

Harika; işte fren mekanizması konmuş diyenler; öyle değil. Her şeyi düşünmüşler, kelime kelime hesaplayıp yazmışlar. Başkana güçleştirici veto dediğimiz yetki veriliyor. Yani?

Diyelim Meclis, Başkanın kararnameyle düzenlediği bir konuda yasa yaptı ve Başkana onaylaması için gönderdi. Bunun için ilk aşamada üye tamsayısının dörtte birinden bir fazlayla toplanılması ve salt çoğunluğun karar alması yeterli. Yani 600 vekilden en az 151 vekil toplanacak ve yarıdan bir fazlası onay verecek. Burada sorun yok.

Fakat Anayasanın yenilenen 89. Maddesine göre Başkan kendisine gönderilen bir yasayı yeniden görüşülmek üzere Meclise gönderirse artık Meclis bunu üye tam sayısının salt çoğunluğu ile yasalaştırmak zorunda. Yani en az 301 kişiyle. Oysa mevcut sistemde, CB bir yasayı yeniden görüşülmek üzere geri gönderdiğinde Mecliste böyle bir sayı şartı aranmıyor; yani yarıdan bir fazla oyla yasalaştırma şartı yok.

Özetle Başkana Meclisin yasalarının önüne geçecek bir de güçleştirici veto yetkisi veriliyor. Fesih yetkisinin yanında. Öyleyse yasamanın fiilen Başkanın çıkardığı kararnameleri engellemesi imkansızlaştırılıyor. Bir kişinin imzası, 300 vekilden daha fazla yasa gücüne kavuşuyor.

Diyelim ki 301 vekil bulundu ve yasa yapıldı. Yani başkan Mecliste çoğunluğunu kaybetti. Fakat fesih yetkisini de kullanmadan ben devletin başıyım, benim çıkardığım kararname geçerli dedi ve uygulamada çıkan yasayı değil, kendi kararnamesini sürdürdü. Mecliste çoğunluğun aldığı bu kararın uygulanmaması, yani Meclis iradesinin gasp edilmesi karşısında sistem bir fren mekanizması getirmiş mi?

Hayır. Ne yapabilir Meclis? Seçim kararı alabilir. Başkan seçimiyle Meclis seçimini yenileme kararı çıkarabilir. Fakat kaç kişiyle alınabilecek? Onu da koymuşlar. 360 vekil bu kararı alabilir. Yani Meclisin çoğunluğunun iradesi, Başkan tarafından yok sayıldığında 359 vekilin olması bile durdurmaya yetmeyecek. Tuzaklar bir değil, iki değil. Yapar mı? Şu anda ne yapıyor? OHAL döneminde çıkarılan kararnamelere bakın, yapar mı yapmaz mı? sorusunu siz yanıtlayın. Yaparsa da OHAL olsun olmasın engellemek imkansızlaştırılıyor. OHAL istisna olmaktan çıkıp yetkiler bakımından Başkan lehine kalıcılaştırılıyor.

Yargısal Denetim de Yok

Gelelim yargısal denetime. Kararnameler yargısal denetime açık. Kağıt üstünde. Anayasaya uygunluk açısından denetim yetkisi 148. Madde ile Anayasa Mahkemesine veriliyor. Peki, Başkanın çıkardığı kararnamelerin anayasaya uygunluğunun denetimini yapacak Anayasa Mahkemesinin üyeleri nasıl atanacak?

146. maddeyle Anayasa Mahkemesinin üye sayısı 17den 15e düşürülüyor. Bunların 4ünü Başkan doğrudan atayacak; 3ünü kendi atadığı YÖK üyelerinin belirlediği adaylar arasından; yine 5ini de üyelerini yine kendisinin doğrudan ve dolaylı olarak belirleyeceği Danıştay ve Yargıtayın gösterdiği adaylar arasından atayacak. Böylece 15 üyenin 12sini Başkan atayacak. Kalan 3 üyeyi ise Meclis seçecek. Mecliste de çoğunluğu varsa başında olduğu partiyle birlikte Başkan AYMnin 15 üyesinin 15ini birden belirleyecek. Yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalkacağı; yargının tamamen siyasallaşacağı ve Başkan kararnameleri aleyhine karar verildiğinde hiçbir yargıç güvencesinin olmayacağı bu ortamda Yargısal Denetim de sizlere ömür. Kaldı ki OHAL dönemlerinde bu kararnamelerin anayasaya aykırılığı gerekçesiyle AYMye dava bile açılamayacak.

Toparlarsak: Başkana kararnamelerle yasama yetkisi aslında tamamen devrediliyor; bunu önleyecek bütün mekanizmalar da paketin içine yerleştirilen maddelerle etkisizleştiriliyor. Bu nedenle artık ülke Saraydan fermanlarla yönetilecek diyebiliriz.

Egemenlik 80 milyondan alınıp tek kişiye devredilmek isteniyor. Evet mi, Hayır mı?

 

Eğitim