darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Haluk Şahin

Zehirli asparagas salgını

22.02.2017 14:50

Bugünlerde dünyanın hemen hemen neresinde olursanız olun karşınıza fake news ile ilgili bir haber ya da tartışma çıkacaktır. Amerikada Başkan Trump sabah akşam fake news, fake news diye bağırıp çağırıyor, tweetler attıyor. Fake news Avrupada her düzeyde tartışılıyor, kurumsal düzeyde ele alınıyor.  Avrupa Birliğinin, başta İsveç olmak üzere çeşitli devletlerin bu konuda çalışan örgütleri var.  Özel düzeyde fake news olaylarını ifşaya çalışan doğrulama site ve örgütlerinin sayısı da her geçen gün atıyor.

Belli ki,  zamanımıza damgasını vuran evrensel bir fenomenle karşı karşıyayız.

Fake news demek yalan haber ya da palavra haber demek. Ki bunlar, insanlığın yeni tanıştığı şeyler değiller. Habercilik olduğu sürece yalan, atmasyon ve palavra haberler de olagelmiş. Nedir şimdiki telaşın aslı astarı? Niçin fake news büyük haber muamelesi görüyor?

Kuşkusuz bunun temel nedeni, dijital teknolojinin sağladığı olanaklarla, yalan haber üretip yayma kapasitesinin müthiş gelişmiş olması. İnternet sayesinde artık herkes gazetecilik yapabilir diye sevinmiştik. Bu bıçağın iki yanı da kesiyor: Internet sayesinde artık herkes yalancılık da yapabiliyor.

Ve söylenen bazı yalanların,  gerçek insanlar üzerinde, ölüme kadar giden vahim sonuçları olabiliyor. Haber palavra ama sonuçları gerçek! Ürkütücü olan bu.

                                                              ***

Bizim gazetecilik geçmişimizde uydurma haberin ya da asparagasın neredeyse makbul sayıldığı bir dönem yaşanmıştı. 1980 askeri darbesinin ardından haber kaynaklarının çoğı tıkanmış olan bazı gazeteler bu yola başvurdular. Örneğin, Günaydın grubundan çıkan Tan gazetesinin tirajı bu sayede 1 milyon 250 bine kadar çıktı.  Tan birinci sayfasında çıplak kadın resimlerinin yanı sıra asparagas haberler de kullanıyordu. İkisinin de amacı cinsel sıkıntı içinde kıvranan genç delikanlıların hoşuna gitmekti.

Bu döneme fake news ya da asparagasın masumiyet dönemi gözüyle de bakabiliriz. Bu türden haberciliği tiraj getiren ve gazete okunmasını sağlayan zekice bir yöntem oladuğunu söyleyen gazetecilere bile rastlanıyordu. Benim de içinde bulunduğum tek tük eleştirmenlerin Peki, bu türden haberler asıl haberleri de çürütmez mi? Gazeteye güveni sarsmaz mı? türünden itirazlarına Aradaki farkı çocuklar bile  görür  türünden yanıtlar veriliyordu...

Habercilik denen olayı ciddiye almazsanız, onun demokrasi içindeki yaşamsal rolüne inanmasanız, bu türden haberlere gerçekten gülebilirdiniz de. Örneğin,  yabancı bir dergiden kesildiği belli olan bir resmi kullanarak Türkiyeye tatile yalnız gelen Alman kızlarının yüzde 41i hamile ayrılıyor diye haber uydurduktan sonra  resmin altına da Helga tatilini Alanyada geçirdi türünden bir cümle konmuşsa!  Helganın resmi üç ay sonra da karşınıza Sandy adlı bir İngiliz kızının fotoğrafı olarak çıkabiliyordu. Meğer Sandynin ailesinin İskoçyada şatosu varmıiş ama o Bodrumda güçlü erkek garson Hasan ile  yaşamayı tercih etmiş!

                                                                ***

Günümüzde yaygınlaşan ve Amerikada 2016 seçim kampanyasında etkili olduğu söylenen uydurma haber   salgınından masum bir olay olarak söz edebilmemiz mümkün değil. Ben bunlara zehirli asparagas denmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü amaç kötü ve  sonuç da kötü. Trumpın seçimi kazanmasını Rus istihbarat örgütleri tarafından yönlendirilen asparagas haberlere bağlayanlar bile var.  Yüzlerce hatta binlerce internet sitesinin bu amaçla kullanıldığı anlaşılıyor. Bir çeşit siber savaş bu diyorlar.

Bunlardan birisi, kocaman bir sazan, burada bizimkilerin havuzunda epey yüzmüştü. O sıralarda Obamanın dış politikasından hoşlanmadıkları için Trumpı kurtarıcı olarak gören iktidar yandaşları için Hillary Clintonu karalayan her haber makbüldü.  Asparagas oldukları açık seçik belli olsalar bile...  Yandaş gazetelere  maşet olan Pizzagate haberlerini hatırlayınız.  Hani ABDde bir pizzacı zinciri vardı, pizza satmanın yanısıra çocuk fuhşu ile de uğraşıyordu ve bu pizzacının bağlantıları Clintonlara kadar uzanıyordu.

Birileri bu palavra haberleri bastılar, televizyon haberlerinde kullandılar. Ve sonra, bir düzeltme yaptıklarını da sanmıyorum.

Zehirli asparagas, yaptıkları haber salatasına uygun düşüyordu!

                                                            ***

Merkezdeki medyaya  saldırmanın kendisine puan getirdiğini farkeden popülist Trump, Başkan olduktan sonra da fake news saldırılarının cephesini genişletti, Amerikanın en önemli basın yayın organlarını (New York Times,  NBC,  ABC,  CBS ve özellikle CNN)  fake news media yani asparagas medyası ilan etti. Onların yazdıklarına halkın inanmaması gerektiğini ısrarla söylüyor, özellikle kendi yaptıkları ile ilgili olarak yazdıklarına...

Şu sözlerine bakar mısınız?

Asparagas medyası benim düşmanım değil, Amerikan halkının düşmanıdır!

Amerikanın Başkanı ülkesinin en büyük medya kuruluşları hakkında böyle söylüyor!

Diyeceksiniz ki, Ohoo, biz burada yıllardır buna benzer şeyleri duymaya çoktan alıştık.

Evet, alıştık.  Sonra ne oldu? 

Asparagasın zehiri bünyeye yayıldı ve medya kuruyup gitti!                                              

Eğitim