YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Fransa Cumhurbaşkanı Amerikadaydı

26.04.2018 07:33

Geçen yıl 39 yaşındayken, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda faşist partiye (FN) karşı aday olarak kalınca, biraz da gönülsüzce Fransanın Cumhurbaşkanlığına seçilen Emanuelle Macron, Amerika Birleşik Devletleri başkanının resmi konuğu olarak Waşingtona gitti. Macronun ziyaretini BMF televizyonundan anı anına canlı olarak izledik Pariste. 

Macronun siyasi görüşünü beğeniriz ya da beğenmeyiz. Sosyalist Partiden geliyor olmasına karşın uygulamakta olduğu merkez sağ / kapitalist politikaları onaylarız ya da onaylamayız, bunların hiç birisi bu yazının konuşu değil.

Bu yazıda size lafla peynir gemisi yürümez deyişini anlatmaya çalışacağım.

Dünyada hemen hemen kimsenin onaylamadığı ABD başkanı, bugün dünyanın emperyal gücü olarak kabul edilen ABDyi temsil ediyor. Bu temsilciliği ile Fransa Cumhurbaşkanını kabul etti. İki liderin görüşmeleri neredeyse laubalilik bile denilebilinecek kadar samimi bir havada geçti. 

Devlet başkanlarının eşleri de el ele tutuşarak pek çok ziyaret yaptılar ve samimiyetlerini kimseden gizlemediler. Buraya kadar tamam. Ama bundan sonrası daha da önemli… 

Macron ABD kongresinde 50 dakikayı aşan bir konuşma yaptı ve konuşmasında ABD başkanı ile anlaşamadıkları konuları da anlattı. Konuşması sık sık, senatörlerin ayakta alkışları ile kesildi. Fransanın Waşington büyükelçiliği binasında, orada yaşamakta olan Fransızlarla da buluştu ki bu da olağan. Ama G. Waşington Üniversitesi öğrencileri ile görüşmeye giderken, yürüyerek gitti, onu koruyanlar ABDnin verdiği korumalardı, ancak bu Macronun onu alkışlayan öğrenciler ile durup el sıkışmasını, konuşmasını ve birlikte fotograf çektirmesini engellemedi. 

Yolda onunla konuşmak isteyen türbanlı bir genç kız ile neler konuştuğunu televizyonda duymadık ama, kız ile uzun uzun, yani birkaç dakika yol üzerinde sohbet etti. Daha sonra dev bir salona toplanmış olan öğrencilerin karşısına beyaz bir gömlek ile çıktı ve önce kollarını sıvadı. Bir konuşma yapmadı, öğrencilerin sorularına cevaplar verdi. 

Basın toplantılarında promtersız ve elinde not olmadan konuşan ve gazetecilerin sorularını kızıp sinirlenmeden, onlara ders verir gibi söylemlerde bulunmadan samimiyetle cevaplandıran Macron, G. Waşigton Üniversitesi öğrencilerinin sorularını da aynı sakinlik ile yanıtladı. 

Onlar ile AIDSten, Dalay Lamaya ve Fransada devam etmekte olan grev dalgasına kadar her konuda konuştu. Grevin bir hak olduğunu, Fransada ordu hariç herkesin grev hakkı olduğunu ve buna saygı gösterilmesi gerektiğini uzun uzun anlattı.

Fransa Cumhurbaşkanı, üniversiteden ayrılırken de öğrencilerle sohbetini sürdürdü ve pek çok birlikte fotograflar çektirdi. Bu ziyaret sırasında kimseyle tartışıp kavga etmedi, hoşuna gitmeyeceği aşikâr olan pek çok soruyu güler yüzle ve sakin cevaplandırdı. Onu korumakla görevli olan ABD li korumalar da kimseye ne vurdu, ne itti ne de gereksiz bir hakarette bulundu. 

Macronun bu rahatlığının ardında elbette demokratik ve lâik bir Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı olması yatıyordu, çünkü her sözü ile demokrasiyi temsil ettiğinin bilincindeydi, yanlış yapması mümkün değildi. 

Dediğim gibi pek çok konuda onun gibi düşünmeyebiliriz, aynı siyasi görüşü de paylaşmayabiliriz ama Sezarın hakkını Sezara vermek durumundayız, bugün Avrupada lider olarak gösterilebilinecek çok az isimden birisi de Macrondur ve ABD ziyareti sırasında da bunu göstermiş, ülkesini, Fransayı şerefle temsil edebilmiştir.

Demem o ki, lafla peynir gemisi yürümez ! Ben şuyum, ben buyum diyerek birşey olunmuyor… 

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla…

Eğitim