darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Jeopolitik Saflaşma İçinde Afrin ve Rusya

29.01.2018 10:24

Afrin Operasyonu 10uncu gününde. Bu süreçte operasyonun askeri ayağına ilişkin epey değerlendirme yapıldı, yapılıyor. Diğer yandan yine bu 10 günde dünya jeopolitiğinde aktörlerin stratejik pozisyonları ve çelişki eksenleri daha da görünürleşti; bakmakta yarar var.

Bu neden önemli? Emperyal/büyük devletler askeri hamle yapmadan fakat onun gücünü arkalarında hissettirerek, sahip oldukları diğer etki ve müdahale kapasiteleriyle belirleyici olmaya ve kendi stratejileriyle uyumlu bir oyun sahası yaratmaya çalışırlar. Buradan bakarsak, geride kalan süreçte, genel olarak Suriye ama özelde de Afrinde aktif olan uluslararası aktörler açısından durum nedir?

Rusya üstünden gidelim. Görünen, Suriye denklemindeki en belirleyici aktör Rusya, kanıtlandı. Rusyanın Afrin özelinde bir stratejisi mi var, yoksa Afrinde genel Suriye ve dünya stratejisine uyumlu taktik bir hamle mi yapıyor? Yanıtımız açıkça ikincisidir. Rusya için taktik hamle Türkiyenin güvenlik hassasiyeti çerçevesinde Afrin operasyonuna göz yummak oldu. Ana stratejiyle uyumlu bu taktik hamlenin amacı nedir?

Rusya bu taktik hamleyle ABD ile Türkiye, yani iki NATO üyesi ülke, hem de askeri açıdan NATOnun en ileri seviyedeki iki ülkesi arasında halihazırda belirginleşen çelişkileri daha da keskinleştirdi. ABD ile Türkiye arasındaki mesafeyi derinleştirdi. Nitekim bu süreçte Beyaz Saraydan yapılan bir resmi açıklamayla açıkça bir Türk-Amerikan güçlerinin çatışması olasılığından söz edildi. İki NATO üyesi ülkenin çatışması olasılığı daha önce hiç bu kadar açıktan seslendirilmedi. Trump-Erdoğan görüşmesi bu sertlikte sürdürülmüş, ABD tarafının ısrarlı açıklamaları bu yönde.

Diğer yandan Rusya bu taktik hamleyle ABDnin uluslararası sahadaki stratejisizliğini görünürleştirdi. ABDnin emperyalist bir devlet olarak stratejisizliği, genel olarak içinden geçtiği kriz aşamasına özgü. Bu kriz, aynı zamanda uluslararası çelişkileri ve çatlakları ABD emperyal devlet aygıtı içinden geçiriyor ve aygıt bütünselliğini yitirmiş şekilde akamete uğruyor.

ABD devlet yetkililerinin ortak bir Suriye ve Afrin politikası/söylemi geliştirememesi, bu bölünmüşlüğü daha da açığa vurdu. Pentagonun yaptığı açıklamayı Dışişleri, Dışişlerinin açıklamasını Beyaz Saray sözcüsü yalanlıyor. Ve hatta kamuoyu önünde gidin onlara sorun demeye başladılar. Rusyanın ikinci stratejik kazanımı bu: ABD devlet aygıtı içindeki bölünmüşlüğü daha da görünürleştirmek. Ama aynı zamanda Trump ile birlikte ABDde dış politikanın giderek Pentagon tekeline girdiğini ve Amerikan hariciyesinin de devre dışı bırakıldığını hatırlatmak gerekiyor. Bu niye önemli? Bir yandan dünyada uluslararası ilişkilerin daha da askerileşmesine, diğer yandan içeride Rusya destekli olmakla suçlanan Trump yönetiminin Rusyaya karşı kendisini temize çıkaracak hamlelere yönelme ihtimaline işaret ediyor, bu yüzden.

Bunun Rusyaya ne katkısı olur? Birincisi, çok yakın zamanda Rusyada devlet başkanlığı seçimi var ve bütün bunlar iç siyasette Putinin elini epeyce kuvvetlendirecektir. İkincisi, Atlantik bloğuna yakın aktörler arasında güvenlik ve istikrar merkezli kaygılarla Rusya-Çin-İran hattına doğru kopuşları ya da tarafsızlaşma girişimlerini hızlandırabilecektir. ABDnin uluslararası hegemonya örgütlemekte zorlanması, etrafındaki ittifaklar üzerinde sorgulatıcı/dağıtıcı bir etkide bulunuyor. Dolayısıyla bütün bu gelişmeler Rusya ve etrafındaki yeni jeopolitik bloğun stratejisine katkı sunuyor. Ama bu yetmez. Rusya bloğunun aynı zamanda bir yeni Paxa, işleyen ve sınanmış bir Rusya-Çin-İran Barışı modeline ihtiyacı var ve bunun için en uygun yer Suriye.

RUSYANIN DEZAVANTAJLARI
Rusyanın bu hedefe ulaşması açısından şimdilik üç dezavantajının olduğu görülüyor ve hepsi bir şekilde Afrin/Kürt Sorunu ile bağlantılı. Birincisi, İranın Suriyede Esad yönetiminin politik çerçevesi içinden Afrini okuması ve açıklamalarını be temelde sertleştirmeye başlaması. Bu da Rusyanın Suriye siyasetindeki en önemli müttefiklerinden olan İran ile ittifakında dışa dönük ilk çatlak görüntüsünü oluşturuyor. ABD bundan memnun.

İkincisi, Rusya Soçi Zirvesi ile birlikte Suriyede siyasi çözüm sürecinin ana aktörü olmayı yeni uluslararası kuvvet dengesi açısından en önemli prestij/etki mücadelesi olarak okuyor. Dolayısıyla IŞİDin yenildiği, Esad yönetiminin yeniden Suriyenin çoğunluğunda hakimiyet tesis ettiği ortamda savaşı bitiren, barışı getiren, yani düzen kuran ülke pozisyonuna yerleşmek istiyor. Suriye öyle bir denklem haline geldi ki; Suriyede düzen kuran, yeni dünyada da düzen kurma potansiyelini kanıtlayacak artık. Suriyedeki siyasi sürecin hangi kuvvet merkezi tarafından nasıl sonlandırılacağı bu nedenle sadece Suriye ile ilgili bir mesele değil. Bu bir açıdan kimin yeni düzende kendi barışını modelleştireceğiyle de ilgili bir konu bu. Dolayısıyla bir tür Pax Russia – Rusya Barışı test edilecekse Suriyedeki askeri sürecin hangi siyasal hamlelerle/çözümlerle tamamlanacağı da kritik konu. Nitekim Türkiyenin operasyonu hızlandırması, tam da yaklaşan bu çözüm süreci içinde kendi pozisyonuna göre kazanımlar elde etme arayışıyla da ilgili.

Tam da bu noktada Kürt sorunu gündeme geliyor. Kürtler Suriyede uluslararası kuvvet dengelerindeki çatlaklardan yararlanarak önemli bir pozisyona ulaştı. ABD, Rusya ve İran etkisini kırmak için ve Türkiye üzerinde basıncı arttırmak amacıyla PYDyi Suriyedeki en ayrıcalıklı müttefiki haline getirmeye çalışıyor. Yoğun silah ve mühimmat sevkiyatının Suriyedeki IŞİD tehdidi neredeyse sona ermişken sürmesi bunun kanıtı. Türkiye, Irak ve Suriye merkezi hükümeti karşısında sınır güvenliği sağlayacak ordu türü oluşumlara destek vereceklerini açıklamaları da tüm bölge aktörlerinin elini kuvvetlendirdi. Rusya ABD Suriyeyi bölmek istiyor tezini daha da güçlü seslendirmeye başladı.

Fakat Rusya, Suriyede Kürtleri de kaybeden bir taktik çizgiye teslim olmak istemiyor. Soçi görüşmelerinin ve bir Pax Russianın en önemli bileşenlerinden birisi, ABDnin Körfez Savaşı sonrası Irakta getirdiği Kürt çözümünün karşısına Suriyede bir başka Kürt çözümü ile çıkmak olacak. Bu nedenle Rusyanın Kürt meselesine stratejik yaklaşımıyla Türkiyenin yaklaşımı arasında önemli ayrılıklar var. Ve yakın vadede Suriyede bir siyasal çözüm masası kurulduğunda bu çelişkinin nasıl ve kim/kimler tarafından hangi araçlarla yönetileceği belirsiz. Dolayısıyla ikinci dezavantaj, Rusyanın hem Suriye Kürtlerini hem de Türkiyedeki iktidar bloğunu aynı anda kendi stratejisi içinde nasıl uyumlulaştıracağı konusunda bir taktik plana henüz sahip olmaması. Ya da görünen bu.

RUSYA VE KÜRTLER
Rusya Kürtleri kaybetmek istemiyor. Fakat Afrin operasyonuna izin vermesi, ardından da Türkiyenin Soçi katılımcılarıyla ilgili ambargo uygulama tutumuna onayı karşısında Kürt kanadının Suriyede Rusyanın pozisyonundan daha da uzaklaşıp ABD pozisyonuna daha da bağlanma ihtimali var. Kürt temsilcilerin Soçiye katılmama kararı da bunu tamamlıyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde Rusyanın Suriye stratejisi içinde karşılaşacağı en temel sorunlardan birisi, Kürt sorununun Suriyede nasıl siyasi çözüme kavuşturulacağı konusu olacak. ABDnin bugün Suriyeye iç müdahalesinin sahadaki en etkin aracı olarak sadece PYD kaldı; Rusya bu kartı mutlaka ABDnin elinden almak zorunda olduğunu hesaplıyor.

Üçüncü çelişki ise, Türkiyenin askeri operasyonunun en önemli bileşenlerinden birinin CIA desteğiyle kurulan, Suriye İç Savaşında büyük suçlar işlemiş çetelerden oluşan ve Suriyenin birliğine çomak sokmuş Özgür Suriye Ordusu olması. Bunun devamında da Türkiyede özellikle Erdoğan yönetiminin Esada karşı savaşın başındaki tezlerle ilerlemeyi sürdürmesi. Bunlar Suriyede Rusya Barışı dediğimiz sürecin yakınken uzaklaşması ihtimalini doğuruyor. Dolayısıyla Rusya için en makul hamle, Türkiyenin denetimine sokulmuş bir ÖSO karşılığında Türkiyenin yeniden Esad yönetimiyle masaya oturması ve görüşmesi olacak. Erdoğan yönetimi buna direniyor. Buna karşın Erdoğan etrafında içeride oluşan Milliyetçi Cephenin asker kanadında, Ulusalcı siyasal çevrelerde bu fikir baskın bir şekilde ifade ediliyor. Rusyanın kendi etrafında yeni dünya düzenine armağan etmek istediği bir Rusya Barışını Suriyede Erdoğan yönetiminin tercihleri yüzünden riske atmak istemeyeceği, böyle bir aşamaya gelindiğinde Milliyetçi Cephe içindeki bu çelişkilere oynayacağı ve tercihini bu çerçevede yapacağı. aşikar. Erdoğan yönetiminin ABD ile bağları koparamamasının, Rusyaya doğrudan güvenememesinin altında yatan, ABDye mesajlar gönderen pozisyonunun arkasında biraz da bu okuma var.

Özetle hem ABD hem de Rusya bir yandan Türkiyeyi kaybetmemek, diğer yandan da Suriye denkleminde Kürtleri kendi tarafına/çözümüne çekmek gibi iki çelişkili gibi görünen pozisyona çare üretmek zorunda. Yakın geleceği, bu ana aktörlerin her iki konuda birbiriyle uyumlu ve elbette kendi büyük stratejileriyle de çelişmeyen bir taktik hamle geliştirip geliştirememesi belirleyecek. Ya da bunu hangisinin geliştireceği.

Bu noktada ihtimaller var, yine yazarız. Fakat bu tabloda Türkiyenin stratejisi nedir?

Görünen, az önce belirttiğimiz ana aktörler arasındaki ve ana aktörlerin Türkiye ile Suriye Kürtlerini aynı anda tatmin edecek bir çözümü geliştirememesi faktörleri arasındaki çelişkilerden yararlanarak güvenlik koridorunu genişletmek. Diplomatik çelişkilerle askeri kazanıma yönelmek…

Ana aktörlerin yaptığıyla tamamen farklı.

Ne yapılmalı?

Yapılacak olan belli. Türkiye, kendi güvenliğini sağlamak için komşu ülke Suriyeye sınırı olmayan devletlerin ana stratejileri içinde çatlaklar aramak ve komşu ülke aleyhine oluşmuş yapılardan yararlanmak yerine, Suriye yönetimiyle görüşmeli ve Kürt kartını emperyal devletlerin elinden alacak stratejik çıkışlar geliştirmeli. Türkiyenin ve Suriyenin birliği, barışı, huzuru ve güvenliği için başka bir yol görünmüyor. 

 

 

 

 

Eğitim