Çok Okunanlar

Erdoğan'dan tehdit: Burası Paris mi? Bedelini ağır ödersiniz

Röportaj | CHP Eski İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat: İstanbul'da seçimi kazanmanın yolu...

Deniz Baykal'dan CHP'ye 'cesaret' çağrısı

Zafer Algöz, mücevherlerin sahibini buldu

Eski Türkiye güzelinin bıraktığı mirası 14 yıl sonra itfaiye erleri kazandı

İlk haftanın ardından bazı tuhaflıklar

Ali Kaya Soysal

Fransa 2016, Rio Olimpiyatları, terör, darbe, fetö filan derken "güya süper" ligimiz tekrar başladı, üstelik  fairplay açısından yine iddialı bir sezon ismiyle, rahmetli Turgay Şeren. Teoride tamam da, pratikte durum böyle mi, daha birinci haftada tuhaflıklar başladı.

Öncelikle modern futbol ülkelerinde bir "rituel" vardır uzun yıllardır uygulanan. Bir önceki sezonun şampiyonu yeni lige ilk maçı oynayarak başlar ve çeşitli jestlerle  onurlandırılır, bu biiir..

İkincisi; "Kulüpler Birliği deplasman yasağını kaldırdı" diye bir haber çıktı  manşetlere on gün önce. Spor severler çok sevindiler bu problemin nihayet çözüldüğüne.. Ancak gözden kaçan önemli bir detay var. Birlik, yetki olarak sadece "tavsiye kararı" alır, final kararını " İl Güvenlik Kurulları" bağlı oldukları valilikler kanalıyla verir.. Bu bağlamda sözkonusu, yani sorunlu olan İstanbul, Trabzon ve Bursa şehirlerinin valilerinin bu kararda imzaları var mıdır? Daha da öteye gidiyorum, valilerin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığının yasal tasarrufu olmuş mudur? Yarın öbürgün bir olay çıktığında, ki umarım olmaz, geriye dönüş kararını kulüpler birliği mi verecektir? Bu konuda devletten bir açıklama bekleme hakkımı saklı tutuyor ve son olarak şunu soruyorum: Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzon'un kendi aralarında oynadıkları maçlarda 20 yıldır iki tarafın seyircilerinin yer almamasında ortamı geren kulüp başkan ve yöneticilerinin katkısı ne kadardır?
 
Üçüncüsü; seyircisiz maç oynatma gibi ilkel bir ceza hala neden uygulanmaktadır, Kulüpler Birliği bu konuda niye bir görüş bildirmiyordur üst kuruluş olan Federasyon Başkanlığına? Kulüpleri ciddi anlamda gelir kaybına uğratan bu cezaya en fazla kulüp başkanlarının karşı çıkması gerekmez mi? Loca ve kombine kart satmak için çaba sarfeden, skor başarılarına imza atmak uğruna pahalı transferler yapmaya çalışan başkanlar, acaba bu "ucube" yaptırıma hangi gerekçeyle karşı çıkmazlar?
 
Bu bağlamda son aktüel olay,  Konya'daki G.Saray-Beşiktaş maçında taraftarlarının taşkınlığından ötürü ilk lig maçını kendi sahasında seyircisiz oynamak zorunda kalan G.Saray'ın mağduriyetidir. Bir hafta önce 100-150 Konyalı, misal, Nevşehirli, Kayserili, Niğdeli sarı-kırmızılı seyircilerin "vandallığını" niye İstanbul'da kulübe katkı sunmak amacıyla loca, kombine alan, bilet parası ödeyerek maçı izlemek isteyen masum futbolseverler  ödesin? Veya , Edirne'den, Adapazarı'ndan, Kocaeli'nden, yurt dışından gelen Galatasaray gönüllüleri niye bu zevkden mahrum kalsın? O günlerde İstanbul'u ziyaret eden bir turist Türkiye anılarına niçin bir maç seyri eklemesin?

Bu sorun ayrıca anayasal bir konudur. Vatandaşların maç izleme özgürlüğü kısıtlanamaz, bir kaç bin taraftar avukatlar vasıtasıyla yurt içi ve dışı yargıya başvururlarsa kesin olumlu sonuç alırlar.. Bir de olayın "passolig" boyutu var. Dünyada birkaç sezon önce  sadece İtalya'da stad olaylarını önlemek için denenen, kısa sürede kaldırılan bu uygulama bizde niye devreye girdi, amaç neydi ve niye sonuç alınamıyor? Yoksa 2 sene önce yazdığım gibi passolig sadece  tribünlerde iktidar aleyhine slogan atılmasını engellemek için mi yaratıldı?
 
İlk hafta tuhaflıklarının sonuncusu G.Saray-Karabük maçının 90+3+17'nci saniyesinde gelişen pozisyonda yaşandı....Maçın saat olarak tek hakimi hakemdir, kabul, ancak burada saat değil "kronometre" sözkonusu, işte burada "takdir hakkı" devreye giriyor.. Ben konuyu fazla uzatmadan Bülent Yıldırım'a açık bir soruyla kapatmak istiyorum:  Kardeş,  93+17 de topu son kullanan G.Saraylı futbolcu değil de, Karabüklü olsaydı oyunun  birkaç saniye daha devam etmesine izin verir miydin?

 Biraz da birinci haftanın teknik değerlendirmesini yapalım kısaca dilerseniz..

Oynanan 9 maçın tamamını aynı saatte  başlayanları "zapping" yaparak izledim..Beşiktaş- Alanya maç analizini geniş olarak okudunuz pazar günü herhalde, okuyamayanlar için şöyle özetleyebilirim: Son şampiyon sahaya Adriano dışında geçen sezondan kalan 10 futbolcuyla çıktı. 25'inci dakikada yeni transfer sakatlanınca tamamen eski kadrosuna döndü ve maçı adeta antrenman havasında 4-0'a taşıdı. Son saniyedeki Barış Şimşek yaratmasından gelen penaltı golünü görmezden geliyorum. İki takım aynı siklette değildi, doğru, ama sonuçta bir lig maçıydı ve siyah-beyazlılar kendilerini sıkmadan farklı skora ulaştılar. Burada parantez açılması gereken konu, eğer futbolda başarının en büyük koşullarından birincisi "kadro istikrarı"  ise Beşiktaş bunda çok başarılı yıllardır. Birbirine alışmış oyuncuların düzeni ancak sonradan dahil edilen transferlerin olası uyumsuzluklarıyla bozulabilir. Bilmem Beşiktaş yönetimi mesajımı almış mıdır.? Alanya içinse görüşlerim çok negatif, ilk onbirinde 6, kulübede 5, üstelik vasıfsız,  yabancı , toplam 18 yeni transfer olsa olsa turizm ilçesi olmalarından kaynaklanıyordur.. Belki çok erken ,ama bu kafayla "geldikleri gibi giderler" kusura bakmasın komşu Alanya..

BİRAZ İNSAF TAELACI KARDEŞLERİM 
Başakşehir, Fenerbahçe karşısında çok yanlış ve kötü oynadı, tarihindeki en "mahkum" maçını çıkardı rakibine karşı..Ama 90 dakika 1-0 bitince bizim "skor yazarları" her zamanki gibi devreye girdi ve sarı-lacivertlileri yerin dibine soktular.. Bir kere Başakşehir'de kaleci Volkan Babacan en az dört golü engelledi. F.Bahçe sürekli ataktı,  gol öncesi yanlış final pasları 10 küsurdu, maç boyu 35 orta yaptı, şut girişimlerinde bulundu, her şeyi denedi ve tek farkla mağlup oldu.. 3. dakikada attığı golün dışında tek bir pozisyonu yoktu B.Şehir'in.. Biraz  insaf "tabelacı" kardeşlerim, diyerek G.Saray-Karabük maçına geçelim..

GALATASARAY'IN DERDİ ÇOK
 
Karabük de yeniden bir takım kurmuş, ama başta teknik direktörleri olmak üzere akıllı transferler yapmışlar..Maç boyunca sahada  futbol adına olumlu işler yapan Kardemirlilerdi. İlk 15 dakikada net 3 pozisyonları var, hele 84'te  kaçırdıkları bir gol var ki, İstanbul'dan hakettikleri 3 puanla dönmeleri işten bile değildi.. 93+17. saniyede o ana kadar sahada varlığı olmayan Eren Derdiyok'un mucizevi golüyle 1-0 galip geldi G.Saray, ama önümüzdeki dönemlerde çok zor günler bekliyor sarı-kırmızılıları, benden söylemesi.. Galatasaray'la ilgili satırlarımı yeni türedi futbol şubesi sorumlusu Levent Nazifoğlu ile bitirmek istiyorum, üstelik bu arkadaş kendi ifadesine göre A takımında top da oynamış, gerçi hiç adını duymadım.. Eski yöneticilerden Ergun Gürsoy'un yakını olduğunu biliyorum, zaten bunu birkaç gün önce bir röportajında "genleriyle" gösterdi.. Eren ve Serdar Aziz ile Beşiktaş'ın da ilgilendiğini, ama sonunda her iki futbolcuyu da  Galatasaray'ın aldığını bir soruyla ileten TV muhabirine aynen şunları söyledi Nazifoğlu: "çünkü biz G.S. yöneticisiyiz, adımız G.S., o bakımdan kolay oluyor bu transferler"..Ben bu arkadaşı takip edeceğim "Turgay Şeren" sezonunda..
 
Açılış maçında ligin yeni takımı Adanasporu 2-1'le geçen Bursaspor'un ortaya koyduğu futbolu beğenmedim, belki 35 derece mazeretleri olabilir..Trabzon'un Kasımpaşa karşısında aldığı 2-0'lık galibiyet haklıydı, ancak Paşa'nın geçen seneki kadrosundan çok oyuncu kaybettiğini unutmayalım..Trabzonspor'un çok oturaklı bir başkanı var, söylemleri centilmenlik çağırıştırıyor, tebrik ederim. Ersun hoca gibi ciddi, işini seven, başarılı bir teknik adamları da var. Bordo-mavililere tek önerim, sabır ve sahalarında olay çıkartmamaları.. Ama Kasımpaşa için aynı kelimeleri kullanamayacağım, Rıza'yı severim, fakat bu sezon işi çok zor..
 
Rize ve Konya maçındaki beraberlik maçın hakkıydı. İlk yarı Rize, ikinci devre ise Konya üstündü, iki takımı da 6-7 hafta beklemek gerek  bir fikir edinmek için. Gençlerbirliği de haklı bir 2-0'lık başarıya imza attı. Gaziantep karşısında, bana göre bu sene Ankara ekibi yukarılara oynar. Tabi İlhan Cavcav, İbrahim Üzülmez'in işine karışmazsa.. Antep'in ise geçen sezonki problemleri devam ediyor, o nedenle  düşmemeye oynar.. Kayseri evinde Akhisar'a kaybetti, oyun olarakta ezikti. Geçen sezon düşmekten zor kurtulan bu ekip bu sene de aynı sıkıntıları yaşayacaktır.. Akhisar geçen seneki performansına artı yapmak istiyor, bu belli, bekleyip izleyeceğiz... Antalya'nın  Osmanlıspor'a karşı aldığı beraberlik bence tesadüf. Osmanlı takımı uzun süre eksik oynayan rakibine karşı üstündü, ama 4 gün içinde  Danimarka'dan Antalya'nın sıcak ve nemli iklimine adapte olmak kolay değil..Benim düşmemeye oynayacak adaylarım içinde Akdeniz temsilcisi de var. Öncelikle şu Eto'o meselesini halletmeleri gerek, bu ekonomik açıdanda çok önemli..

MİLLİ TAKIM KADROSU NEDEN AÇIKLANMADI?

İkinci hafta maçlarından sonra Dünya Kupası elemeleri için Hırvatistan ile karşılaşacağız, son Avrupa Kupası maçında oyun olarak bizi ezen rakibimiz bir hafta önce aday kadrosunu açıkladı. Biz galiba önümüzdeki pazar akşamını bekliyoruz..Niye acaba bu kadar beklemenin nedeni Fatih hoca, yoksa "biz bitti demeden bitmez"in yeni bir versiyonu mu, yoksa fetö operasyonunun milli futbolcularımız açısından tam netleşmemesi mi sorun?

İlgili Haberler

Spor

Ankaragücü yönetimi İsmail Kartal'ın görevine son verdi

Spor

Başakşehir - Galatasaray maç sonucu

Spor

Medipol Başakşehir-Galatasaray maçının ilk 11'leri belli oldu

Spor

Pepe, Beşiktaş ile yollarını ayırdı

Spor

Beşiktaşlıları üzecek 'Şenol Güneş' iddiası

Spor

Brezilya ekibi, Galatasaraylı futbolcu ile anlaştı

Spor

Ersun Yanal'ın Burak Yılmaz'ı istiyor mu? Başkan açıkladı...

Spor

Fenerbahçe'ye kötü haber!

Spor

Ersun Yanal'dan sonra Fenerbehçe'de 2. geri dönüş sürprizi

Spor

Ersun Yanal Ülker Stadı'nda

Spor

UEFA Avrupa Ligi'nde, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin muhtemel rakipleri

Spor

Tuncay Şanlı'dan Ersun Yanal yorumu: Pes etmeyen bir takım yaratacaktır