Meraklı izleyiciyi yanıltmamak için hemen belirtmem gerekir ki, 'Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi’ İslâm hakkında bir film değil. O nedenle, özellikle de İslâm dünyasının sonraki süreçte parçalanmasına yol açan olayları İranlı bir yönetmenin nasıl yorumladığını merak edenler kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacaktır. 

Macidi, bir birey olarak Hz. Muhammed’in doğumu ve yetişme sürecine yoğunlaşmış. Dolayısıyla, tarihsel dönem olarak İslâm öncesi Mekke ve çevresi insanlarını, sosyal ilişkileri içerisinde senaryosunun merkezine yerleştiren Macidi, Hz. Ali’nin babası Ebu Talib’in anılarından yeğeni ve son peygamber Hz. Muhammed’in yetişmesini veriyor. 

Filmin zayıf yanları da var
Mekke’nin toplumsal ilişkilerine yoğunlaştıkça modern epik bir dramaturji yaratan Macidi, Hz. Muhammed’in seçilmişliğini ifade etmek için başvurduğu yöntemlerle ise, kendi filmine zarar veriyor. Hristiyan dünyasının İsa peygamberi ifade etmek için başvurduğu ışık (nûr) ile Hz. Muhammed’in yüzünü göstermeyen Macidi, aslında hristiyanlaşmış vahhabi yoruma da teslim oluyor. Halbuki, bizzat Kuran İslâm peygamberinin elçilik görevi dışında kendisini diğer insanlardan ayıracak hiçbir kutsal, olağanüstü güçlere sahip, mucize yaratmak gibi özelliklerinin olmadığını defalarca farklı ayetlerde vurgular. Hz. Muhammed hepimiz gibi insandır. O ne İncil’deki İsa’dır ne de Tevrat’taki Musa’dır. 

Filmin bir diğer zayıf yanı ise, İslâm’ın doğuşunu aile (içi) çatışmaları eksenine dayayan kurgusu, diye düşünüyorum. Neredeyse post-modern televizyon dizilerinin 'ruhunu’ yakalamaya çalışan bu dramaturji, ilk bakışta filmi güçlü kılıyor, gibi görünse de, bence iki temel gerçeği göz ardı ettiği için zaafa dönüşüyor. Birincisi, Mekke’deki sınıf çatışması gerçeğini unutturuyor. İkincisi, ise neden İslâm’ın o an ve mekanda gerekliliğini anlamamızı önlüyor. Halbuki, Ebu Süfyan’la Ebu Talib’in karşı karşıya kaldıkları sahnelerde kervanlar, Kâbe’nin anahtarı, Kureyşlerin sözleşmesi gibi, bütün sözünü ettiğim eksiklerin aşıldığı, hatta filmi en insanî noktaya taşıyan hikâyeler var.

Yönetmen’in İslâm dünyasının “hassasiyetlerini' dikkate alarak böyle bir resimlemeyi tercih ettiğini düşünebiliriz. Ancak, kabul etmek gerekir ki, Macidi’nin çok daha cesur olmaktan çekinmediği hikâyeleri de var. Öncelikle, Kâbe’nin İslâm öncesinde tavaf edilişini ve bu 'iş’ten büyük paralar kazanıldığı gerçeğinin altının çizilmesi bence çok önemli bir vurgu. Aynı şekilde, kız çocuklarının ve kadınların yaşam hakkının ve toplumsal statüsünün Hz. Muhammed’le nasıl değiştiğinin vurgulanması da çok önemli.

unnamed-(3)-035.jpg

Söylemesem olmaz!
Elbette, filmin bir de söylemesem olmaz, bölümü var. Macidi, filmin sonlarına doğru Hz. Muhammed’in amcasına şunu söyletir: “Bizim dinimiz İbrahim’in dini, Allah’ımız tek'. Bu hepimizin bildiği bir bilgi, Hz. Muhammed’in soyunun İbranilerin atası İbrahim peygambere dayanmasında ne var, diyebilirsiniz. Haklısınız. Filmin bir de kötü karakteri var, Yahudi Samuel. Samuel Kutsal Kitap’ın müjdelediği “ulu kişi' arayışı içerisinde Araplar içerisinde benzer özelliklere sahip bir bebeğin varlığını öğrendiğinde şu soruyu sorar: “Araplardan mı, yoksa Araplar için mi?' Aynı diyalog filmin sonlarına doğru yinelenir.

unnamed-092.jpg

Senaryodan kaynaklanan kimi eleştirilerime rağmen, Macid Macidi’nin filmografisinde bir başyapıt ortaya koyduğunu, Hz. Muhammed’i Mekke’nin sosyal ve ekonomik ilişkilerinin içerisinden anlatma çabasıyla, İslâm dünyasında ilk kez materyalist bir yoruma yaklaşan Hz. Muhammed portresi çizdiğini ve sadece Müslümanların değil, herkesin izlemesi gereken bir film sunduğunu belirtmek isterim.

unnamed-(2)-045.jpg

Hz. Muhammed
Yönetmen ve Senarist: Macid Macidi
Müzik: A. R. Rahman
Görüntü Yönetmeni: Vittorio Storaro
Oyuncular: Mehdi Pakdel, Sareh Bayat, Mina Sadati, Ali Reza Şoca-Nuri, Mohsen Tanabandeh, Dariyuş Ferheng, Siamak Adib
İran, 2016, '178

", "author": { "@type": "Person", "name": "www.abcgazetesi.com" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "www.abcgazetesi.com", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://cdn-photo.pivol.com/16396/imgs/190420181810218089950.png", "width": 152, "height": 55 } } }

darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

Katar'dan gelen yardımın karşılığı ortaya çıktı

Emeklilere maaş şoku!

Hem cinsiyetçi hem saçmalama uzmanı: Yandaş yazardan skandal yazı

‘IMF'ye gidin, Berat Albayrak'ın işine son verin'

'Setlerde bakire arayan erkek oyuncu var'

İranlı yönetmen Macid Macidi’den bir başyapıt: Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi

Ali Rıza Özkan

İslâm peygamberi Hz. Muhammed hakkında daha önce de filmler yapıldı. Ünlü 'Alpha ve Omega’ animasyon serisinin yaratıcısı Richard Rich’in Brian Nissen’in senaryosundan çektiği çizgi filmi 'Son Peygamber: Muhammed’ (2002), Suriyeli yönetmen Muhammed Şeyh Necib’in büyük televizyon dizisi 'Hz. Muhammed’ (2008) ve daha pek çok belgesel, animasyon ve öykülü film dünyanın ve halkların tarihini derinden etkileyen bu kişiliği anlatmak istiyordu.

İranlı yönetmen Macid Macidi 'Cennetin Çocukları’, 'Baran’, 'Serçelerin Şarkısı’ gibi filmleriyle tanınan ve sevilen bir sinematograf. Yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştığı 'Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi’ ise, Suriyeli yönetmen Mustafa Akad’ın 'Çağrı’ filmi ile birlikte, hem İslâm coğrafyası ve hem de dünyanın geri kalan kısmında Müslümanların önderi hakkında yapılmış ve en çok ilgi uyandıran film olduğunu şimdiden söyleyebiliriz.

Peşinen söylemeliyim ki, 'Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi’ filmi üzerine bu kadar konuşulması ne Macidi’nin filmografisi ve ne de ülkesinin İran olmasından dolayı. Kabul etmek gerekir ki, film hakkında dünya çapında çok büyük bir tanıtım çalışması (PR) yapıldı ve beklenti oluşturuldu. 

unnamed-(1)-066.jpg

Beklentileri karşılayan bir film
Peki, film yaratılan bu beklentiyi karşılıyor mu? Ticari anlamda karşıladığını şimdiden söylememizi engelleyecek bir neden yok. Sinematografi açısından ise, post-modern epik sinemanın tüm imkânlarını gayet başarılı bir şekilde kullanan Macidi’nin kusursuz bir sanatkârlık örneği ortaya koyduğunu söyleyebilirim. Macidi’nin önceki filmlerinde görselliğin mükemmelliğini bilmeyenler, 'Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi’ filminde karşılaştıkları olağanüstü görselliği görüntü yönetmeni İtalyan Vittorio Storaro’ya kolayca bahşedebilirler. Ancak, bu doğru bir değerlendirme olmayacaktır.

 

Meraklı izleyiciyi yanıltmamak için hemen belirtmem gerekir ki, 'Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi’ İslâm hakkında bir film değil. O nedenle, özellikle de İslâm dünyasının sonraki süreçte parçalanmasına yol açan olayları İranlı bir yönetmenin nasıl yorumladığını merak edenler kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacaktır. 

Macidi, bir birey olarak Hz. Muhammed’in doğumu ve yetişme sürecine yoğunlaşmış. Dolayısıyla, tarihsel dönem olarak İslâm öncesi Mekke ve çevresi insanlarını, sosyal ilişkileri içerisinde senaryosunun merkezine yerleştiren Macidi, Hz. Ali’nin babası Ebu Talib’in anılarından yeğeni ve son peygamber Hz. Muhammed’in yetişmesini veriyor. 

Filmin zayıf yanları da var
Mekke’nin toplumsal ilişkilerine yoğunlaştıkça modern epik bir dramaturji yaratan Macidi, Hz. Muhammed’in seçilmişliğini ifade etmek için başvurduğu yöntemlerle ise, kendi filmine zarar veriyor. Hristiyan dünyasının İsa peygamberi ifade etmek için başvurduğu ışık (nûr) ile Hz. Muhammed’in yüzünü göstermeyen Macidi, aslında hristiyanlaşmış vahhabi yoruma da teslim oluyor. Halbuki, bizzat Kuran İslâm peygamberinin elçilik görevi dışında kendisini diğer insanlardan ayıracak hiçbir kutsal, olağanüstü güçlere sahip, mucize yaratmak gibi özelliklerinin olmadığını defalarca farklı ayetlerde vurgular. Hz. Muhammed hepimiz gibi insandır. O ne İncil’deki İsa’dır ne de Tevrat’taki Musa’dır. 

Filmin bir diğer zayıf yanı ise, İslâm’ın doğuşunu aile (içi) çatışmaları eksenine dayayan kurgusu, diye düşünüyorum. Neredeyse post-modern televizyon dizilerinin 'ruhunu’ yakalamaya çalışan bu dramaturji, ilk bakışta filmi güçlü kılıyor, gibi görünse de, bence iki temel gerçeği göz ardı ettiği için zaafa dönüşüyor. Birincisi, Mekke’deki sınıf çatışması gerçeğini unutturuyor. İkincisi, ise neden İslâm’ın o an ve mekanda gerekliliğini anlamamızı önlüyor. Halbuki, Ebu Süfyan’la Ebu Talib’in karşı karşıya kaldıkları sahnelerde kervanlar, Kâbe’nin anahtarı, Kureyşlerin sözleşmesi gibi, bütün sözünü ettiğim eksiklerin aşıldığı, hatta filmi en insanî noktaya taşıyan hikâyeler var.

Yönetmen’in İslâm dünyasının “hassasiyetlerini' dikkate alarak böyle bir resimlemeyi tercih ettiğini düşünebiliriz. Ancak, kabul etmek gerekir ki, Macidi’nin çok daha cesur olmaktan çekinmediği hikâyeleri de var. Öncelikle, Kâbe’nin İslâm öncesinde tavaf edilişini ve bu 'iş’ten büyük paralar kazanıldığı gerçeğinin altının çizilmesi bence çok önemli bir vurgu. Aynı şekilde, kız çocuklarının ve kadınların yaşam hakkının ve toplumsal statüsünün Hz. Muhammed’le nasıl değiştiğinin vurgulanması da çok önemli.

unnamed-(3)-035.jpg

Söylemesem olmaz!
Elbette, filmin bir de söylemesem olmaz, bölümü var. Macidi, filmin sonlarına doğru Hz. Muhammed’in amcasına şunu söyletir: “Bizim dinimiz İbrahim’in dini, Allah’ımız tek'. Bu hepimizin bildiği bir bilgi, Hz. Muhammed’in soyunun İbranilerin atası İbrahim peygambere dayanmasında ne var, diyebilirsiniz. Haklısınız. Filmin bir de kötü karakteri var, Yahudi Samuel. Samuel Kutsal Kitap’ın müjdelediği “ulu kişi' arayışı içerisinde Araplar içerisinde benzer özelliklere sahip bir bebeğin varlığını öğrendiğinde şu soruyu sorar: “Araplardan mı, yoksa Araplar için mi?' Aynı diyalog filmin sonlarına doğru yinelenir.

unnamed-092.jpg

Senaryodan kaynaklanan kimi eleştirilerime rağmen, Macid Macidi’nin filmografisinde bir başyapıt ortaya koyduğunu, Hz. Muhammed’i Mekke’nin sosyal ve ekonomik ilişkilerinin içerisinden anlatma çabasıyla, İslâm dünyasında ilk kez materyalist bir yoruma yaklaşan Hz. Muhammed portresi çizdiğini ve sadece Müslümanların değil, herkesin izlemesi gereken bir film sunduğunu belirtmek isterim.

unnamed-(2)-045.jpg

Hz. Muhammed
Yönetmen ve Senarist: Macid Macidi
Müzik: A. R. Rahman
Görüntü Yönetmeni: Vittorio Storaro
Oyuncular: Mehdi Pakdel, Sareh Bayat, Mina Sadati, Ali Reza Şoca-Nuri, Mohsen Tanabandeh, Dariyuş Ferheng, Siamak Adib
İran, 2016, '178

İlgili Haberler

Kültür Sanat

Cem Karaca'ya saygı konseri

Kültür Sanat

Şişko Nuri'nin cenazesinde büyük vefasızlık!

Kültür Sanat

50 bin toplu iğne ile hayat bulan tablolar

Kültür Sanat

Edremit'te, Enis Berberoğlu ve Eren Erdem'le dayanışma

Kültür Sanat

Ara Güler Müzesi açıldı

Kültür Sanat

Yeşilçam'ın 'Şişko Nuri'si yoğun bakımda

Kültür Sanat

Türkiye'nin Oscar adayı belli oldu

Kültür Sanat

Çankırı'da 8.5 milyon yıllık gergedan fosili bulundu

Kültür Sanat

Bu hafta 9 film vizyona girecek

Kültür Sanat

Edremit Kitap Fuarı'nda 'Komünist Başkan' izdihamı…

Kültür Sanat

100. yılı anısına... 'Müzeyyen'

Kültür Sanat

Soul müziğin efsanesi Aretha Franklin hayatını kaybetti