YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Ali Güller

1 iktidar, 3 bela, 2 tuzak

07.12.2017 00:18

Önceki yazımızda muhalefetin Reza Zarrab davasına nasıl bakması gerektiği üzerinde durmuş ve özetle şu sonucu çıkarmıştık: Zarrab davasını milli mesele görerek ve aynı gemideyiz diyerek AKPye direkt/dolaylı destek veren muhalefet anlayışı da, ABDden medet uman ve AKPyi ABDyle birlikte yıkacağını sanan mandacı muhalif anlayış da yanlıştır, kabul edilemez

Gelen sorular nedeniyle bugün bu konuyu biraz daha açacağız. Fakat önce bazı saptamalar yapalım:

ÜÇ BELA: PKK, FETÖ, ZARRAB
1)
FETÖ konusu Türkiyenin öncelikli belasıdır. Bu örgütle mücadele içerideki öncelikli mücadele olmayı sürdürmelidir. Fakat iyi mücadele için bu belanın başımıza nasıl sarıldığının üzerinden atlanılmamalı ve perdelenen siyasi ayak konusunda daha kararlı mücadele edilmelidir.

FETÖ AKPden önce devlete sızmış, fakat AKP ile birlikte devlete yerleşmiştir. AKP iktidar olabilmek için FETÖcülere dayanmış, cumhuriyet kurumlarını tasfiye edebilmek için FETÖnün operasyonlarına siyasal destek vermiştir. AKP, FETÖnün Türk Ordusuna yaptığı büyük kumpasın siyasal savcılığını yapmıştır. Erdoğanın ifadesiyle 10 yıl boyunca ne istedilerse vermişlerdir: Bakanlıkları, içişlerini, dışişlerini, genel müdürlükleri, emniyeti, eğitimi, üniversiteleri, diyaneti, her yeri…

AKPnin desteklediği o operasyonlar sonunda FETÖcülerin TSK içinde en yukarılara kadar önü açılmış ve en sonunda 15 Temmuzda darbe girişiminde bulunabilmişlerdir. Dolayısıyla, doğru, AKP güç mücadelesi nedeniyle 15 Temmuzun hedefi olmuştur ama aynı zamanda 15 Temmuzun siyasal sorumlusudur!

Fakat AKP o siyasal sorumluluğu kandırıldık diyerek üzerinden atmaya çalıştı, kısmen bunda başarılı da oldu!

2) Türkiye için ikinci bela PKKdir.

AKPden önceki iktidar döneminde başlayan süreçle PKK operasyon yapamaz duruma itilmişti. AKP ise ABDnin Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanlığı gereği PKKyle Kürt Açılımı başlattı, siyasal iş birliği ve ortaklık yaptı!

AKP-PKK siyasal ortaklığının olduğu bu süreçte PKK yeniden yapılandı, güç kazandı, şehirlerde silah yığdı! Dahası AKPnin siyasal savcılık yaptığı FETÖnün Türk Ordusuna Ergenekon operasyonlarında PKK tanık yapıldı!

Özetle AKP-PKK-FETÖ ortaklığı ile ulusalcı dalga aşıldı, milliyetçilik ayaklar altına alındı, ABD ve NATOya mesafeli Türk subayları TSKden tasfiye edildi, cumhuriyet kurumları yıkıldı…

AKP ise bu ortaklığının siyasal sorumluluğunu yerine getirmek yerine aldatıldık deyip sorumluluktan sıyrılmaya çalıştı, kısmen bunda başarılı da oldu!

3) Türkiye için şu andaki üçüncü bela ise Rıza Zarrabdır!

Zarrab, AKP yöneticileriyle girdiği akçeli ilişkiler nedeniyle ABDnin elinde Türkiyeye karşı bir koza dönüşmüştür! Fakat bunun sorumlusu AKPdir!

Yıllardır İranla yapılan petrol ve doğal gazın karşılığını malla ödeme yerine Zarrab üzerinden altın ve nakit ödemesine geçilmiş ve fakat İranın parası çalınmıştır! Öyle ki İran yönetimi Zarrabın patronu Babek Zencaniye idam cezası vermiş ve idamı kaldırmanın şartını da Zarrabın çalınan paraları geri getirmesine bağlamıştır.

Parayı rüşvetle dağıtan Zarrab ise İranın kendisini öldüreceğini düşündüğü için, AKP hükümetine de güvenememiş ve çareyi FBIyla anlaşarak ABDye sığınmakta görmüştür.

AKP hükümeti ise duruşmalar başlayana kadar ABDyle pazarlık yapmayı sürdürmüş, Zarrabın ABDli avukatlarıyla İstanbulda görüşmüş, hatta duruşmalar başlamadan hemen önce ABDye üst üste iki kez nota bile vermiştir!

Dolayısıyla mesele sunulduğu gibi kabaca İrana ambargoyu delme meselesi değildir. ABD AKP-Zarrab ilişkisiyle bir açık yakalamış, şimdi o açığı siyasal bir şantaj olarak kullanmaktadır.

ABDye bu kozu veren kimdir? Zarrabı Türkiyenin başına bela eden kimdir? AKP hükümetidir!

Oysa AKP hükümeti bu konuda da siyasal sorumluluğu üzerinde atmakta, dahası batı karşıtlığı rüzgârı ile durumu fırsata çevirip baskın erken seçime hazırlanmaktadır!

İKİ TUZAK: AKP DESTEKÇİLİĞİ VE ABD MANDACILIĞI
Normal bir ülkede değil bu üç bela, teki bile bir iktidarı düşürmeye yeter. Dahası o partiyi de tarihin çöpüne süpürür.

Fakat Türkiyede böyle olmamış, dahası bu belalar sürecinde AKP oylarını artırmış, en sonunda parlamenter sistemi de yıkıp tek adamlı Saray rejimine geçmiştir!

İşte üzerinde asıl düşünülmesi gereken nokta burasıdır!

AKPnin bu üç belaya rağmen iktidarını sürdürebilmenin en önemli nedeni muhalefetin şu iki tuzağa düşmesidir:

1) Muhalefetin bir bölümü bu belalar sürecinde direkt ya da dolaylı olarak AKPye destek vermiş, AKPnin meseleleri milli mesele gibi sunması tuzağına düşmüştür!

Bu durum Rıza Zarrab davasında tavan yapmıştır.

Oysa Reza Zarrab meselesi milli mesele değil, bir hırsızlık meselesidir; Türkiyenin değil AKPnin meselesidir!

Milli mesele ise örneğin Yunanistanın AKPnin göz yummasıyla 147 ada ve adacığa bayrak dikmesidir! Stratejik değerdeki milli kurumlarımızın yabancılara satılmasıdır, milli tarımımızın bitirilmesidir, milli eğitimin yerine ümmetçi eğitime geçilmesidir vs.

2) Muhalefetin diğer bölümü ise AKPyi devirebilmek için ABDden medet umar hale düşmüş, AKP karşıtlığı düzleminde ABDnin planlarıyla yan yana gelebilmiştir.

Bu mandacı muhalif anlayışın iktidar olabilme şansı yoktur. Hatta tersine AKPye iktidarını sürdürebilmesi için manevralar yapabilme olanağı sağlaması nedeniyle çözümün önünde engeldir!

ZAYIF KARINDAN KURTULMA İHTİYACI
Aslında içinde bulunduğumuz süreç yönetememe sorununun yaşandığı bir derin kriz sürecidir Böylesi kriz zamanları devrimci ve öncü partiler için fırsat zamanlarıdır. Bu tür partilerin önünde koşullara göre sıçrayarak güç kazanmaktan iktidar olmaya kadar çeşitli seçenekler vardır.

Bunun ülkemizde gerçekleşmiyor olması ise muhalefetin yukarıda özetlediğimiz iki tuzaktan birine düşmesindendir!

Sıkışmış bir AKPye ABD operasyon yapıyor, dolayısıyla mesele milli meseledir, zaten aynı gemideyiz diyerek destek vermek de, ABDden medet ummak da son tahlilde AKPnin iktidar olmasını sürdürmesi demektir!

Peki iktidarını sürdüren AKP bu süreçte ne yapmıştır ve şu anda yapmaktadır? Dersler çıkarıp toplumsal uzlaşma mı aramıştır, tek adam rejiminden vazgeçme işareti mi vermiştir, kurumlara atamada liyakati mi esas almıştır, kindar nesil yetiştirme ve eğitimi imam hatipleştirme hedefinden vaz mı geçmiştir?

Hayır! Tersine cumhuriyeti yıkma hedefini sürdürmüş, son olarak Atatürksüz eğitim müfredatı ve müftülere nikah kıyma yetkisi verme gibi konularda bile en ufak taviz vermeden esas hedefinde yürümeyi sürdürmüştür!

Türkiyenin başına 3 bela saran bu iktidar, hep söylediğimiz gibi uluslararası operasyonlar açısından Türkiyenin zayıf karnıdır! Türkiyenin önümüzdeki asıl ve büyük hesaplaşma sürecinden başarılı çıkması, bu zayıf karından kurtulmaktan geçer! Acilen ve 4. bir bela oluşmadan hem de…

Nasıl mı? Önce düşülen iki tuzaktan çıkarak!

 

 

Eğitim