darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Nahit Duru

Kenan Evrene yazılan o bildiri tam da bugüne ait

07.06.2017 12:28

Çoğunluk iradesini bahane ederek temel hakları yok etmek demokrasiyle bağdaşmaz. Özgür basın, demokratik düzeni bütünleyen temel ögelerden biridir ve baskı altına alınmamalıdır.

1984 yılında TBMM Başkanlığı ve Cumhurbaşkanı Kenan Evrene sunulan Aydınlar Dilekçesi diye anılan metnin başlangıcında yer alan cümleler bunlar.

Aziz Nesinin öncülüğünde hazırlanan, Prof. Emre Kongar, Uğur Mumcu, Halit Çelenk, Prof. Bahri Savcı, Prof. Hüsnü Göksel, gibi dönemin önemli isimlerinin katkı verdiği bu dilekçe, 12 Eylül artığı sıkıyönetim uygulamasının sürdüğü bir dönemde, hukuksuzluğa, baskıya başkaldırıydı.

Dilekçe şöyle başlıyordu:

Türkiye, henüz atlatamadığı en ağır bunalımlarından birini yaşamaktadır. Kuşkusuz, bu büyük bunalımdan toplumumuzun bütün kesimleri, katmanları ve görevlileri ortaklaşa sorumludur. Biz Türk aydınları, eksiklerimizin ve sorumluluğumuzun öneminin ve önceliğinin bilincindeyiz. Bu bilinç, bize toplumumuzun sağlıklı ve güvenli bir düzene geçişiyle ilgili görüşlerimizi açıklama görev ve hakkını vermektedir.

Aydınlar dilekçesinden satır başları da şöyleydi:

- Demokrasi, kurumları ve ilkeleriyle yaşar. Bir ülkede demokrasinin temel harcını oluşturan kurum, kavram ve ilkeler yıkılırsa bunun zararlarını gidermek güçleşir.

- Demokrasiyi kendi öz değer ve kurumlarına yabancılaştırmak, biçimsel olarak koruyup içeriğini boşaltmak, onu yıkmak kadar tehlikelidir.  

- İnsanların son sığınağı olan adalet, insanca yaşamın da başlıca dayanağıdır… Olağanüstü yönetim biçimlerinin olağan sayılan dönemlerde süreklilik kazanmasının çağdaş demokrasi anlayışıyla bağdaşmayacağı görüşündeyiz.

- Yargı kararı olmaksızın yurttaşların haklarının kısılması, tartışılması mümkün olmayan tek yanlı idari işlemlerle suç oluşturulması, siyasal hakların ellerden alınması, ve genel suçlamalar yapılması, toplumsal yıkımlara yol açmaktadır.

- Türkiyenin yaşadığı yoğun terör eylemlerinden demokratik sistemin kendisi sorumlu tutulamaz.

- …İşkencenin büsbütün ortadan kaldırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.

- Gecikmiş adaletin adaletsizlik olduğu evrensel gerçeğine dayanarak, görülmekte olan davaların bir an önce sonuçlandırılması gerektiği görüşündeyiz.

- Güncel siyasetin her ülkede görülen ve kaçınılmaz olan aksaklıkları, herkese açık olması gereken siyaset yoluyla topluma hizmetin engellenmesinin ve belirli zümrelerin, kişinin ve kişilerin tekeline bırakılmasının nedeni olamaz. Siyaset yalnızca idari kararlara indirgenemez.

- Milli irade ancak, toplumun bütün kesimlerinin özgürce örgütlenebildiği düzenlerde anlam ifade eder. Kimsenin siyasal kanı ve felsefi düşüncesinden ötürü suçlanmadığı, hiçbir yurttaşın dinsel inançlarından dolayı kınanmadığı ülkelerde milli irade en üstün güçtür..

- …Çoğunluk iradesini bahane ederek temel hakları yok etmek de demokrasi ile bağdaşmaz.

- Tarihsel gelişim süreci içinde demokratik anayasaların amacı, kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır. Bireyi devlet karşısında güçsüzleştiren düzenlemeler, hangi ad altında getirilirse getirilsin, demokrasiden uzaklaşma anlamına gelir.

- Özgür basın, demokratik düzeni bütünleyen temel öğelerden biridir. Bunun sağlanması için, bağımsız, denetimsiz ve çok yanlı olarak toplumun kendinden haberli olması, değişik düşüncelerin özgürce yansıtılması ve her türlü eleştirinin basında yer bulması zorunludur… Yine bu nedenlerle ve yansızlığın en koşulu olarak TRTnin de özerkliğinin sağlanması gerektiğine inanıyoruz.

- Eğitimin temel amacı, özgür düşünceli, bilgili, becerili ve üretici insan yetiştirmektir. Bunun tersine, tek tip insan yaratmaya çalışmak, çağdaş gelişmeler ve çoğulcu demokrasiyle bağdaşmaz… YÖK düzeninin bir an önce seçim ilkesine dayalı özerklik yönünde değiştirilmesini gerekli görüyoruz.

Bu satırlar 1984 yılında kaleme alınmış, binin üzerinde gerçek aydın tarafından imzalanmış, bunlardan bir bölümü yargılanmış.

1984 yılındaki sorunlarla, günümüzdeki sorunlar arasında bir fark var mı?

Bu bildiri sanki günümüz için yazılmış. Gazeteciler hapiste, FETÖ ile mücadele eden kişilerden bir bölümü hapse atılmış, bir kısmı  işlerinden edilmiş, hukuk tartışılır hale getirilmiş, YÖK Demoklesin kılıcına dönüştürülmüş, özgürlük yok edilme noktasına getirilmiş, Eğitim sistemi geriye götürülmüş, insan hakları sözde bırakılmış ve daha niceleri…

Yıllar geçse de sorunlar çözümlenmiyor, giderek ağırlaşıyor.

 

 

Eğitim