YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Masadan ve Ankara Katliamından Sonra

18.02.2016 11:34

Son yazıda nedenleriyle anlatmış, muhalefet partilerine O Masaya Oturmayın çağrısı yapmıştık.  Geç de olsa CHP doğru tutum aldı; ülkeyi dikta anayasası yolunda 4 partiyi de katarak ilerleten halkla ilişkiler masasını, yeni istikşafi tuzağını bozdu. Kutluyoruz.

Yapılan açıklamalar; dikta anayasasına payanda olmama yönünde belirtilen irade önemli; fakat beraberinde bu tutumla uyumlu yeni bir siyasal tavır, bir strateji, deyim yerindeyse bir dava gerektirmekte. Burada kalmamalı; devamı gelmeli. Şartlar Sarayın siyaset oyunu kurmasının olabildiğince aleyhine; hakiki bir kurucu muhalefet çizgisinin inşası; ülkeyi de bölgeyi de uçurumun eşiğinden alabilir, alacaktır.

Önce eşyayı gerçek ismiyle çağıralım; o masa anayasa masası değildi. Ben bu anayasayı tanımıyorum diyenlerin İçişleri Bakanı, koyun mevzuatı kenara ya da sistem değişti, anayasayı buna göre uyarlayın diyenlerin Cumhurbaşkanı olduğu koşullarda; iyisiyle kötüsüyle varolan anayasal-hukuksal düzeni tanımadığını ilan eden bir rejim yapılanmasıyla anayasa yapılmaz. O masaya oturmak; ülkenin normal, iyi kötü işleyen bir demokrasi olduğu görüntüsü vermeye; içinden geçtiğimiz şartları ve rejimi sıradanlaştırmaya yarayacaktı. Tablo bunun aksinedir. Masanın adı anayasa masası değildi; dikta için zaman kazanma ve kamuoyu oluşturma stratejisi içindeki bir taktikti.

Şimdi CHPnin karşısında pozisyon aldığı şey, Sarayın genel stratejisi içindeki bir taktiktir. Taktik düzlemde bir restleşme önemli olsa da; asıl olan, restleşmeyi stratejik düzleme çekebilmek. Sarayın ve AKPnin bir stratejisi var; bu strateji ya da genel dava, dinci-yağmacı bir diktatörlüğü kurumsallaştırmak; yeni rejimi anayasal temelde güvence altına almak; bu strateji için sürekli taktik hamleler yapıyor, daha büyük kazanım için geri çekiliyor ve ileri atılımlar sergiliyorlar. Burada yeni ve güzel olan, CHPnin Sarayın taktik oyununu bozmayı başarmasıdır. Eksik olansa; Sarayın stratejisi karşısında CHPnin hala bir stratejisinin olmamasıdır.

Bozulan Taktik Oyun

Nedir bozulan taktik oyun? Bu açık; görüşmeler uzayacak; en sonunda başkanlıkta tıkanma yaşanacak; Saray yine görüyorsunuz, 4 parti bir araya geldi, bir anayasa yapamadı taktiğini devreye sokacaktı. Yani Sarayın sonda bozulmasını istediği masayı CHP başta bozdu; restleşme başkanlık görünümlü bir dikta planı üzerinde olacaksa, oyunu sonda değil şimdi bozalım dedi; netlik iyidir.

İkincisi; Saray da ifade etmişti: 6 aylık süreçte 4 partinin üçer temsilcisi acaba neler söyleyecekler. Onlar o çalışmayı yaparken biz boş mu duracağız, elbet durmayacağız sözleri açık. Komisyon masada sonu belli bir oyunla oyalanırken, Erdoğan yine yetkisi dahilinde olmadan komisyona süre biçmişti ve bu süre içinde de sözde sivil toplum kuruluşları, anayasa platformları aracılığıyla, sahip olunan büyük medya ve propaganda aygıtının katkısıyla başkanlık için mitingler, toplantılar yapacak, kamuoyu oluşturacaktı. Sonunda da komisyon yapamadı, partiler anlaşamadı, milletimize, milli iradeye gideriz cümlesi hazırdı. Hedefte partiler değil seçmenler vardı. Taktik düzlemde bozuldu. Panik bundan; ilk tepkiler bunun işareti; iyidir. Fakat; 22 Aralıkta yazdığımız erken seçim olasılığı hala gündemdedir. Şimdi bu taktiği de, AKPnin aleyhine döndürmek için şartlar muhalefet güçleri lehine; eğer oyun doğru oynanırsa. Oyunu bu kez muhalefet güçleri kurabilirse.

Milli-Gayrimilli

Stratejisi ülkeyi karanlık bir dinci diktatörlüğe götürmek olan bu yapı; savaşı, her türlü çılgınlığı amaç uğruna göze alabilecek bir anlayıştadır ve stratejisi değişmemiştir, çünkü davadır. Bozulan taktik, yeni bir taktikle ikame edilecektir. O da bellidir; CHP darbeci, vesayetçi, statükocu masalı etrafında, CHPye karşıtlık temelinde başkanlık için yeni bir zıtlık oluşturulması; bu bir yandan eski liberal masalların da devreye sokulması anlamına gelse de; asıl zıtlık Sarayın 7 Haziran sonrası iyiden iyiye pekiştirdiği milli-gayrimilli zıtlığı temelindedir ve muhalif cephenin bu eksende ya Saray ittifakına dahil edilmesi ya da bu temelde zayıflatılması, içten zaafa ve tartışmaya bu temelde maruz bırakılması planlandığı açık. Bu zıtlığın bozulamamasının ilk sonucu 1 Kasım olmuştur. Bir daha aynı hata tekrarlanmamalı. Atalet, sessizlik, her şeye evet tavrı hatalıdır.

Önce portre üzerinden Atatürk kimliğine dair tartışmanın ortaya atılmasıyla, ardından Baykalın son çıkışları ve milli muhalefet ifadeleriyle ortaya çıkan tablo; bütün bunların tesadüf olmadığı yönünde. CHP gemisi; tüm gönülden kürek çekenlerine, emektarlarına rağmen, rotasız (stratejisiz-davasız) ve kaptansızdır. Bu durum geminin enerjisini tüketmekte, gemi yer yer karaya oturmakta.  Rotasız ve kaptansız gemide Baykal tipi müdahalelerin artması ihtimali yüksek. Bu yüzden Baykal bir neden değil; sonuç. Boşluklardan yararlanmakta. Siyaseten asıl yararlanan da hep Saray olmakta. 7 Hazirandan sonra Baykalı çağırıp oyuna yeniden dahil olmasında da bu yaşanmıştır; şimdi de. Baykal ne zaman devreye giriyor, CHP içindeki boşluktan ve stratejisizlikten yararlanarak tartışma açıyorsa, bilin ki Saray zordadır. Baykalın çıkışının ertesi günü masanın dağıtılması; Sarayın yeni hamlesine karşı gördüm yanıtıdır. Rotalı ve kaptanlı, stratejili bir muhalefetle çok daha iyisi yapılabilir.

Bunun yolu; taktik düzlemde masayı bozan dikta karşıtı kararlılığı, stratejik düzlemde bütün parti ve muhalefet güçlerine taşımak; bir zemin, program, çıkış yolu; özetle bir halk iktidarı seçeneğini bir an önce oluşturmaktır. Ülkenin bu iktidara mahkum olmadığı; bu iktidarın çözümlerin değil, sorunların kaynağı olduğu gösterilmeli ve yerine neyin konulacağı konusunda netleşme sağlanmalı.  Halk istikrar masalıyla kendisinden oy alanların 1 Kasımdan beri nasıl bir istikrar yarattığını görecek, gözlemleyecek niteliktedir. Bütün mesele; alternatifsizlik; ölüme karşı sıtmaya razı olma dayatması. 

Ankara Katliamının Gösterdiği

Dün de görüldü: Saray ve AKP yönetememektedir. Ülke yönetilmemektedir.  Bir yanda artan çatışmalar, siyasetin rafa kaldırılması, diğer yanda komşu ülkeye savaş siyaseti dayatması. Bir yanda artan hayat pahalılığı, zamlar; diğer yanda emekçinin kıdem tazminatına, halkın Cerattepesine, kamu çalışanının güvence haklarına saldırı hazırlığı. Her yanda ölümler, acılar, anaların gözyaşları. Ve Ankaranın göbeğinde patlayan bombalar; yönetilemeyen bir ülke görüntüsü.

Bütün bunlar mı istikrardır? Ülkenin AKP-Saray hattının stratejisi yolunda adım adım sefalete, istikrarsızlığa ve yaşam güvenliğinden yoksun bir iç/dış savaş tablosuna doğru sürüklendiği koşullarda; halkın temel meselesi ne yeni anayasa ne de başkanlıktır. Şimdi yapılması gereken, bunu anlatmak; başkentin göbeğinde 100 canımızı yitirince uyardığımızda bunu ciddiye almayan, ıslıklayan kitlelere dünkü saldırıyı anlatmaktır. Zordur, ama mümkündür. Kaptanlı, rotalı gemiyi gören kim olsa şu fırtına ortamında güvenli bir liman, sığınacak bir gemi arayacaktır; arıyor da. Çünkü çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığında. Herkesin hayatına dokunan gerçek sorunlar kaynağıyla doğru anlatılır, çıkış yolu gösterilirse çözümler ufuktadır. Sorunların çözümü başkanlık ya da anayasa değil; asıl sorun bunların dayatılmasıdır. İstikrarın yolu başkanlık ya da Saray anayasası değil, asıl sorun bunların dayatılmasıdır. Zıtlık buradan kurulabilir, kurulmalıdır.

 Başkentin göbeğinde, devletin tüm kurumlarının ortasında bombalar patlıyor. İstihbarat uyuyor; tek bir siyasal sorumlu yok; tek bir kamu görevlisi hesap vermiyor. Koruma zırhı çekilmiş. Bunların çözümü dikta ya da başkanlık değil; ülkenin bu gündem dayatması ve strateji nedeniyle içeride ve dışarıda içine sürüklendiği felaketleri görünürleştirmektir. CHP ve ilerici muhalefet güçleri yüzünü halka dönmeli; stratejik düzlemde gerçek bir  Yurtta Sulh, Cihanda Sulh çizgisi çekerek ülkenin ve bölgenin kurtuluşunda öncülük görevine yürümelidir.  

Yenileceksek oyunlarıyla değil, onurumuzla yenilelim.

Kazanacaksak yüreğimizin attığı tarafı güçlendirelim.

Ülkenin Ana Muhalefet eksiği yok; Havva Ana gibi muhalefet eksiği var.

Birleşelim, bir kurucu merkez inşa edelim. Ülkeyi yaşanabilir, güvenli, özgürlük ve barış içinde, emekten, doğadan, insandan yana bir yeni cumhuriyetle taçlandıralım. Stratejiyi bu irade ve kararlılık düzleminde netleştirmeyen gemi; karşıtının yeni taktikleri karşısında yine çaresizleşecek; cesaret. Kurucu irade zamanı. 

Deniz Yıldırım - @denizyildirim79

Eğitim