YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Suriye politikasında yeni durum; kazananlar-kaybedenler

25.08.2016 09:13

Türk ordusu beklendiği gibi Suriyeye girdi. Gelişmeler, Türkiyenin bir bölgesel aktör olarak, Esatlı bir Suriyenin devamı konusunda Rusya, Amerika ve İran arasında varılan mutabakatın yan aktörü olarak devreye sokulduğunu ortaya koyuyor.

Türkiyenin gerekçe olarak ortaya koyduğu olgulara baktığımızda Amerika ve Kürtleri dışında bırakırsak, Suriye dahil diğer tüm tarafları pek rahatsız eden gerekçeler olmadığı gözüküyor. Amerika, 15 Temmuz darbe girişiminin ortaya çıkardığı olgular konusunda suçüstü yakalanmış bir devlet duygusunun da etkisiyle, var olan duruma onay verdiği duygusunu veriyor.

Gerçek olan bir şey varsa o da, Rusyanın bu süreçte büyük oranda etkili olduğu ve bundan sonraki süreçte etkili olmaya devam edeceğidir. Amerikanın Dünyada ve özellikle bölgemizde on yıllardır izlediği yıkıcı sonuçlara yol açan başarısız politikası karşısında mevcut bu durumu kabul etmek zorunda bırakılması gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu yanıyla Ortadoğuda ve Dünyada artık yeni güç dengeleriyle birlikte çıkar alanları oluştuğu dikkat çekiyor.

Bölgede kaybeden Amerika ve onun atına binerek, kontrol edemeyeceği bir bölgeye giren, bu çizgiyi devam ettirmeye çalışan YPGnin olduğu da aşikar. Unutmayalım ki Cerablus - Mare hattı zaten Kürtlerin yaşadığı bölge bile değil.

Tüm tarafların Suriyenin toprak bütünlüğü konusunda mutabakat beyanıyla ortaya çıkmaları son derece olumlu bir durumdur. Bu arada tam 5 yıldır Esatsız bir Suriye söylemi ile yola çıkan, IŞİD teröristleri için bir kaç öfkeli genç diyen bir AKP iktidarının bu örgüte karşı en azından tavır alır pozisyonuna girmesi olumludur. Yalnız, dün IŞİDle olduğu gibi bugün de çoğunluğu terörist örgütlerden devşirme kadrolardan oluşan ÖSOyu desteklemesi son derece endişe vericidir. Unutmamalıyız ki, gelecekte bu örgütün nerelere dönüşeceği bilinmezliğini korumaktadır.

Dikkat çeken bir nokta daha var. Kuzey Irak Kürt Yönetimi, bölgede PKK- YPG olgusundan son derece rahatsız. Rahatsızlığını da her fırsatta dile getiriyor. Başkan Barzaninin Amerikancı bir kökten gelmesine ve yakın zamana kadar bağımsızlık fikrini dile getirmesine rağmen en azından şimdilik bu talebi geri çektiği hissediliyor. Yakın gelecekte bölgede bir Ulus Devlet düşüncesinin gerçekçi olmadığı noktasına gelmiş olduğunu düşünebiliriz. Hatta Türkiye ile birlikte bir oluşuma gitme fikrini düşünüyor da olabilir. Hangi koşullarda bilinmez ama kim bilir belki de konuşuluyordur.

Sonuç olarak bölge yeniden tanımlanıyor ve şekillendiriliyor. Yeni aktörler devrede. Suriyede Esat yönetimi emperyalist güçlerin beklentilerinin aksine oldukça dirençli çıktı. Ülkesi tam bir yıkım yaşamasına rağmen, ordusundan yüz bin asker kaybetmesine, çok etnikli ve uluslu yapısına rağmen birliğini korudu. Bu durum Suriyenin gücünün temelini oluşturuyor.

Türkiyenin ve hiç bir ülkenin başka bir egemen devletin sınırlarına girmesini kabul etmek mümkün değil. Ayrıca Suriyede tablo her an değişebilir. Türk ordusunun bir an önce Suriye topraklarından geri çekilmesi, uluslar arası kurallara uyması gerekmektedir. Aksi durumda işin içinden zor çıkılır bir tablonun ortaya çıkması mümkün gözüküyor.  

Eğitim