darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

AKP'nin Anayasa taslağını hazırlayan isimden Berberoğlu itirafı

Merdan Yanardağ: Aynı gemide değiliz!

SPK'den Demirören'e 264 milyonluk kur muafiyeti

Hem cinsiyetçi hem saçmalama uzmanı: Yandaş yazardan skandal yazı

HDP heyeti: Tunceli'deki yangına müdahale edilmiyor, vali manipüle ediyor

Kilis'in feryadı ve IŞİD

Aydın Tonga
Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama memleket sınırları içerisinde bir ilimiz eli kanlı bir örgüt tarafından düzenli saldırıların hedefi haline geldi. Bu süre zarfında 21 canını kaybeden onlarcasını sakat ve yaralı olarak ancak kurtarabilen bir şehrimizden, Kilis’ten bahsediyoruz. Kilis’in içinde bulunduğu ruh halini en iyi anlatan cümle sanırım CHP Kilis raporunun açıklanması esnasında ifade edildi: “Kilis adeta bir savaş cephesine dönüşmüş. Kimsenin can güvenliği yok.'

Kilis’in hali ahvaline geçmeden önce IŞİD’in gelinen noktadaki gücüne dair birkaç kelam etmek istiyoruz.

Irak işgali ile birlikte güçlenmeye başlayan ve özellikle Irak’ın Dora şehrini ele geçirmesiyle bölgedeki etkinliğini arttıran IŞİD’in sadece o yıllarda öldürdüğü insan sayısı 2000 civarındadır. 2006-2007’li yıllardan bahsediyoruz. Yani bir cinayet şebekesi göz göre göre büyütülmüş, beslenmiş, destek görmüş ve bugüne getirilmiştir. Artık o cinayet şebekesi Suriye İşgalinin en öncü gücü ve en büyük silahlı terör şebekesidir. Öyle ki anılan örgütün militan sayısının 20 bin ila 50 bin arasında değiştiği ifade edilmektedir. IŞİD şemsiyesi altında bölgeden savaşan 60 civarında örgüt ve 40 civarında aşiret vardır.  En vahimi ise dünya üzerinde IŞİD’e sempati duyan Müslümanlar sayısının 150 milyon civarında olduğunu ortaya koyan istatistikî veridir.  Özetle IŞİD artık bölgede hâkimiyeti, kaynakları ve militan gücü ile kötülüğün en büyük militarist güçlerinden biridir.

Suriye işgali demişken şunu ifade etmemiz gerekiyor ki, anılan ülkede yürütülen bağnaz İslam siyasetin izleri 80’li yılların öncesine kadar uzanmaktadır. Bakın “Mücahitler' adıyla kaleme alınan şu bildiri 1979 yılında Nezir gazetesinde yayınlanmıştır: Zulmün, [Sünni] Müslümanlar ve özellikle de İslâm dini üzerinde yoğunlaşmaya başlamasıyla sıkıntılar doruğa çıktı: Camiler harab edildi; din bilginleri tutuklandı; eğitici programlar yasaklandı; İslâm Hukuku Okulları kapatıldı; ateist ve bölücü bilgiler yayımlandı; Parti içinde mezhebe dayalı hakimiyet giderek arttı; silahlı kuvvetlerin psikolojik ve askeri açıdan zayıflatılması planlandı. Ülke parça parça Yahudilere [İsrail’e] teslim edildi; [Alevi] mezhepçi Partinin askeri kanadının, düzenli ordunun yerini almasına göz yumuldu; ülkenin zenginlikleri, yolsuzluk, kaçakçılık, kuşku uyandıran işlemler yoluyla yağmalandı; ezici çoğunluğun zararına, bir avuç insan kanun dışı yollardan zengin edildi. Suriye’nin modern tarihinde, Hafız Esat ve onun kanun tanımaz çetesinin yönetimi altında bu gün tanık olunan despotizme, entelektüel ve idari ahlaksızlığa tanık olunmadı. Bu nedenle gaflet uykusundan uyandırılıp hırs ve onur harekete geçirilmeli ve şöyle haykırılmalıdır: "Allah uludur; Haydi Cihad’a": "Kendileriyle savaşılan müminlere savaşma izni verildi. Çünkü onlara zulmedilmiştir. Ve şüphesiz Allah onlara zafer vermeye elbette ki kadirdir." [22 el-Hacc, 39][i]

Böylesi bir karanlık tarihin sonunda var olmuştur IŞİD. Fakat gelin görün ki sanki bu tarih yaşanmamış, başta Müslüman Kardeşler olmak üzere silahlı diğer “İslamcı yapıların' Suriye odaklı iktidar kavgaları dün de olmamış gibi, Suriye’ye deki savaşı “demokrasi eksikliği' ile açıklamak tam bir sahtekârlık ve ikiyüzlülük örneğidir. Dahası bu savaşı dünyanın en bağnaz ve işgalci güçleri ile vermek meselenin daha büyük bir ayıbını ortaya koymaktadır.

Kilis’e geri dönersek, ilin valisin mealen aktarabileceğimiz şu sözleri ile şehrin nasıl bir terk edilmişliğe mahkûm edildiğini daha açık görmüş oluruz: “Ben Süpermen değilim, roketlere karşı ancak anonslarla önlem alabilirim.'[ii] Aynı Vali, hastane de ziyaret ettiği vatandaşları ise şu sözlerle uyarmakta: 'Her zaman bizim üzerimize de gelebilir. Abdestsiz dışarıya çıkmıyoruz’[iii] Kilis konusunda benzer bir duyarlılığı ise Afet ve Acil Durum Müdürlüğü göstermekte (AFAD). Öyle ki, AFAD roketleri bir nevi göktaşı ya da doluya benzeterek “roket mermisi düşmelerine karşı bilinçlenin' diye bir broşür bile dağıttı!

Şehrin coğrafi olarak kritik bir konumda yer alması ve dolayısıyla IŞİD adı verilen cinayet şebekesinin hedefi haline gelmesi dediğimiz gibi bugünün meselesi değil. Gerek itikadi gerekse de politik olarak bu örgüt bin yıllardır farklı isimlerde ve farklı bölgelerde var oldu. Dahası aynı cinayet şebekesi ülkemizde de Ankara’da 103 kişiyi, Suruçta’da 32 kişiyi katletti, yine yüzlercesini bu saldırılarda yaraladı. Fakat şu var ki, Kilis hali hazırda bu kanlı örgütün doğrudan hedefi haline gelmiş durumda, bundan dolayı şehrin bir an önce koruma altına alınması gerekiyor.

İlin bir diğer önemli sorunu ise, Suriye işgalinde aktif olarak yer alan ve şehrin muhtelif yerlerinde örgütlenmeye çalışan diğer örgütlerin varlığı olarak gösterilmekte. Öyle ki Parlamentoda da Kilis raporunu açıklayan CHP’li vekiller Zeynep Altıok, Gamze Akkuş İlgezdi, Dursun Çiçek, Murat Bakan ve Ahmet Akın’ın konu ile ilgili gözlemleri de bu gerçekliğe işaret etmekte. Şimdi sözü onlara bırakalım:  “Sokaklarda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) militanları geziyor. Bu kişiler sınırı istedikleri gibi kullanıyorlar. Görüştüğümüz bir Suriyeli 'Askerim, resmimi çekmeyin. ÖSO için savaşıyorum Haftanın üç günü oradayım’ dedi. ÖSO militanlarının IŞİD’le çatışmalarda para karşılığı köy alıp köy verdikleri, birkaç gün sonra tekrar köyleri teslim aldıkları gibi iddialar var. Kilis’te pek çok kişi ÖSO’nun IŞİD’den farkı olmadığını söylüyor. Bunu en iyi Kilis halkı biliyor. 27 plakalı araçların geceleri geçiş yaptığını söylüyorlar.'[iv] Bir şehir böylesi bir kuşatmanın ve kaosun içerisinde sürüklenmekte işte.

Kendinden olmayanı “Müslüman' bile görmeyen, halifeleri Ebubekir El Bağdadi’ye biat etmeyeni düşmanlaştıran dahası “tağuti rejim' ilan edip savaş açan bu örgüte karşı[v] ivedilikle Kilis’in koruma altına alınması gerekmektedir. Nüfusundan daha çok Suriye’li sığınmacının yaşadığı Kilis’i korumak elbette “broşürlerle' ya da “Süpermenlerle' mümkün olmayacaktır; zira Kilis’de bir masal değil kanlı canlı bir çatışma yaşanmakta!

[i] Prof. Dr. Salih AKDEMİR, Suriye’deki Etnik Ve Dini Yapının Siyasi Yapının Oluşmasındaki Rolü, Avrasya Dosyası

[ii] http://www.abcgazetesi.com/kilis-sokaklari-teroristlere-emanet-14480h.htm

[iii] A.g.e

[iv] A.g.e

[v] Aydın Tonga, Derin İslam, Doğu Kitabevi, 2015

İlgili Haberler

ABC Forum

Leyla Civil | 'Karanlık ve Mavi'

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Ali Koç başkan, peki şampiyon kim?

ABC Forum

Ali Koç FETÖ iddialarına cevap verdi

ABC Forum

Engeli nasıl aştık?

ABC Forum

Cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kriterleri

ABC Forum

'Hesap vereceksin tetikçi Küçük'

ABC Forum

Şuraya Bir 'Afrin' Çizelim - “Bordo Bereliler 2 Afrin'

ABC Forum

Zübükler…

ABC Forum

Kadınlar Günü...

ABC Forum

Bir Toplumsal Fenomen Olarak; Müslüm Gürses