darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

CNN manşetten duyurdu: Çin ABD'ye saldırmaya hazırlanıyor!

AKP'den yerel seçim hamlesi

Trump'tan flaş Türkiye açıklaması!

Trump'tan Türkiye'ye yeni tehditler

SDF-Şam görüşmelerine ilişkin Kürt yetkiliden ilginç açıklama!

Korkmaz Tedik'in babası: Geceleri eşimle bir birimize sarılıp ağlıyoruz

Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırılarından biri 10 Ekim Ankara Tren garı saldırısı. Şimdilerde gündem yorgunu insanlarımız için çoktan yitip gitmiş ya da unutulmuş bir hadise. Korkmaz Tedik o saldırılarda yaşamını yitiren onlarca insandan sadece birisi. Kimimiz arkadaşını, kimimiz sevdiğini ve bazılarımız en yakınlarını kaybettiler bu vahşi saldırıda. Erdoğan Tedik konuşurken ve kayıt cihazım bu tarihi anı kaydederken röportaj için kaleme alacağım bu uzun giriş yazısını düşünüyordum. Herkesin rahatlıkla gazeteci olarak adlandırıldığı bir süreçte, gazeteciliğin misyonunun ne kadar önemli ve kritik olduğuna bir kez daha şahit oluyorum. Aramızdan yüzlerce insan sessizce geçip giderken, unutmaya hakkımızın olmadığı bu ailelerin adalet çığlığına kulak veriyorum. Korkmaz Tedik’in babası Erdoğan Tedik’le gerçekleştirdiğimiz röportajı; tarihe kaydedilmesi, Ankara’da yaşananların bir kez daha hatırlanması ve hukuki sürecin hangi aşamada olduğunun bilinmesi adına kamuoyuna ve değerli okurlarımıza sunuyorum.

Çağdaş Gökbel

Korkmaz Tedik’i insani yönleriyle anlatmak isteseniz, Korkmaz Tedik nasıl birisiydi?

Korkmaz Tedik insanları çok seven, yardımlaşma ve dayanışma ruhu yüksek bir insandı. Gerçekten de çocukluğundan bu zamana dek bu vasıflarını hiç kaybetmedi. Gerçi çocuklarımın hepsi bu yapıda insanlar. Onları yetiştirirken Emek, Barış ve Demokrasi mücadelesinden hiçbir zaman uzak tutmadık. Çocuklarımda örgütlü yaşamın bir parçasıydılar. Ancak yine de Korkmaz farklıydı. Biz birbirimize bağlı bir aileyiz ve Korkmaz’da bu ailenin sigortasıydı. Bir sorun olduğunda Korkmaz’a danışır, ondan fikir alırdık. Üzerine düşen her görevi layığıyla yerine getirmeye çalışırdı.

aile-fotosu.jpg

Antalya’da da tanınan birisiydi Korkmaz. Yaşamı boyunca Emek, Barış ve Demokrasi mücadelesinde yer aldı. Lise yıllarında da Emek Gençliği çalışmalarındabulunan Korkmaz, asıl mücadeleci kimliği üniversiteye başladıktan sonra kazandı. Akdeniz üniversitesinde parasız, bilimsel, demokratik eğitim mücadelesinde tanınan bir gençlik yöneticiliğine erken yükseldi. Korkmaz, üniversitede gençlik mücadelesinin yanısıra Antalya da Emek Partisi il yöneticiliği yaptı. Antalya’da Telekom grevinden, Novamed direnişine birçok hak alma mücadelesinde hep işçilerin emekçilerin mücadelesinin en önünde yer aldı. Genç yaşında Emek Partisi Ege bölge komitesine seçildi. Daha sonra Emek partisi GYK’sında görev aldı. Bu süreçlerde Afyon, Isparta, Muğla, Aydın, Denizli, Uşak ve Eskişehir’de örgütlenme çalışmalarında bulundu. Bu çalışmalar esnasında gittiği her yerde iyi izlenimler bırakan ve buralarda yürüyen emek mücadelelerinin içerinde yer alan bir gençti. Yani ben nereye gitsem örneğin; Bursa ve Eskişehir’de Korkmaz’ın aleyhinde tek bir kötü söz duymadım. Kısaca Korkmaz’ı tarif etmem istenseydi onu şöyle tanımlardım; incitmeyen, kırmayan, sinirlense bile orada onu belli etmeyen, dışarıya çıkıp nefes alan ve sonra tekrar gelip iletişim kurmaya çalışan birisiydi. İşte 10 Ekimde de hep beraberdik zaten. Yanımızdan iki dakika ayrıldı ve sonra bombalar patladı. Ablası gazetede yazmıştı “keşke bir insanda çıkıp kötü bir şey söylese' ama Korkmaz öyle birisi değildi mücadelenin hep en önünde ve iyi yönleri çok olan bir çocuktu. Kormaz’ın tarifi böyle, aslında onu nasıl tarif edebileceğimi de bilmiyorum. Umarım okuyacak insanlar için yeteri kadar anlatabilmişimdir Korkmaz’ı

Suruç saldırısı ve hemen ardından gerçekleştirilen 10 Ekim Ankara saldırısında pek çok genç insanımızı kaybettik. Tüm bu süreci ve bugünkü siyasi iklimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerek bölgede, gerekse dünyada bir savaş sürüyor. Bu savaşı emperyalist paylaşım savaşı olarak nitelendirebiliriz. Aslında 'BOP’ Büyük Ortadoğu Projesi diye önümüze sunulan şeyde tam olarak bir paylaşımı sağlamak için yapılan projelerdir. Irak, Libya, Mısır ve son olarak Suriye’de yaşanan çatışmaların kaynağını burada aramak gerekir. Haliyle de bugün yaşanan Suriye savaşında da Türkiye taraf durumunda. Yeniden şekillendirilmeye çalışılan Ortadoğu’da kendine bir yer edinmeye çalışıyor. Bunu da Amerika’nın eliyle kurulan İŞİD, El Nusra gibi taşeron örgütler kullanarak yapmaya çalışıyor. Tabi bu çabaların hepsi boşa çıktı ve böyle bir ortamda Türkiye’de 7 Haziranda bir genel seçim yapıldı. Bu seçimde HDP’nin 'Seni başkan yaptırmayacağız’ söylemi halk tarafından büyük bir karşılık buldu. Neticede AKP tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu sağlayamadı. Esas sorun buradan kaynaklanmaktadır. AKP 7 Haziran seçimlerinin intikamını almak istemiştir. Açıkçası şimdi de almaya devam ediyor. Muhalefet o dönem oluşan %60’lık bloğu maalesef iyi değerlendiremedi.

dsc_0008.jpg

“NETİCEDE BİR SEÇİM KAZANMA UĞRUNA BOMBALAR PATLATILDI VE YÜZLERCE İNSAN ÖLDÜ'

Sonraları Diyarbakır önce olmak üzere Suruç ve Ankara saldırıları gerçekleştirildi. Amaçları bir korku imparatorluğu kurmak ve insanları sindirmekti. “Biz gidersek Toroslar geri gelir' söyleminin altında da bu yatmaktadır. Sanki bunlar söylenirken bombalar patlamazmış ve yüzlerce insan ölmezmiş gibi siyaset yaptılar. Tabi yaşanan bu saldırılar sonrasında toplumda bir korku yarattılar. Ama umutsuz olmamak gerekir. Beni üzen esas mesele ise bunca şey yaşanırken muhalefetin asgari müşterekler etrafından bir türlü birleşemiyor olması. Bu birleşmenin ne kadar önemli olduğunu Gezi direnişi bize açıkça gösterdi. Birilerinin kafalarının arkasındaki kariyer planları yüzünden pek çok insan yaşamından oluyor bu ülkede.

Neticede bir seçim kazanma uğruna bombalar patlatıldı ve yüzlerce insan öldü. Ailelerin ocağına ateş düşürdüler. Tabii şiddet bulaşıcı ve tehlikeli bir silahtır. Bir kez kullanıldığında topluma da yayılma tehlikesi arz eder. 10 Ekim Ankara saldırısı özelinde bir yorum yapmam gerekirse olayı sürekli olarak İŞİD’in üzerine atıyorlar. İŞİD burada piyon konumunda. Ben bu olayın arkasında karanlık güçler olduğunu düşünüyorum. Eskinden kontrgerilla faaliyetlerdi denirdi buna. Şimdiler de MİT ya da devletin derin ve gizli güçleri devreye sokuluyor. Sonuç olarak yine olan işçilere ve ezilen halklara oluyor. Tam bu noktada şuna dikkat çekmek isterim bu saldırılar sadece siyasetle ilgili olan kişileri hedef almıyor. Yani ben siyasetle ilgilenmem evimde oturur, işime bakarım diyen insanlarında kaçacak yerleri yok artık. Kızılay’da otobüs durağına yapılan saldırı bunun en açık örneği. Eşinize ya da sevdiklerinize alışveriş yaparken bir AVM’de de böyle bir şeyle karşılaşabilirsiniz. Sonuç olarak böyle vahşice yapılan eylemler hedef gözetmeksizin yapılıyor ve olan masum insanlara oluyor.

“İNANILIR GİBİ DEĞİL, SORUŞTURMA 8. AYINA GİRDİ ORTADA HALEN DAHA BİR İDDİANAME YOK VE BUNU PARLAMENTODA DİLE GETİRMİYORLAR BİLE'

Kormaz Tedik’in cenazesine HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ta katılmıştı. 10 Ekim saldırısında CHP Malatya gençlik kollarından yaşamını yitiren insanlar oldu. Tüm bunları birlikte değerlendirdiğinizde siyaset kurumu size yeterince sahip çıkabildi mi?

Aslında bizim çocuklarımız barış için, bu savaşın durması ve ülkede kanın durması için ülkenin dört bir yanından Ankara’ya KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla gittiler. Biz, Zöhre ile Antalya’dan eyleme katıldık. Korkmaz Denizli’den geldi. Ablası ise zaten Ankara’daydı.  Şimdi sorunuza gelecek olursam siyasiler cenazelere geldiler. İşte CHP’den ve HDP’den geldiler başsağlığı dilediler. Daha sonrada belirli ziyaretler yine yapıldı. Ancak sorun şu ki biz 10 Ekimde kaybettiğimiz insanların anmasını gerçekleştirdiğimizde bizimle birlikte olmadılar. Ne ana muhalefet partisi CHP’den nede HDP’den herhangi bir destek görmedik maalesef. Parlamento’da da çokça dile getirmediler 10 Ekim’de Ankara’da yaşananları.

Hâlbuki Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısı olmuş resmi kayıtlara göre 101 kişi yaşamını yitirmiş 456 insanımızda yaralanmıştır. İnanılır gibi değil soruşturma 8. ayına girdi ortada halen daha bir iddianame yok ve bunu parlamento da dile getirmiyorlar bile. İki sefer parlamentoyu ziyaret ettik. 10 Ekim aileleri ile birlikte CHP grup başkanvekili Levent Gök ile görüştük ve derdimizi anlattık. Sonra İdris Baluken’den randevu aldık ve bir görüşme gerçekleştirdik. Mevcut durumu sorduğumuzda “önerge veriyoruz reddediliyor' şeklinde cevaplar aldık. HDP özelinde elbette şu yorum yapılabilir bölgede bir savaş var ve büyük bir yıkım ortada duruyor. Ama sonuçta parlamentoya geliyorsunuz, bir taneniz de çıkın deyin ki kardeşim bu dava ne oldu?

Eğer siyasi partilerin genel başkanları düzeyinde bu mesele yeteri kadar sahiplenilebilseydi yargılama süreci daha hızlı işleyebilir, ihmali olan devlet görevlileri yargılanabilirdi. Bu elim hadise Ankara’da yaşandı ancak Ankara’da yapılan basın açıklamalarına ya da anmalara yeteri kadar insan gelmiyor. Zaten anma için gelen 50 kişi aileler ve yakınları diğer 50 kişi de destek veren kurumlar diyelim toplamda 100 kişi oluyoruz. Zorlasanız 200 kişiyi ancak toplayabiliyoruz. Üzülerek söylüyorum ki bu da bana şu sözü hatırlatıyor 'Ateş düştüğü yeri yakar’ hakikaten de ateş düştüğü yeri yakıyor. Ancak böyle söylüyor olmam mücadele azmimizin kırıldığı manasına gelmemeli biz bu dava için elimizden gelenin fazlasını yapmaya davam edeceğiz.

Tüm bu olumsuz şeylerin dışında elbette ki destek gördüğümüz kurumlar ve yapılar da var. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB çok yardımları oldu. TTB örneğin 10 Ekim ailelerine her türlü sağlık desteğini ücretsiz sağlıyor. Olay sonrası hayatta olup psikolojik destek alan çok insan var ve bunların ücretsiz karşılanıyor olması önemli. TMMOB dernek için Ankara Kızılay’da güzel bir yer tahsis etti. KESK ailelerin yol masraflarını karşılıyor bu şekilde bizlere destek olunduğunu söyleyebilirim. Saydığım kurumlar ayrıca eylemlerimize de destek oluyorlar.

10 Ekim Ankara saldırısı ile ilgili olarak hukuki süreçte şuan ne durumdayız?

Şimdi hukuki aşamada şu durumdayız; bu ayın sonuna doğru iddianame bitmiş olacak. Savcılar, avukatlarımıza bu yönde bilgi aktarıyor. Eğer bu ayın sonunda iddianame tamamlanırsa avukatlarımızın bir ay gibi bir süre zarfında bu iddianamelere çalışmaları gerekecektir. Bu arada adli tatile denk geleceğini düşünürsek bizim iş yine eylül ya da ekim ayını bulur gibi görünüyor. Anlayacağınız uzun soluklu bir süreç olacak.

Şu anda 28 dediler ama 33 fail olduğu söyleniyor. Bunun 8 tanesi tutuklu diğerleri ise aranır durumda. Savcılar olayı İŞİD’in üzerine atıyor. Türkiye kamuoyu neler yaşandığını biliyor. Bu kişilerin Ankara’ya gelene kadar takip edildiklerini ve hatta adlarına, soyadlarına kadar bilindikleri ortada. Ama her ne hikmetse Ankara’da takipten kurtulmayı başarıyorlar. Zaten o gün eyleme giderken bir gariplik olduğunu fark etmiştim. Kitlesel olmayan bir basın açıklamasına bile Tomalarla yığılan polis o gün ortalarda yoktu. Örneğin biz Ankara’ya giderken otobüsümüz durdurulmamış ve herhangi bir arama yapılmamıştı.

korkmaz-tedik-kutuphane.jpg

“SÜREÇ IŞİD’LİLERİN ÜZERİNE ATILIYOR, IŞİD BU İŞİN PİYONU'

Süreç İŞİD’lilerin üzerine atılıyor İŞİD bu işin piyonu. 10 Ekim patlaması devletin bilfiil planladığı bir eylem. Ben zaten gizli bir gerçeği şuan burada açıklamıyorum. Her şey açıkça ortaya döküldü saçıldı. Bu konuyla ilgili haber yapan 'Evrensel ve Cumhuriyet’ gazetelerinin çalışanlarına davalar açıldı. Siz terörle mücadele eden polisleri ifşa ediyorsunuz denilerek. Tüm bunların dışında çok daha başka sorunlarla da karşı karşıyayız. Bizim çocuklarımız öldü ve 101 insan hayatını kaybetti. Şimdi bizden devlet davayı açabilmemiz için 700 bin lira harç parası istiyor. Neyse ki avukatlarımız kendi aralarında bu parayı topladılar ve bu harcı karşıladılar. Tabi bu durumda biz de onlara borçlanmış olduk. Dernek olarak bunu karşılayabilmek için çeşitli kampanyalar düzenleyeceğiz. Neticede bu durum bize iktidarda olanların ne kadar riyakar olduğunu gösterdi. Yas ilan edip karanfil bıraktılar ve şuan geldiğimiz durum ortada. Okuyucuların şunu bilmesini isterim devlet tarafından ailelere hiçbir biçimde yardım yapılmamaktadır. Aslında ne olduysa çocuklarımıza oldu yani.

10 Ekim Barış ve Dayanışma derneğinin amaçlarını ve neyi hedeflediğini kısaca bize anlatır mısınız?

Eşini, çocuğunu, anasını, babasını kaybeden 101 tane aile var derneğimizde. Kurumlarda kurucu üyemiz. Biraz önce saydığım meslek örgütleri. Siyasi parti olarak ise en çok kayıp veren iki parti HDP ve Emek Partisi kurucu üyelerimizin arasında. Ama bu kurumlar yönetimde yer almıyorlar. Derneğin yönetimi ailelerin inisiyatifindedir. Dernek bu olayın unutulmaması için ve aynı zamanda aileleri bir araya getirmesi hasebiyle de önemli bir girişim oldu. Şimdi bu istenen mahkeme harcı meselesi olsun bu tip konularda dernek örgütleyici bir rol üstlenecek. Banka hesaplarımızı aldık ilerleyen zamanlarda çeşitli yardım kampanyaları düzenleyeceğiz. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da. Saldırıda yaralanan insanlar ve aileleri de derneğimize üye. Öncelikli hedefimiz saldırıda çalışamaz hale gelen yaralılarımızın maddi imkânlarını karşılayabilmek. Bende bu derneğin aynı zamanda yönetim kurulundayım.

korkmaz-ve-annesi-zohre-tedik.jpg

“ÖYLE KOLAY GEÇİP GİTMİYOR'

Tüm bunların yanında yerellerde belediyeler de ölen gençlerimizin unutulmaması için önemli işler yapıyor. Örneğin Adana Seyhan belediyesi bir parka Dilan Sarıkaya anısına kuş yuvaları yaptı. Aynı zamanda ölen 12 Adanalı gencimiz içinde 10 Ekim anıtı yaptırdı ve üzerine 12 tane güvercin sembolik olarak yerleştirildi. Bununla birlikte Mersinde Şebnem, Ali Deniz ve Elif Kanlıoğlu anısına bir kütüphane açılışı yapıldı. Antalya’da ise Emek, Barış ve Demokrasi güçlerinin organize edeceği bir Korkmaz Tedik futbol turnuvası düzenlenecek. Daha net belli olmamakla birlikte Konyaaltı’nda yapılacak olan cemevinin 360 kişilik salonuna Korkmaz Tedik’in adının verilmesi düşünülüyor. Yine Muratpaşa Belediyesinin gençlik ve kültür evlerinden birine Korkmaz’ın adının verilmesi için Emek, Barış ve Demokrasi güçlerinin girişimleri olacak. Geçtiğimiz günlerde yapılan işçi filmleri festivalinde de aile olarak bir plaket aldık. Böyle şeyler yapıldığında unutulmadığımızı bir nebze olsun hissedebiliyoruz. Ama halen o günlerin etkisini atlatamamış aileler var. Eylemde yaralanmasa dahi ruhu ağır yara almış insanlar var ve halen daha tedavi görüyorlar. Bizde tedavi görüyoruz şuan yani öyle kolay geçip gitmiyor.

Peki siz ne durumdasınız okuyucularımıza bu durumu tarif edebilir misiniz?

Valla ben ilk ikinci günden itibaren sürekli bir koşuşturma halindeyim. Televizyonlara çıktım, belirli programlara katıldım. Belki üzerimdeki etkiyi koşuşturarak bir nebze olsun kırmaya çalıştım diyebilirim. Halen dahi toplu taşımada bir şey olsa ağlıyorum. Yani, aslında konuşurken sürekli boğazımda bir şeyler düğümleniyor. Açıkçası eşimle birlikte akşamları birbirimize sarılıp ağlıyoruz. Kolay bir şey değil. Hele de Korkmazım gibi birini kaybetmek hiç kolay değil. Şimdi Korkmazım ve Emek Partisinden yaşamını yitiren 16 canımız için belgesel hazırlıkları yapılıyor. Bir kitapçıkta hazırlanmış durumda. Bu proje için bizimle ve Korkmaz’ın arkadaşlarıyla konuştular iyi bir çalışma olacağına inanıyorum. Son olarak şunu söylemek isterim biz tüm bu olanları unutmadık ve unutturmayacağız.

İlgili Haberler

Güncel

Emniyet'ten ‘taksici kadın kaçırdı' haberine ilişkin açıklama!

Güncel

Avcılar'da tekstil atölyesinde yangın

Güncel

Erdoğan tekrarladı: Onların dolarları varsa bizim Allah'ımız var

Güncel

İbrahim Kalın'dan New York Times'a tepki

Güncel

'Erdoğan ve Trump, eylülde New York'ta yüz yüze görüşebilir'

Güncel

TSK'dan 4 bölgede hava operasyonları!

Güncel

Ticaret Bakanlığı'na atama Resmi Gazete'de

Güncel

Adana'da uyuşturucu operasyonu

Güncel

Festivalde ilginç anlar

Güncel

ABD Savunma Bakanı Mattis'ten Türkiye açıklaması

Güncel

Meteoroloji uyardı: Sağanak geliyor

Güncel

Kadın cinayeti zanlısı, Suriye'ye geçmeye çalışırken yakalandı!