darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Kapitalizmin demokrasiye karşı zaferi

23.08.2017 00:51

Bir gerileme çağında olduğumuza yönelik güçlü emareler var. Tüm dünyayı saran bir tür ortaçağcılaşma yaşandığı pekala söylenebilir. İlerleme yoluna girmiş toplumların tarihsel olarak geriye dönüş yaşamayacağı kanaati artık eskisi kadar güçlü değildir. Örneğin, günümüz Türkiyesinden bahseden bir bilimci, kaçınılmaz olarak, yaşanan gerilemeyi çözümlemek zorundadır. Ancak, her durumda Türkiyenin karşılaştırıldığı Batı modernlik deneyiminde de bir gerilemeden söz edilmesi zorunludur. Batıda bugün gelinen noktadan duyulan memnuniyetsizlik ve bu memnuniyetsizliğin ortaya koyduğu tepkisel adımlar ve sonuçlar esasında yeniden ilerlemenin kaçınılmazlığına işaret ediyor. Liberal, sosyal demokrat çözümlerin Batıyı sürüklediği yer aşırılıklar çağını bir kez daha haber verir gibidir. Bu emareler gösteriyor ki, Batı deneyiminde de bir gerileme söz konusudur.

GERİLEMENİN İKİ TEMELİ
Gerilemenin temelinde iki önemli olgunun yattığını söylememiz mümkün. Bu olgulardan ilkinin demokrasi ve kapitalizm arasındaki ilişkinin asimetrikleşmesi olgusu olduğunu görmek zorundayız. 1980lerin sonuna yani Sovyet Sisteminin çöküşüne kadar, Batı Avrupada modernliğin kapitalizm ve demokrasi arasındaki bir dengeye dayandığını söylememiz abartı olmayacaktır. Kapitalizm, temel ihtiyaçların nasıl karşılanacağı sorunsalına Batı Avrupa için diğer modellere kıyasla oldukça üstün bir çözüm oluşturuyordu. Demokrasi, toplum halinde birlikte nasıl yaşarız sorunsalına yine Batı Avrupa için diğer modellere kıyasla üstün bir çözüm oluşturuyordu. Burada sözü edilen ekonomik çözüm, yani kapitalizm, politik çözüm yani demokrasi ile oldukça simetrik bir ilişkiye sahipti. Bir başka ifadeyle, kapitalizm yaşam alanlarını tek yönlü olarak kendi mantığına uygun biçimde şekillendiremiyordu ve fakat demokrasi tarafından sınırlandırılabiliyor ve denetlenebiliyordu. Sovyet Sisteminin çöküşü, yani Batı toplum modelinin zaferi, Batıda ekonomik sorunsala bulunan çözümün yani kapitalizmin politik sorunsal açısından da çözüm olduğuna yönelik bir inanç oluşturdu.

Bu inanç, yaşanılan gerilemenin sorumlusudur, çünkü demokrasinin yani toplum halinde birlikte yaşamaya ilişkin Batılıların ortaya koydukları politik çözümün gözden düşmesine yol açtı. Bir başka deyişle, bu inançtan kaynaklanan gerileme, bütün yaşam alanlarının kapitalist düzenlemeye tabi tutulmasını sağladı ve bu gerilemenin önüne geçebilecek demokrasi, politik çözüm güç kaybetti. Politik modernlik ve ekonomik modernlik özerk, kendilerine has çözüm yolları olan modernlikler olmaktan ziyade bir ve aynı olgu olarak anlaşılmaya yüz tuttu. Daha önemlisi, ekonomik modernlik, politik modernliği kendiliğinden içeren bir zemin olarak dayatıldı; kapitalizm demek zaten demokrasi demek anlayışı böylece dayatıldı ve tuttu. Demokrasiden kurtulan kapitalizm, toplumu da, politikayı da, kültürü de nitelemeye başladı.

GERİCİ SOL
Gerilemenin temelindeki diğer olgu ise; gerici sol olarak tanımlamamız gereken Aydınlanmaya yönelik sözde eleştiridir. Aydınlanmanın yeni bir egemenlik ilişkisini dayattığı, gündelik yaşamı tek-yönlü bir kuşatma altına aldığı iddiası, esaslı olarak, bilimsel bilginin nesnelliğine karşı bir cephe savaşıydı. Gerici solun başlattığı bu savaş, 200-300 yıllık Aklın aydınlanması deneyimini çöpe atma konusunda hiç tereddüt yaşamadı. Aydınlanma sürecinin kazanımlarını dikkate almayan, salt itham edici bir dil, yani gerici sol bir dil, devreye sokuldu. Bu dil, zaman zaman modernliğin sonundan ve hatta zaman zaman da politikanın sonundan bahsetti. Geleceği şekillendirmeye yönelik çabalar böylece değersiz kılındı; planlama, ilerleme, rasyonelleşme kavramları gözden düşürüldü. Daha iyi bir toplum inşası bir mitten ibarettir anlayışı bu dilin en çarpık ama en etkileyici çıkışı oldu.

Kısacası, ekonomik, politik ve epistemik açılardan Batı modernliği ciddi sorunlarla karşılaştı: ekonomik sorunsala çözüm olarak öne sürülen kapitalizm politik sorunsalın gözden düşmesi pahasına tüm yaşam alanlarına kendisini herhangi ciddi bir eleştiriyle karşılaşmadan dayatabildi. Epistemik olarak da karşı-Aydınlanmacı diyebileceğimiz bir savaş ilerleme ve bilimsel bilgi anlayışlarını güçsüz kıldı. Yani ekonomik sorunsala yönelik kendi sınırlarını bilmek durumunda olan kapitalizmden tüm sahaları şekillendirmesi istendi ve bu daha iyi toplum anlayışını anlatı olarak etiketleyen karşı-epistemik bir savaş, yani gerici sol, aracılığıyla desteklendi.

Bu süreç kapitalizmin, demokrasi karşısında, meydanı boş bularak zafer kazandığı bir süreç oldu. Aydınlanma önemli ölçüde amaçlarla değerler arasında bir denge kurmuştu, ancak gerici sol saldırısı ve kapitalizmin demokrasi karşısındaki zaferi bu dengeyi altüst etti. Sözünü ettiğimiz denge amaçlar lehine bozuldu. Rasyonelleşme ile daha yaşanılır bir toplum inşası arasında Aydınlanmanın gördüğü pozitif ilişkinin boş inanç anlamına geldiği propagandasını yapan gerici sol şimdi sorunlarla yüzleşmek zorundadır. Örgütlenme, eleştiri, aklın kamusal kullanımı ve yeniden toplum inşası gibi Aydınlanmanın vazgeçilmez ilkeleri böylece büyük anlatı diye etiketlendi. Aydınlanmacı, evrenselci anlayışları, güya, temelsiz kılmak için yürütülen karşı-epistemik bir savaş öne çıkarıldı. Üstelik bu gerici savaş farklılığın hakkı lafazanlığıyla meşrulaştırıldı. Bilimsel olana uzaklık, bilimsel olandan şüphe, bu savaşı başlatanların esasını oluşturduğundan, bilim-dışı anlayışlar farklı olanın hakkı adı altında kutsandı. Bu bağlamın içinde üretilen söylemler dünya kamuoyunu etkilemede ve yönlendirmede çok etkili oldu.

Sonuç olarak, dünya gerçekten bir gerileme sürecini yaşamaktadır; bu sürecin emareleri her yerdedir; Amerikada Trump, Rusyada Putin ve diğer ülkelerdeki benzerleri gerilemenin apaçık fenomenleridir. Her ne kadar dünya ölçeğinde bir gerilemeden söz etsek de esasında Türkiye gibi bazı ülkelerde yaşanan gerileme Batı Avrupadaki ile karşılaştırıldığında çok daha ciddi boyutlara ve sonuçlara sahiptir. Gerileme neden Batı Avrupada bizdeki boyutuyla yaşanmamaktadır ve neden bizde çok daha ağır sonuçlara yol açmaktadır sorularını bir sonraki yazımızda işleyeceğiz.

Eğitim