darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Reina saldırısı terör ve şiddette yeni sürecin başlangıcı mı?

03.01.2017 09:41

Yeni yıl, yeni umutların, iyimser yaklaşım ve beklentilerin dillendirildiği dönemlerdir. Bu açıdan baktığımızda bir karabasan dönemi olarak tanımlanan 2016 yılını geride bırakır ve yeni yıla girerken bir caninin 39 yurttaşımızı vahşice öldürdüğü gerçeği ile karşı karşıya geldik. Rus büyükelçinin öldürülmesinden sonra yeni bir aşama olarak görülebilir.

Bu saldırının oluş şekli ve katliamın boyutunun ve ülkenin iç ve dış politikada son aylarda içine sürüklendiği durumu dikkate aldığımızda haklı olarak birçok soru ile karşı karşıya kaldığımızı görürüz. Kısaca olayın gelişimine bir bakalım; Zamanlama çok ilginç. Devletin birçok kurumunun ve özellikle Diyanetin yılbaşı kutlamalarını Gayrı meşru ilan etmesinden, yaşamsal farklılıkları yok sayarak, toplumun ayrışmasına yol açan, insanlar arasındaki birlikte yaşam ortamını yok eden toplumsal literatürde Nefret suçu olarak tanımlanan bir bakış açısının dayatılmaya çalışılmasının yarattığı ortamda gerçekleşmiş olması terörist yapıların tam da istediği ortamı oluşturuyor.

Bu noktada katliamı gerçekleştirenin kimliği elbette önemli ama daha önemlisi bu eylemin kimin hesaplarına uyduğu ve bu işin arkasında kimin olduğudur.

Olayın parlamentoda başkanlık oylaması öncesine denk gelmesi, AKP- MHP ittifakı içindeki kimi vekillerden itirazların yükselmekte olduğu dönemde olması soru işaretleri yaratıyor. Acaba yaratılan kaos ortamın yarattığı baskı ile vekiller baskı altına mı alınıyor.

Yine Suriye politikasında tam bir hezimet yaşanması, 5 yıl önce ortaya konan tüm tezlerin yok sayılarak başlanılan yere dönülmesi, Rusya ve Esat çizgisine gelinmesi, ülkede uç milliyetçi dalga yaratılarak Biraz da zevahiri kurtarma işlevi de gören Barış kalkanı hareketine toplumsal zemin mi hazırlanıyor sorusunu düşündürüyor.

En önemli olgulardan biri olarak ortaya çıkan, hem ekonomik, hem de birçok politik olguda ülkemizin AKP iktidarı eliyle uluslararası emperyalist güçlerin müdahalesine oldukça açık hale gelmesidir. Bir ülke düşünün ki, bir darbe girişimi ile, devlet kurumlarının büyük bölümü alt üst oluş yaşıyor, uluslar arası güçler devletin en derin noktalarına kadar sızıyor, parlamentosu bombalanıyorsa, ekonominin temellerini oluşturan üretim, finans, ticaret gibi bölümleri büyük güçlerin denetimine giriyorsa, ülke güvenlik güçlerinin sırları uluslar arası güçlere açılıyorsa o ülkede çok ciddi bir sorun yaşıyor demektir. O ülke dış destekli terörün zemini haline gelmiş demektir.

Aynı şekilde ülkede etnik köken, mezhepsel farklılıklar ve yaşamsal değerler farklılıkları üzerinde bilinçli bir politika ile kırılmaya hazır fay hatları oluşturulmuşsa ve bu faylar her an kırılmaya hazırsa orada çok büyük tehlike ve hatta tehdit var demektir. Bu çok büyük, kırıldığında işin boyutunun nerelere gidebileceği belli olmayan bir tehlikedir.

Bu olgular ışığında sorulması gereken temel sorulardan biri şu olsa gerekir; Reina saldırısı terör ve şiddette yeni bir aşama mı, yukarda söz konusu olan tehlikelerin yaratılmasında yeni bir sürecin önü mü açılmak isteniyor?

Çevremizdeki insanlar haklı olarak soruyor; Terör yöntem mi değiştiriyor, silahlı saldırılar ve suikastların yapıldığı bir döneme mi giriyoruz? Bu soruyu sormak için haklı nedenlerimiz, yaşadığımız tarihi bir süreç var. 12 Eylül öncesi, toplumu belirli bir kıvama getirmek için, toplumun tümden terörize edilmesi ve Ordu yönetime gelse de terör ortamından kurtulsak denecek bir ortam yaratılması öngörülmüş ve bu politika başarıyla yaşama geçirilmişti. Şimdi de yine buna benzer bir sürecin kapısı mı aralanmak isteniyor halk yeniden şiddetle terbiye mi edilmek isteniyor hem de Başkanlık önerisinin halk oylamasından geçme ihtimalinin olmadığı bir ortamda, projenin halk desteğinin günden güne düştüğü ortamda yapılması haklı olarak bu soruların doğmasına yol açıyor.

Elbette tehlikelerin boyutunu, Türkiyenin nelerle karşı karşıya olduğunu ve çıkış yolunun neler olduğunu biliyoruz. Zaten bu bilinçledir ki iyimserliğimizi koruyoruz.

Bize gerekli olan birlik içinde olmak, cesaret ve kararlılıktır. Yüreklerimizin gücünü birleştirip, dostlarımızın gözünün içine daha çok bakacağız. Bu kararlılık bize barışı, özgürlüğü ve demokrasiyi getirecektir.

Eğitim