YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

Abdurrahman Dilipak, Ayşenur Aslan ve Gramsci?

26.05.2017 00:40

Evet, tuhaf bir başlık oldu. Ama zaten her türden tuhaflığın normalleştiği zamanlardan geçmiyor muyuz?

Abdurrahman Dilipak ve Ayşenur Aslanın 20 Mayısta yayınlanan yazılarında ortak bir nokta vardı. Olur mu demeyin. İkisi de yazılarına -kimine göre neomarksizmin babası, kimine göre revizyonizm ve reformizmin manivelası- Antonio Gramsciyi referans alarak başlıyordu.

Dilipak -nasıl becerdi bilinmez- J. J. Rousseau, Hegel ve Marxı bir kalemde atlayıverip, sivil toplum kavramını Gramsciye malediyor, Batılı sivil toplum kavramının Müslümanlara pek de uymadığınından dem vurup, günümüz dünyasının komünizm, kapitalizm ve faşizmin gölgesinde oluşan kavram ve kurumlarla açıklanamayacağını savunuyordu. Yani yeni bir İslami sivil toplum modeline -daha ne örgütleneceklerse- ihtiyaç vardı.

Dilipaka göre Mekke dönemindeki Hılful Fudul (Erdemliler sözleşmesi) ile STK arasında bir bağ kurulmalı, bu alanda Düne dair ne varsa, dünde kalmalı ve şimdi yeni şeyler söyleme zamanıydı. Ne diyelim, kolay gelsin..

Ayşenur Aslan ise, Gramscinin -Frankfurt Okulunda da üzerine çok kafa yorulan- Hegemonya kavramından yola çıkarak memlekette iktidarın bunca zulmü nasıl bu kadar rahat yapabildiğini, pek de doğru bir analizle izah ediyor ve AKP hegemonyasından kurtuluşu Başta CHP, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları uzun uzadıya tartışıp konuşmalı… Bildik yöntemlerin dışında yollar aramalı… cümleleriyle formüle ediyordu.

Başta CHP denilince ve konu  yeni yollar aramak olunca bu yeni yolların dillendirileceği bir de mecra olmalıydı. Aslan tam da bu noktada sözü Halk TVye getiriyor ve CHPnin elinin altında Halk TV gibi önemli bir kaynak var. Ancak o kaynak, yağmur suları gibi boşa akıp tüketiliyor, eleştirisini ortaya koyuyordu.

Dilipakın kendi mahallesi açısından yeni arayışlar içinde olması son derece anlaşılır. Çünkü işlerin hiç de istendiği gibi gitmediğini, İslami görünümlü bir dekadansın hızla yaygınlaştığını ve bu gidişle bu kesimin artık öyle kolayca konsolide tutulamayacağını kendisi de görüyor. Ve kendi penceresinden haklı, mutlaka yeni bir şeyler yapmaları gerekiyor.

Öte yandan, her ne kadar Halk TVnin iç dinamikleri beni pek ilgilendirmese de bırakın muhalefetin sesi olmayı CHPnin yayın organı oldugunu söylemek, en sadık seyirci gözüyle bile zor. Tıpkı Ayşenur Aslanın sözünü ettiği Bildik yöntemlerin dışında yolların CHPde tartışmaya açıldığı söylemek gibi...

Referandum sonuçları iktidar cephesinin tüm devlet olanaklarıyla tam saha pres uyguladığı toplum mühendisliği projesinin artık doğal sınırlarına ulaştığını gösterdi. Ne yapsa bundan ileri gidemiyor ve ulaştığı noktayı korumakta da büyük zorluk çekiyor. Dilipakda olduğu gibi bunun kendileri de farkında.

Öte yandan referandumun gösterdiği bir başka gerçek daha var. Muhalif kesim kendi kemik seçmeniyle daha ileri gidemiyor. Bu yüzden iktidarın ötekileştiriciliğine karşı toplumun tümünü kucaklamak ve çok zor gibi görünse de ikna edici olmak zorunda. İşte Ayşenur Aslan da bunun farkında.

Bu noktada Kemal Kılıçdaroğlunun Sözcüye verdiği mülakat son derece anlamlı. Kılıçdaroğlu Demokrasi paydasını, en az yüzde 50lilik Hayır blokunu biraz daha genişletebilirsek iyi bir sonuç elde edebiliriz, derken muhalif güçlerin farklılıklarını bir kenara bırakıp cephe oluşturması gerektiğine işaret ediyor. Meral Akşenerle bir araya gelecek olmasını da bu perspektiften okumak gerekiyor.

Ancak bu yaklaşım belki de olabilecek tek yaklaşım olsa da yeterli değil.

Başta CHP, tüm muhalif güçler artık bildik yöntemlerin dışında somut, uygulanabilir, hayata doğrudan dokunan, toplumun tüm kesimlerini siyaset üstü bir bakışla kucaklayan projeler geliştirip bir an önce hayata geçirmek zorunda.

Kürsü siyasetiyle gelinebilecek yere gelindi. Özellikle önümüzdeki süreçte Meclisin neredeyse işlevsiz kalacağı göz önünde tutulduğunda durumun vahameti daha bir netlik kazanıyor. Tam da bu yüzden tüm muhalif güçlerin kafayı değiştirip kamusal alanı yeniden, toplumun tümü için soluk alınabilir hale getirecek projelerle halkın önüne çıkması gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

Eğitim