darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

Takvim: Katar'dan Türkiye'ye büyük ihanet

Benzin ve motorine büyük zam!

'Piyasalara saldırının en büyüğü geliyor'

'Otomotiv sektörüne büyük darbe'

Abdulkadir Selvi'den Brunson iddiası

OHAL sonrası Milli Eğitim'de yaşanan hak ihlalleri-1

Hazırlayan: HASAN GÜNEŞ

OHAL kapsamında ilan edilen Kanun Hükmünde Kararnameler ile binlerce muhalif eğitim emekçisi görevlerinden alındı. Meslekten uzaklaştırılan 11.320 öğretmenden yaklaşık 10 bini sol eğilimli sendikaların üyesi.

AKP'nin 15 Temmuz'dan aldığı meşruiyeti kullanarak sürdürdüğü "FETÖ AVI" bahanesiyle muhalifleri sindirme ve cumhuriyetçileri tasfiye etme operasyonu"nun birincil muhatapları hak ihlallerini ABC'ye değerlendirdi. 

Yazarımız Hasan Güneş muhalif eğitim emekçilerine yönelik 'kıyım' politikasının iyice gözler önüne serilebilmesi için sendika başkanlarıyla görüştü. 

Yazarımız Hasan Güneş'in hazırladığı bu dizi, hem Milli Eğitim'de yaşanana hak ihlallerini gözler önüne serecek, hem de kamuoyuna bir uyarı niteliği taşıyacak. 

Yazı dizimizin ilk gününde Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Genel Başkanı Veli Demir'in değerlendirmesine yer veriyoruz: 

"GÖREVDEN ALMALAR VE SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK

"AKP iktidarı, 15 Temmuz’da gerçekleşen FETÖ darbe girişimini fırsat görerek bir tasfiye süreci başlatmış görülmektedir. FET֒yü temizleme bahanesiyle girişilen uygulamalar, muhalifleri yok etme girişimlerine dönüşmüştür. 672 sayılı KHK ile 28 bini MEB bünyesinde olmak üzere, 50 bini aşkın kamu personeli kamu görevinden ihraç edilmiştir. Son olarak terör örgütünü destekleyici faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle 11 bin 320 öğretmen görevden uzaklaştırılmıştır.

Darbe girişiminden sonra demokratik düzene karşı yapılacak her türlü girişimin, her türlü darbenin tereddütsüz karşısında olduğumuzu dile getirmiş, devletin içine sızan cemaat ve tarikatlar dahil tüm paralel yapıların, devletin tüm kılcal damarlarından kökünün kazınmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştık.

Kurulduğu günden bu yana Atatürk İlke ve Devrimlerini ulusun bölünmez bütünlüğünü savunan Eğitim-İş her türlü teröre karşıdır. Elbette teröristten öğretmen olmaz. Terör örgütüyle kimin ilişkisi varsa açığa alınıp görevden uzaklaştırılmalıdır. Ancak bu hukukun evrensel kuralları çerçevesinde yürütülecek soruşturmalar ve somut deliller üzerinden yapılmalıdır. Hiçbir soruşturma yapılmadan binlerce öğretmenin mesleğinin terör örgütü bahanesiyle elinden alınması kabul edilemez.

15 Temmuz darbe girişiminin, AKP tarafından polis devleti uygulamalarına, ideolojik tasfiye aracına ve kamu çalışanlarının iş güvencesini ortadan kaldırmaya yönelik bir fırsata çevrilmesinin sonuna kadar karşısındayız.

AKP hükümetini ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı tekrar uyarıyoruz. Savunma hakkı tanınmaksızın kamu görevinden çıkarılanların itirazları dikkate alınarak durumları yeniden değerlendirilmeli, hakkında kesin, somut ve objektif deliller bulunmayan masum kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Olağanüstü hal KHK’ların amacı dışında, yasama organının yetkisinin gasp edilmesi saikiyle kullanılmasından da vazgeçilmelidir.

Eğitim-İş olarak, OHAL ilanını vatandaşlarına karşı değil, devlete karşı ilan ettiğini söyleyen, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmeyeceğini garanti eden siyasal iktidarın, buna aykırı olacak; vatandaşlarının memuriyet güvencesini, hukuki güvenlik hakkını, adil yargılanma hakkını ihlal edecek, muhalif tüm unsurları susturacak uygulamalarına karşı duracağımızı hatırlatmak istiyoruz.

Okulların açılmasına az bir süre kalmışken, görevden alınan öğretmenlerle birlikte var olan öğretmen açığı daha da artmıştır. Bu tabloya rağmen Milli Eğitim Bakanlığı, kadrolu öğretmen atamasından vazgeçmiş mülakata dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getirmiştir. 

Bugün, plansız ve politik kaygılar sonucu yapılan hatalar sebebi ile 400 bine yakın öğretmen atama beklemektedir. Bu kadar öğretmen açığına rağmen, atama beklemenin stresine dayanamayıp intihara sürüklenmiş onlarca öğretmenin acısını görmezden gelen siyasi iktidar, artık kadrolu öğretmen ataması yapılmayacağını açıklayarak toplumun beklentileri noktasındaki samimiyetsizliğini bir kez daha göstermiştir.

Burada hedeflenen eğitimin özelleştirilmesi ve yerelleştirilmesidir. Unutulmamalıdır ki Eğitim Hakkı, Yaşama Hakkı gibi evrensel bir haktır. Her yurttaşa eşit ve parasız eğitimin sağlanması ilkesinin sonucu olarak, okulların durumu ve eğitimin temel hedefleri yerellerin ve özelin insafına ve kaderine bırakılamaz.

Eğitim-İş, kamusal bir hak olan eğitimin niteliğini düşürecek sözleşmeli öğretmen uygulamasını yargıya taşımıştır." 

Veli DEMİR / Eğitim-İş Genel Başkanı
 

 

İlgili Haberler

Eğitim

YKS tercih başvurularında bugün son gün

Eğitim

Liseler için ikinci nakil başvuruları başladı

Eğitim

Ortaöğretim kurumlarına yerleştirme sonuçları açıklandı

Eğitim

LGS 1. nakil sonuçları açıklandı

Eğitim

Milli Eğitim Bakanı: Tweet'lerimi gözden geçirdiler, hayatta kaldırmam

Eğitim

Türkiye, Avrupa'daki Türk gençlerin "dilini ve dinini korumak için" için haftasonu okulları kuruyor

Eğitim

Atanamayan öğretmenler bekliyor, ilahiyatçılara ayrıcalık veriliyor

Eğitim

MEB'den 'profesyonel yöneticilik' açıklaması

Eğitim

'Logosuz' üniversite açıldı

Eğitim

YÖK başarı bursunda yeni düzenleme

Eğitim

Okul yönetimlerinde artık eğitimciler olmayacak

Eğitim

Veli-Der: Çocuklarımızın hayalleri için LGS yıkımına karşı çığlık olalım