YAZARLAR

Tüm Yazıları Ömer Faruk Eminağaoğlu

İstifa eden de ettiren de Anayasayı ihlalle suçlu

30.10.2017 23:50

AKPli belediye başkanlarından bir kısmı istifası istenir istenmez, bir kısmı bir süre bekleterek, bir kısmı ağlayarak ama sonuçta istifaları istenenlerden hepsi teker teker istifalarını veriyor.
Bir kişinin iki dudağı arasından çıkan sözle aday olanlar, o kişinin iki dudağı arasından çıkan sözle görevlerini bırakıyorlar.
Bu durum, AKPnin bir siyasal parti mi olduğu, nasıl bir örgüt olduğunu da ortaya koyuyor.
Demokratik ve laik Cumhuriyete aykırılığı saptanan partinin demokrasi ile bağdaşmazlığı bir kez daha görülüyor.

Bir siyasal parti, kendi üyesi olan bir belediye başkanını hukuksal olarak görevden ayrılmaya mecbur bırakabilir mi, istifasını isteme konusunda bağlayıcı bir işlemde bulunabilir mi…

Belediye başkanları, belediyelerin bir organı olup, seçimle iş başına gelmektedirler.
Belediyeler, bir başka yerden, bir merkezden değil, yerinden yönetim ilkesi gereği olarak yerinden yönetilmektedirler.
Anayasaya, Büyükşehir Belediye Yasasına(BŞBY) ve Belediye Yasasına(BY) göre, belediye başkanlarının, mensup oldukları partiler veya merkezi yönetimler tarafından görevlerine son verilemez. Bu durum aynı zamanda demokratik bir hukuk devletinin de gereğidir.
Bunun aksi ise ancak ve ancak bir darbe yönetimlerinde düşünülebilir.

Gündemde yer alan belediye başkanlarının istifaya mecbur bırakılması ve belediye başkanlarının da istifa etmesi, anayasayı ihlal suçudur.

Anayasayı ihlal suçu TCYnın 309/1 inci maddesinde cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek… şeklinde düzenlenmiştir.

TCYnin 309/2 nci maddesinde ise bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur denilmektedir.
Bu düzenleme nedeniyle, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun düzenlendiği TCYnın 114/1-b maddesindeki … seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanma durumu da söz konusu olmaktadır.

İstifa edenler de istifa ettirenler de, TCYnın 309 uncu maddesinde düzenlenen anayasayı ihlal suçunu birlikte işlemekte, bu suça iştirak etmektedirler.
Burada kamu güç ve yetkisi, başkanlık makamının istifa yoluyla boşaltılmasını sağlama amacıyla cebir ve tehdit boyutuyla kullanılmaktadır.
İstifa edenler de, istifa ettirenler de, belediyelerle ilgili anayasal güvenceleri yok sayarak ve anayasa dışına çıkarak, anayasanın demokratik hukuk devleti kurallarına aykırı olarak sergiledikleri eylemlerle, yerel yönetimlerde anayasa dışılık yaratmaktadırlar. 

Belediye başkanları, kendi iradeleri ile görevlerinden istifa edebilirler.
Belediye başkanlarının BŞBY ve BYndaki düzenlemeler uyarınca, seçilme yeterliliklerini kaybetmeleri durumunda Danıştay kararıyla, yine BŞBY ve BYnda öngörülen hallerde bile ancak ve ancak Danıştay kararıyla görevlerine son verilmesi olanaklıdır.
Belediye başkanlarının görevlerine sadece ve sadece Danıştay kararıyla son verilebilmesi, yerel yönetimler ve belediye başkanları için hukuksal bir güvencedir.

AKP, metal yorgunluğu olan kendi belediye başkanlarının görevden ayrılmalarını ifade etmiştir.

Demokratik bir sistemde, bir hukuk devletinde, bir belediye başkanı, görevini yasanın istediği gibi yerine getirmiyorsa veya getiremiyorsa, mutlaka sorumluluk hükümleri gündeme gelmelidir.
Büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının görev nedeniyle işledikleri suçlardan soruşturulmaları, yasa hükmü nedeniyle İçişleri Bakanının iznine bağlıdır(4483 SY md 3).
Böyle bir durumda da, İçişleri bakanı izniyle mutlaka soruşturma yapılması gerekmektedir.
Nedense görevden ayrılan AKPli belediyeler, adeta soruşturulmadan aklanmaktadır…
Ancak kuşkusuz bu durumu yaratan karşılıklı her iki taraftan da mutlaka ve mutlaka her türlü hesap elbette sorulacaktır. 

Bir belediye başkanı hakkında adli yönden soruşturulacak bir konu yok ise ve sadece o belediye başkanından artık partisi memnun değilse, o partinin tüzüğündeki hükümler gözetilip, bir sonraki dönemde o kişi aday olmayabilir veya aday yapılmayabilir.
Partisinin memnun olmadığı parti üyesi belediye başkanının bu durumu, parti tüzüğü gereği eğer bir disiplin soruşturmasını gerektiriyorsa, o belediye başkanı hakkında en fazla parti üyeliğinden çıkarılması yolunda disiplin soruşturması söz konusu olabilir.
Partisi tarafından herhangi bir disiplin yaptırımına uğrayan ve bu yolla parti üyeliğinden çıkarılan bir belediye başkanının da, asla görevine devamı engellenemez.

Hiçbir biçimde kendi üyesi olduğu partisi veya merkezi yönetim, demokratik hukuk devletinde, bir belediye başkanının görevine son veremez veya görevden ayrılmaya mecbur bırakamaz.
Ne İçişleri Bakanı, ne parti genel başkanı, ne bir kamu görevlisi, ne de başka bir kişi, bir belediye başkanını görevden ayrılmaya mecbur bırakamaz.

Anayasanın 127/4 üncü maddesi uyarınca ise, bir belediye başkanı ancak bir suç soruşturma veya kovuşturması nedeniyle İçişleri Bakanı tarafından kesin hükme kadar önlem niteliğinde görevden uzaklaştırılabilir.

Kamuoyuna da yansıdığı üzere bazı belediye başkanlarının görevden ayrılmayabilecekleri yolunda tutum takınması karşısında, İçişleri Bakanlığının gereğini yapacağı ifade edilmiştir.
O zaman sormak gerekiyor, bir suç var ve bu nedenle görevden uzaklaştırma söz konusu olacak ise, bu kişiler hakkında neden şimdiye kadar işlem yapılmamış ve kollanmışlardır…
Bu yaklaşım, kamu yetkisi ve gücünün tehdit unsuru olarak kullanıldığı göstermektedir.
Bir suç yok ise kamu gücü nasıl sopa gibi, cebir ve tehdit unsuru olarak kullanılabilmektedir.

Görevden ayrılan belediye başkanlarından ağlayanı bile olmuştur.
Görevden ayrılmalara bakıldığında hepsi, karşı konulamaz baskı altında değil, sonuçta kendi istekleri altında görevden ayrılmışlardır.
Karşı konulamaz bir baskı var ise, bu kamu adına kovuşturulması gereken bir durumdur, o zaman böyle bir duruma yargının doğrudan el atması gerektiği gibi, kendilerinin bile yargı organlarına başvuruları olanaklıdır.

Anayasanın öngördüğü demokratik ve hukuk devleti kurallarının dışına çıkarak, belediye başkanlarının görevden ayrılmalarını isteyen, görevden ayrılmak durumunda bırakan, bunun için parti gücünü de, kamu gücünü de, cebir ve tehdit unsuru olarak kullanan parti genel başkanı, İçişleri Bakanı ve diğer ilgili kamu görevlileri anayasayı ihlal etmişler, TCYnın 309 uncu maddesindeki suçu işlemişlerdir.

Görevden ayrılan belediye başkanları ise, asla bu suçun zarar göreni, yani mağduru değildir.
Kendilerine demokratik hukuk devleti gereği sağlanan anayasal güvencelere rağmen, bu güvencelerini yok sayıp görevlerini bırakmakla, anayasal düzeni ihlal edip, mensup oldukları partinin anayasa dışı düzeninin uygulanması yolunda, kendilerinden istekte bulunan o eylem sahiplerinin eylemlerine yani onların işledikleri suça iştirak etmişlerdir.

Savcılıkların bu konuda doğrudan soruşturma açması, ayrıca başta anamuhalefet partisi olmak üzere partilerin ve herkesin de savcılıklara başvurması gerekmektedir.

Eğitim