darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

CNN manşetten duyurdu: Çin ABD'ye saldırmaya hazırlanıyor!

AKP'den yerel seçim hamlesi

Trump'tan flaş Türkiye açıklaması!

Trump'tan Türkiye'ye yeni tehditler

SDF-Şam görüşmelerine ilişkin Kürt yetkiliden ilginç açıklama!

Peki biz bu haltı neden yedik Müdür Bey!

Ağa ile marabanın hikayesi pek bir bilindiktir. Maraba ile ağa, ağanın arabasında kasabaya doğru gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Şu b.ku yersen, arabayı sana verecem' diyor.

Bizimki bir an düşünüp kararını veriyor, arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor. “Tamam', diyor ağa “araba senin' Bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman.

Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; "Bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım.' Marabanın ağzında hâlâ pislik tadı var ve öfkesi dinmemiş. “Olur ağam ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş b.kları yiyeceksin ki ödeşelim.' Ağanın gözü kararmış, iniyor bir miktar pislik de o yiyor. Çiftliğe yaklaşırlarken, maraba düşünceli, kederli soruyor: “Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?'

***

Dünkü dokunulmazlık oylaması ve CHP’nin bu oylamadaki tutumu insana ister istemez ağa-maraba hikayesini hatırlattı. Dokunulmazlıklar hususunda sürekli yalpalayan ve en sonunda evet oyu vermesi beklenirken parti olarak neredeyse blok halinde hayır oyu veren bir siyasi yapılanmadan bahsediyoruz aslında.

Basiretsizliğin Kitabını Yazdılar

Dokunulmazlık meselesi ilk açıldığında son günlerdeki daimi müttefiki olan MHP’den yeşil ışığı alan AKP yönetimi daha doğru bir ifadeyle Erdoğan yönetimi gözünü CHP’ye çevirmişti, zira bu dokunulmazlıkların 367 üzeri oyla kabulü için CHP’den de evet oylarına ihtiyacı vardı. CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise baştan bu yana dokunulmazlıkların tamamen kaldırılmasını ilkesel olarak destekleyen bir tutum sergilemişti.

Haliyle insanı ümitlendiren bir durum vardı, zira AKP içerisinde fire ihtimali de düşünüldüğünde CHP’nin ve lideri Kılıçdaroğlu’nun AKP’lilerle pazarlığa oturması düşünülüyordu. En başta dokunulmazlıkların tamamen kalkması şart koşulabilirdi, 17-25 Aralık soruşturmasında isimleri olan 4 Eski Bakan’ın veya diğer isimlerin yargılanması 'kırmızı çizgi’mizdir denilebilirdi veyahutta AKP’lilerin dokunulmazlık dosyalarını açmasına sebep olan 'terör ve PKK’ya yardım’ suçlamasına çözüm süreci sayesinde dahil olmuş bütün AKP’lilerin yargılanması için dokunulmazlıklarının kaldırılması istenebilirdi. Bütün bunlar esasında AKP’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarmakta yardımcı olacak pazarlıklardı, zira bunlara yanaşması pek muhtemel görünmeyen AKP’nin gerçek yüzünü meydanlarda rahatlıkla gösterebilecekti CHP lideri Kılıçdaroğlu.

Ama bahsettiğim pazarlık aşamalarının neredeyse hiçbiri gerçekleşmedi. Tam tersine Kılıçdaroğlu ve ekibi hiçbir direnç göstermeden, toplumun artan terör olaylarından doğan tepkisini göz önüne alıp iktidarın yarattığı bu korku ortamından etkilenme güdüsüyle 'Evet’ oyu vereceklerini söyledi. İşte dananın kuyruğu da burada koptu, partisindeki vekillerle istişare dahi etmeden bu kararı alıp bir de bunu kamuoyu nezdinde açıklayan Kılıçdaroğlu, parti içinde ciddi tepki alınca ne yapacağını şaşırdı. Bu süreç zarfında sürekli yalpalayan ve bir türlü parti içinde yönetimi elinde tutamayan Kılıçdaroğlu’nun bu basiretsizliği ve başta herhangi bir pazarlık yapmadan boyun eğişi, Hayır etrafında bir toplumsal baskı unsuru oluşturularak zaten parti içinde sürekli kaynamaların olduğu AKP’den firelerin artmasını da engellemiş oldu.

Neye Seviniyorsunuz?

Dün ilk gelen rakamlar AKP içerisinde ciddi bir firenin olabileceğine dair yorumlara yol açmıştı. Açıkçası ben de öyle düşünmüştüm lakin CHP’li 'Hayır’cı vekillerin ve bilimum liberal solcu/cemaatçi cenahın zafer çığlıkları AKP’nin, üstelik kendi içinde böylesine karışık bir iç çatışma yaşadığı dönemde bile neredeyse firesiz bir şekilde bu oylamaya iştirak ettiğini gösteriyor. Bu zafer çığlıklarının ne kadar anlamsız olduğunu aslında tartışmak bile abes. Zira Erdoğan’ın bu öneri ile birlikte Başkanlık meselesini de paket referandum olarak birleştirme çabasını görmemek için ahmak olmak gerekiyor. Zaten MHP’nin desteği ile 330 bandını geçen AKP için CHP’nin sayısal desteğini almanın çok ciddi bir önemi olmadığı kanaatindeyim. Lakin Başkanlık sistemi için meydanlara inecek Erdoğan’ın 'önce Evet dediler, ama hayır oyu verdiler, bunlar terörist destekçisi’ diyerek aslında yıllardır başarı ile tatbik ettiği seçmen konsolidasyonunu Başkanlık için de sağlaması zor olmasa gerek. Yani aslında burada hem Başkanlık için kendi partisi ve diğer partiler üzerinden nabız yoklaması yaptı Erdoğan, hem de CHP’yi kurumsal olarak zor duruma düşürüp bunu meydanlarda bir argüman olarak sunmayı başardı.

Zafer çığlıkları atanların unuttuğu nokta şu, siyaset duygularla yapılan bir şey değil. Elbette dokunulmazlıkların AKP tarafından bu şekilde kaldırılmasının ne Anayasa’ya ne de hukuka uygunluğundan bahsedemeyiz. Lakin sorun bunu toplumsal tabana nasıl anlatacağınızın meselesi. Eğer Kılıçdaroğlu en başta dokunulmazlıklar konusunda kırmızı çizgilerini çekmiş olsa ve bu çizgileri AKP kabul etmemiş olsa (ki yüksek ihtimal), işte o zaman meydanlarda toplumsal bir destek arayışı ile 'Hayır’ yönünde bir kampanya oluşturabilir ve bunda da beklemediği ölçüde başarılı olabilirdi. Bunu yapmayan Kılıçdaroğlu daha da vahim olarak başta 'Evet’ diyeceğini söyledi lakin partisine söz geçiremeyince verdiği sözden de cayamayarak tam anlamıyla basiretsiz bir davranış sergiledi. CHP’nin bu tutumunu fırsat gören havuz gazetelerinin manşetlerine bakabilirsiniz. En azından tavşan oylama denilen bu 1.turda taktik icabı vekillerin bir kısmı ile 'Evet’ oyu verilse ve AKP’nin fire sayısı tespit edilmeye çalışılsa ve akabinde 2.turda nihai karar verilse, bu bile daha mantıklı olacaktı.

***

Şimdi referandum sürecinde tabanına ne anlatacak Kılıçdaroğlu? 'Evet’ oyu verelim dediği paket için 'Hayır’ oyunu nasıl isteyecek? O havuz medyası bu yalpalamayı her gün manşetlerine taşımayacak mı? CHP’nin hem 'sözüne güvenilmez’ bir parti olduğunu hem de PKK’ya yardım ettiğini yazıp durmayacak mı? Çözüm sürecinden dolayı haklı olarak bütün oklar AKP’nin üzerinde dolaşırken, bu süreçle PKK’ya destek veren AKP’liler bütün suçu CHP’ye bu şekilde attığında, daha doğrusu buna bu şekilde fırsat verildiğinde Kılıçdaroğlu ne diyecek? En basitinden sade bir vatandaş sormayacak mı, "peki Müdür Bey, madem Hayır diyecektik neden en başta parti lideri olarak partinin Evet diyeceğini söylediniz, biz bu haltı neden yedik acaba?.."

Çağlar Ezikoğlu

Aberystwyth Üniversitesi

Uluslararası Siyaset Departmanı

Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Vasatlığın ve cehaletin gemisinde değilim

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü