darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Ekonomide korkulan senaryo gerçekleşmek üzere'

Katar'dan gelecek 15 milyar doların gideceği adres belli oldu

Yanardağ: Erdoğan, bir kararname ile herkesin mülküne el koyabilir!

Ünlü muhabirden Brunson krizine ilişkin önemli iddia

Alman basını: Erdoğan'ın fikrini değiştirmesi için fazla zamanı kalmadı

Perinçek, Goltz Paşa'yı niçin seviyor?

Ali Taşkesen
Çanakkale savaşlarını ve Mustafa Kemal’in rolünü küçültmek mümkün olmayınca AK Parti kurmayları bunun karşısına koyacakları yeni bir zafer arayışına girdiler ve buldular: Kut’ül Ammare zaferi!

Ancak, yoğun Kut’ül Ammare tartışmaları içerisinde Aydınlık gazetesi de iki yazı yayınladı. İçerdiği çok sayıda maddi hata nedeniyle Ercan Dolapçı’nın yazısını bir kenara bırakıyorum. Burada, ele alacağımız Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in değerlendirmesi olacak.[1]

Perinçek Halil Paşa’dan alıntı yaparak Goltz Paşa’nın ülkemizi “kendi öz vatanı gibi' sevdiğini, Pertev Demirhan’ı dayanak alarak da “Hıristiyanlıktan çok Müslümanlığa eğilimli' olduğunu iddia ediyor. Yazısını “iki yüzyıldır emperyalizme karşı savaşan bir millet' olduğumuzu vurgulayarak, “Bizimle aynı cephelerde savaşarak bizden olan Goltz Paşa’yı unutmuyoruz ve saygıyla anıyoruz.' diyerek bitiriyor.

ALMAN SUBAYLARIN ÜLKEYE GİRİŞİ

Osmanlı ordusunun uluslar arası savaşma yeteneğini kaybettiği konusu 3. Selim’den itibaren Bâb-ı Âli’nin ciddi tartışma konularından birisini oluşturmuştu. 1798’de kurulan ilk ilişki ile birlikte Prusya askeri tarzının benimsenmesi başlamıştı.

Ancak, sistematik bir yenilenmeyi hedeflemeyen bu ilişkilerin sonunda vardığı noktayı, gene İstanbul’da Alman Askeri Heyet Başkanı olarak bulunmuş Helmuth von Moltke şu cümleleri ile karikatürize etmişti: “Rus ceketleri, Fransız talimnameleri, Belçika tüfekleri, Türk fesleri, Macar eğerleri, İngiliz kılıçları ve bütün uluslardan öğretmenlerle Avrupa örneğine göre bir ordunun yaratılması en bahtsız girişimdi.'[2]

Ancak, 2. Abdülhamid hem Osmanlı devletinin hem de ordunun modernizasyonunda kesin olarak Alman ekolünün benimsenmesinde tayin edici rol oynadı. 1883 yılında gelen askeri heyetin içerisinde birisi vardı ki, 10 yıl boyunca askeri eğitimi kökünden değiştirecek reformları hayata geçirdi. Bu kişi, şu sıralar Kut’ül Ammare savaşı nedeniyle adını sıkça duyduğumuz Baron Colmar von der Goltz’dan başkası değildi!

Baron von der Goltz elbette, Almanya’da eğitimci subay olarak kazandığı deneyimleri Türk subay adaylarına aktarmak konusunda cömertti. Askeri eğitim konusunda iddialı oluşunun yanında Baron’un cömertliğinde bir etken de, Alman ordusunda hüküm süren katı hiyerarşik yapı içerisinde uygulama şansı elde edemediği önerilerinin karşısında İstanbul’da kimsenin bulunmamasıydı. “Goltz özellikle genç subayların eğitiminde etkin rol oynadı. 12 yıllık ilk çalışma döneminde, Harbiye Mektebinde ders kitabı olarak okunmak üzere, 4000 sahifeden fazla Türkçe broşür ve ders kitabı yayınladı.'[3] Ancak, her ne olursa olsun, Baron von der Goltz’un ülkemizde bulunma amacı öncelikle kendi ülkesine ve sadakatla bağlı olduğu Kaiser’e hizmet etmektir.[4]

ALMAN SUBAYLAR “BİZDEN' MİYDİ?

Perinçek, iki yüzyıldır emperyalizme karşı savaşan bir millet olarak tanımlama yapıp, ardından da Goltz Paşa’yı “bizimle aynı cephelerde savaşarak bizden olan' bir subay olarak sunduğunda, Almanya’nın ve Alman subayların niyeti hakkında yeniden tartışmak zorunlu hale geliyor. Gerçekten de, Alman subaylar “bizden' oldular mı?

Perinçek’in “bizden' dediği Baron von der Goltz, ordu içerisinde Almanya’ya hizmet edecek, kendisine bağlı subaylar grubu kurduğunu anlatarak Almanya genelkurmay başkanı Baron Alfred von Waldersee’ye 1889 tarihinde gönderdiği bir mektupta şu önerileri yapıyordu: “Bir resmi geçit günü askeri kıtalar arasında herhangi bir isyan hareketini kışkırttığımız anda, yatıştırmak için derhal müdahale edeceğim ve dostlarımız tarafından tesir ve telkin altında bırakılacak olan Padişaha böyle ciddi bir isyan karşısında ancak Alman hükümetinin faydalı ve kendilerini korumağa muktedir tek devlet olduğunu göstermek hususunda durumdan faydalanıp…'[5]

Esasen, Birinci Dünya Savaşı esnasında da Almanya’nın ülkemizle ilgili değerlendirmesi, askeri personelin siyasi hedefini de açıkça ortaya koymaktadır. 1927 yılında yayınlanan “Der grosse Krieg' adlı eserde bu konuda şu ifadelere yer verilmiş: “Çanakkale seferi 1915 yaz ve sonbaharı süresince birçok düşman kuvvetlerini bağlamış ve Batı cephesinden uzak tutmuştu. Buna karşı kullanılan Alman kuvveti hemen hiç idi. Türkiye, Alman Batı Cephesi’ne esaslı surette yardım göstermiş bulunuyordu.'[6]

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en önemli 3 liderinden birisi olan Cemal Paşa’nın Almanlar hakkındaki kanaati de şöyledir: “Alman generalleri ve amiralleri Hükümet-i Osmaniye’nin emrinde birer icra vasıtasından başka bir şey değildirler.'[7]

Esasen, Enver Paşa bile, Almanlara şükran duyguları içerisinde değildir: “Niye biz kendimizi Almanlara karşı borçlu hissedelim? Bizim onlar için yaptıklarımıza karşı onlar bize ne yaptılar? Bize birkaç ödünç para verdikleri ve birkaç subay gönderdikleri doğrudur; fakat, bizim ne yaptığımızı da görüyorsunuz! İngiliz Donanmasını yendik. Bunu ne Almanya ne de diğer bir millet yapabilmiştir.'[8]

Perinçek’in bizden kabul ettiği, hatta dolaylı olarak, emperyalizme karşı bizimle birlikte mücadele verdiğini iddia ettiği Baron Colmar von der Goltz için İlber Ortaylı’nın kanaati açık ve kesindir: “Faal, çalışkan ve zeki bir askeri uzman ve siyasi istihbaratçı idi.'[9]

PERİNÇEK ORTAYLI’NIN GERİSİNDE Mİ?

Bu değerlendirmelerden sonra, şu soruyu haklı olarak sormak zorundayız. Neden Doğu Perinçek tarih değerlendirmesinde İlber Ortaylı’nın gerisine düşmüştür?

Tarihsel materyalizm her olayı ve kişiliği kendi koşullarında ve kendi çatışmaları içerisinde ele almayı zorunlu kılarken, Perinçek’in tarihi bugüne taşımak kaygısı mı öne çıkıyor?

Kut’ül Ammare kuşatması hakkında Aydınlık sayfalarında Goltz Paşa’ya atfedilen başarı payına girmiyorum bile! Bir insan kendisinden önce planlanan ve hayata geçirilen kuşatmanın kahramanı nasıl yapılır, bu başarıyı Aydınlık yazarlarına bırakıyorum.

Ancak, Perinçek’in ülkemizdeki Alman subayların rolü ve Goltz Paşa’nın Alman emperyalizminin en üst düzey komutanı konumunu görmezden gelmesini sorgulama hakkımız olduğunu düşünüyorum.

[1] PERİNÇEK, Doğu, Aydınlık gazetesi, 30 Nisan 2016

[2] WALLACH, Jehuda L., Bir Askeri Yardımın Anatomisi, Çev. Em. Tuğg. Fahri ÇELİKER, Gnkur. ATASE Bşk.lığı Yayını. Ankara, 1985. Sayfa: 17.

[3] ORTAYLI, İlber, II. Abdülhamid Döneminde Osmanlı İöparatorluğunda Alman Nüfuzu. AÜ, SBF Yayınları. Ankara, 1981. Sayfa: 64

[4] RATHMANN, Lothar, Alman Emperyalizminin Türkiye'ye Girişi, Çeviren: Ragıp Zaralı. Gözlem Yayınları, İstanbul, 1976. Sayfa: 34

[5] ORTAYLI, İlber, a.g.e Sayfa: 65

[6] Balkan ve Türkiye'de Büyük Harp, Çeviren: E. Yb. Nihat, 95 sayılı Askeri Mecmuanın Tarih Kısmı. İstanbul 1934. Sayfa: 60-61.

[7] SABİS, Ali İhsan, Harp Hatıralarım. Birinci Cihan Harbi, II. Cilt, Nehir Yayınları, İstanbul, 1990. Sayfa: 97-98.

[8] WALLACH, Jehuda L., a.g.e. Sayfa: 171.

[9] ORTALI, İlber, a.g.e. Sayfa: 65

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Vasatlığın ve cehaletin gemisinde değilim

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü