darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

CNN manşetten duyurdu: Çin ABD'ye saldırmaya hazırlanıyor!

AKP'den yerel seçim hamlesi

Trump'tan flaş Türkiye açıklaması!

Trump'tan Türkiye'ye yeni tehditler

SDF-Şam görüşmelerine ilişkin Kürt yetkiliden ilginç açıklama!

Prof. Taner Timur yazdı: Ensar Davası ve 'Tek Celse'de Osmanlı Adaleti!

Prof. Dr. Taner TİMUR
Taciz davası başlamadan bitti. Günün bu önemli haberini Milliyet gazetesi adeta zafer edasıyla veriyor: “Sapığa 508 yıl ibretlik ceza'. Cumhuriyet ise, hâkimin daha duruşma başlamadan “karar hazır!' dediğini hatırlatıyor ve “Örtbas Telaşı' diye başlık atmış.  Doğrusu da galiba bu. Belki daha da doğrusu, Birgün gibi, “Sanığa 508 yıl, sisteme beraat' diye düşünmek!

Ensar, kuşkusuz bir taciz sistemi değil; fakat çağını çoktan tamamlamış bir zihniyet ve yaşam şeklini çağrıştırıyor. Bir bakıma “Yeni-Osmanlı' adı altında bugün tekrar canlandırılmaya çalışılan dünya görüşünü. Anlaşılan bu galip geldi ve Ensar bünyesinde zuhur eden sapıklıklar da Osmanlı adalet anlayışı içinde hükme bağlandı: Tek celsede!. Sapığı cezalandırırken “Sistem'i gizlemek ister gibi..

OSMANLI MAHKEME DÜZENİ
Gerçekten de Osmanlı adaleti çok “hızlı' bir adaletti ve böyle olması da her şeyden önce mahkemelerin yapısıyla ilgiliydi. “Adalet' dağıtan bu kurumlarda ne bir iddia makamı (savcı) ne de bir dava vekili (avukat) vardı. Davacının şikâyeti, davalının savunması ve tanıklar, Kadı’nın bir hükme varması için yeterli sayılıyordu. Öyle uzun uzun sanığın ifadesini almak, delilleri toplamak, bunları tahkik etmek ve sonunda da hâkimin karşısına sağlam bir iddianame ile çıkmak gibi işlemlerle zaman kaybedilmiyordu.  Ayrıca, Kadı’nın, tayin makamı (Saray, Şeyhülislam, Kazasker) ile görev yaptığı yerin güç ve çıkar dengeleri karşısında -kişisel cambazlıklar dışında- hiçbir gücü, hiçbir dayanağı yoktu. Bu koşullarda hükümler de çarçabuk veriliyordu. 17 ve 18. yüzyıllarda, ülkelerinde davaların uzadıkça uzamasından şikâyetçi olan birçok batılı seyyah bu “sürat' yüzünden Osmanlı adaleti hakkında birçok olumlu şeyler söylemişlerdir. 

Ne var ki Osmanlıların bütün kurumları gibi mahkemeleri de daha bu tarihlerde bozulmuştu. 1631’de Koçi Bey, Sultan IV. Murat’a sunduğu ünlü risalesinde tüm devlet kurumlarının nasıl yozlaştığını anlatır. Ve gerisi de hızla gelmişti. “Islahat' fikri Osmanlı zihninde böyle filizlenmeye başladı. Bu süreç III. Selim’le beraber “Nizam-ı Cedid' (Yeni Düzen) çabaları adını alacaktır. Son Osmanlı vakanüvisi Abdurrahman Şeref Bey de, “Sohbet' şeklinde kaleme aldığı anılarda, bu gelişimin özetini yapacak ve bu arada da Osmanlı mahkemelerine savcılık kurumunun nasıl girdiğini anlatacaktır.

OSMANLI'DA SAVCILIK VE AVUKATLIK
Osmanlı adalet sistemine “savcılık' ve “avukatlık' kurumlarımın girişi Osmanlı hukukunun sekülerleşmesi sürecinin bir parçasıdır. Aslında Tanzimat’tan önce de “dava vekili' uygulaması vardı ve bunlar “arzuhalci', “vekil' gibi adlar altında davalıya yardımcı oluyorlardı; fakat bu “vekil'ler savunmadan çok usul konularında yardımcı oluyorlardı. Asıl gelişme Ceza ve Ticaret Usul kanunlarının kabul edilmeleri ve 1882’de de Hukuk Mektebi’nin açılması ile sağlandı. Savcılık makamı da yine bu yıllarda, 1878 tarihli Adliye Teşkilat Kanunu ile kuruldu.

Bu genel bilgileri bugün neden hatırladım ve de hatırlatmak ihtiyacı duydum? Çünkü “Osmanlı adaleti' şeklinde bugün canlandırılmak istenen “adalet', aslında kurumsal bir tarihi olmayan bir adalettir. Abdurrahman Şeref Bey, Osmanlı Devleti’nde savcılık kurumunun nasıl çalışmaya başladığını anlatırken öğrencilik yıllarını hatırlar ve anılarını anlatır. O sırada Mülkiye öğrencisidir ve “Mekteb-i Mülkiye’de bu yeni memuriyetin görevlerinin neler olacağını hocalarımıza sorardık' der. Hocaların yanıtlarıyla da yetinmeyerek mahkemeye gider ne arkadaşlarıyla beraber bazı davalarda “Müddeiumumi'liği uygulama halinde kavramaya çalışır. Sonuç epeyce olumludur; yine de izlediği bir cinayet davasında karşılaştığı bir durum kafasını karıştırır. Cinayet kurbanının kardeşi, avukatın savunmasından memnun kalmamış ve ona saldırmıştır. A. Şeref Bey “eğer mahkeme salonu kalabalık olmasa, savunma avukatının birkaç yumruk yiyeceği kesindi' diyor ve şunları da ekliyor: “Halk tarafından alışılana kadar savcıların bile öfkelere hedef oldukları ara sıra işitilirdi'.

Aradan yüzyıldan fazla zaman geçti; yine de “acaba halk artık buna alıştı mı?' diye kendi kendime soruyorum. Daha birkaç yıl önce bir başbakanın, avukatların avukatına (yani Baro Başkanı’na) nasıl “öfkelendiği'ne tanık olmadık mı? Varın son yıllarda kaç avukat tartaklandı, kaçı tutuklandı, kaçı da meslekten ihraç edildi siz hesaplayın.

SAVCILIK SADECE SUÇLAMA MAKAMI MIDIR?
Savcılara gelince, o konuda da kişisel bir anımı anlatayım. 12 Mart darbesinin en “öfkeli' günlerini yaşıyorduk. Bizim Mülkiye’nin en değerli hocaları tutuklanmıştı. Fakülte’den bir grup öğretim üyesi, Dekan Mümtaz Soysal’ı sembol yapmış ve onun davasını izlemeye başlamıştık. İlk duruşmada Soysal önce savcıya hitap etti ve ona görevini hatırlattı: “Bakınız, dedi, savcılık kurumu zanlıları suçlamak için değil, aksine korumak için kurulmuştur; yalanlara, iftiralara, düşmanlıklara karşı korumak için! Adalet böyle tecelli eder. Siz de lütfen görevinizi yaparken bunu unutmayın'. Anayasa profesörü idi ve tam da bunları söyleyecek konumdaydı. Dinlemediler. Ne savcı, ne de (biri hariç) hakimler. Soysal’ı yedi buçuk yıla mahkûm ettiler. Aradan kırk yıl geçti, günümüzdeki davalara ve “iddianame'lere bakıyorum da!

Yine de umutsuz olmayalım. Ne demişti A. Şeref Bey? Avukatı yumruk yemekten “mahkeme salonunun kalabalık olması' kurtardı demişti. O halde ona uyalım. Biz de hakkın savunucularının yanında olalım. Salonları dolduralım.

*Prof. Dr. Taner Timur'un kişisel facebook sayfasından (21 Nisan 2016 tarihli yazısı) alınmıştır.
 

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Vasatlığın ve cehaletin gemisinde değilim

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü