darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Değişen Dünya dengeleri ve ABD politikalarının açmazı

01.11.2017 13:53

Son dönemlerde Dünyada ilginç, ilginç olduğu kadar beklenmeyen gelişmeler yaşanıyor.
Dünyada emperyalist politikalarının taşıyıcısı iki büyük güç olan IMF ve Dünya bankasının geçtiğimiz yakın dönemde kapitalist ülkelerde gelir dağılımındaki büyük adaletsizliklerden bahsetmesinden sonra, şimdi de IMF başkanının 2018 yılında ekonomik kriz olabileceği şeklindeki açıklaması Dünyada güç dengelerinin ciddi oranda değişmekte olduğunu ortaya koyuyor.
Amerika dünyanın bir çok bölgesinde itibar ve güç kaybederek ya elinde tuttuğu alanları boşaltmaya ya da kaba güç tehditleri ile durumu idare etmeye çalışıyor.
ABDde Trumpın iktidara gelmesiyle bu süreç yeni boyut alarak artık pek çok ülkenin takmadığı bir ülke olmaya doğru evrilmeye başladı. Yakın zaman öncesine kadar Amerikan devleti herhangi bir konuda bir karar aldığında, ufak- tefek çatlak sesler haricinde pek itiraz gelmezken, şimdilerde ta baştan muhalefet seslerinin yükseldiği görülmektedir. Hatta bu güne kadar derin ortak İngiltere bin bile bu muhalefete zaman zaman katıldığı görülmektedir.
Trump yönetimi pul pul dökülüyor. Dar ekipte olanlar bile çeşitli nedenlerle soruşturulmakta, hatta tutuklanmaktadır.
Amerika, bölgemizde ve özellikle Suriye-Irak- İran- üçgeninde güne güne güç kaybetmekte, büyük saldırganlıklarla, bölge ülkelerinin ve halklarının yaşamlarının karartılması pahasına elde ettikleri pozisyonları bir bir kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
İsraille birlikte kurup, finanse ettikleri IŞİD, EL KAİDE, EL NUSRA gibi yapılarla bugün savaşmak durumunda kalmakta, bu konuda ortaklık yaptıkları AKP hükümeti ile çıkış yolu arar duruma düşmüşlerdir.
Çıkış yolu yoktur bu konuda. Bedel ödenmektedir. Ama maalesef bedeli daha çok Türkiye halkı ve Cumhuriyet Türkiyesi ödemektedir.
Özellikle Amerikan emperyalizminin bölgeyi yeniden şekillendirme politikası olan sözümona arap baharından sonra bölgemizde kim elini Amerikaya vermişse ardından kendisini daha derin bataklığın içine düşmüş durumda bulmuştur.
Dün Suriyeden bir parça koparırız hayali ile Suriye bataklığına dalan Emevi camisinde namaz kılarız diyen anlayış bugün kendilerini, aracılar eliyle Esat rejimi ile görüşmeler yapmakta, Esat rejiminin alanını teröristlerden temizleme çabasına girmiş durumda bulmaktadırlar.
Aynı durum, fırsattan yararlanma kurnazlığı ile, hesap-kitap yapmadan, Kürt halkının çıkarlarını gözetmeden, AKP iktidarının da görüşü alınarak ABD ve İsrailde kurgulanan büyük Kürdistan hayali ile atılan adımında da görülmektedir. Konjonktürün uygun olmamasının da etkisiyle bir anda açığa düşme olayı karşı karşıya kalmışlardır.
Aynı süreç Suriyede Amerikanın atına binen YPG için de geçerlidir. Yakında atın tekmesinin ne kadar sert olduğu görülecektir.
Bölgede kazanan, kazanımlarının semeresini çok yakında görecek bir ülke var; İran.
İran, akıllı ve çok uzun vadeli planlamayla hareket ettiği gözlemlenen bir politika ile ortaya çıkmakta. Soğukkanlı, dimlomasinin gücünü iyi kullanan, dönemsel baskı ve tehditlerden etkilenmeyen bir politika izliyor. Amerikanın tehditlerine aldırmadan (bu tehditlerin sonuç vereceğine kimse inanmıyor) yoluna devam ediyor. Bu yanıyla, eskisinden çok farklı bölgesel bir güç doğmakta olduğu söylenebilir.
Bu dönemde bölgesel baş aktör olarak Rusyaya özel olarak dikkat etmekte yarar var. Kendi stratejik planları doğrultusunda çok akıllı bir çizgi izlediği görülüyor. Yeniden büyük güç olarak kendisini kanıtlama fırsatını iyi kullanıyor. Asıl kazanımı, yakında bitmesi muhtemel Suriye çatışmaları sonrasında ortaya çıkacaktır. Hem bölgenin savaşın bitmesinin ana aktörü hem de bölgede eskisinden daha etkin güç olacaktır.
Bölgede akıntıya kapılmış bir yaprak gibi sele kapılan Türkiye dış politikası, umarım en azından bından sonra tüm bu gelişmelerden sonuç çıkarır ve tüm komşuları ile barış içinde yaşayan, bölgesel sorunları akli yolla, diplomasinin gücüyle çözmeye çalışan bir politikaya döner.
Bu konularda, kılıçların çekildiği, şiddet yoluyla kurgulanmaya çalışılan bir yeni Osmanlıcılık ne de pasif bekleme sonuç getirir. Tek yol; bağımsız, ülke çıkarlarını ve bölge dengelerini gözeten, diplomasi ağırlıklı, aktif bir dış politika çözüm yolu olabilir.

Eğitim