darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Deprem kader değildir

17.08.2017 17:26

 İçinde yaşadığımız topraklar, uygarlıklara beşik olmuş, insanoğlunun ilk şekillenmelerine ev sahipliği yapmış topraklar. Bu yanıyla dünyada haklı olarak  "uygarlıkların beşiği Anadolu" tanımlamasına hak kazanmış bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu yanıyla ülkemizle ne kadar gururlansak azdır. 

   Son birkaç yüzyıllara kadar uygarlık, bilim, fen bu topraklarda hayat bulmuş, yeşermiş. Ülkemizin hangi bölgesine giderseniz uygarlığın derin izleri ile karşılaşırsınız. Dünyaya tarihin bu kadar zengin bir şekilde görüldüğü çok az bölge vardır. 

   Binyıllar boyu bu toprakların önderleri, liderleri, bilim ve kültür insanları birçok alanda dünyanın diğer bölgelerine ve devletlerine önderlik etmişlerdir. 

  Ama ne yazık ki zamanla bu topraklarda, kişisel hırslar, egemenlerin baskısı, zorbalığı, düşmanlıkları, ayrıştırmaları artırmış, o andan itibaren gerileme, insanı yok saymalar egemen olmaya başlamıştır.

  Aynı zamanda bu coğrafya doğal felaketlerin en fazla yaşandığı bölgelerden biri. Volkanik hareketler, seller ve özellikle depremlerin sıkça görüldüğü bir yer. Bu yanıyla insanın doğanın yarattığı kimi tehlikelerle savaşılması, gerekli önlemlerin zamanında alınması gereken bir bölge. 

   Doğa olaylarından biri olan deprem acı gerçeğimiz. Bu gerçekle uyumlu bir şekilde yaşamamız gerektiği de aynı şekilde bir gerçeğimiz. 

   Depremlerin yarattığı felaketlere karşı devlet ve toplum olarak gerekli önlemi alıyor muyuz? Kim bu soruya evet cevabı verebilir. Sanırım hiç kimse.

   Bugün 17 Agustos deprem felaketinin yıldönümü. Onbinlerce canımızı sırf önlem alınmadığı için toprağa verdiğimiz bir gün. 

  17 Ağustos yıkımı büyük oranda önlenemez değildi. Eğer önceden önlem alınabilseydi, bilim adamlarının, meslek kuruluşlarının önerileri dikkate alınsaydı büyük oranda bu acıyı yaşamayacaktık. On binlerce insan ölmeyecekti.

  Üzülerek görüyoruz ki o günden bugüne geçen 18 yılda iktidarların bakışı hiç değişmemiş, aynı aymazlıklar, duyarsızlıklar devam ediyor. 

   Hatta AKP iktidarı döneminde hoyratlıklar daha da artmış, politik çıkarlar, rant elde etme yarışı korkunç boyut almış durumda. İşin boyutu derelerin, ırmak yataklarının içine imar izni verme noktasına kadar varmış durumda. Bunun örneklerini sıkça yaşıyoruz. 

   Bugünün gerçeği, bilimin, teknolojinin geldiği noktada  depremin artık hayati bir sorun olmaması gerektiğini düşünmemizi  gerekiyor. Japonyada sık sık yaşanan deprem olgusunda bunu yaşıyoruz.

  İnsanı merkez alan demokratik rejimlerde depremin insanı tehdit eden büyük bir felaket olmadığını görüyoruz. 

   Ama Türkiye gibi diktatörlük rejimlerde maalesef bu sorun her an büyük bir tehdit olarak karşımızda duruyor. Sadece İstanbulda deprem tehdidi altında bulunan yüz binlerce ev, milyonlarca insan var.

   DEPREMİN TAHRİBATI ÖNLENEBİLİR, DEPREM KADER DEĞİLDİR.

Eğitim