unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Alev Doğan

Bağdadi muamması ve IŞİDe karşı mücadele

30.06.2017 12:14

IŞİD lideri Bağdadinin Rakkadaki operasyon esnasında öldüğüne dair geçtiğimiz haftalarda Rusyadan bir açıklama yapılmış hatta yapılan açıklamanın ardından Rusya Dışişleri Bakanlığından konu ile ilgili bir teyit gelmişti.

Dün ise İran Devrim Muhafızları bir açıklama yayımlayarak, Bağdadinin öldüğünü doğruladı.

Dünyanın en tehlikeli örgütünün liderinin ölüp ölmediğine ilişkin yine örgütün kendisinden bir açıklama henüz gelmese de biz kamuoyunca ölü olarak kabul edilen Bağdadinin IŞİDin kanlı geçmişine biraz göz gezdirelim.

ABDnin organize, Suudi Arabistanın finanse ettiği , Pakistanın ise taşeronluk yaptığı, Afganistan cihadında yeni bir boyut kazanan Selefi yapılanmaların ve  bu yapılanmalardaki militanların CIAin kanatları altında nasıl yetiştirildiği tüm dünya tarafından bilinen bir gerçek.  Pakistanı bir cihatçı okuluna çeviren Ziya ül-Hakın "Kabilde cuma namazı kılma" hülyasının bir yerlerden tanıdık geldiğini de eklemek lazım. 

Ziya ül-Hak, Kabilde cuma namazını kılamasa da, Afganistanın nasıl bir ülke haline geldiğini ve dünyayı kana bulayan selefi örgütlerin yolunun bir şekilde oradan geçtiğini şaşkınlık içinde izliyoruz. Bugün kan kaybettiği düşünülen emperyalizmin her taşın altından bir şekilde nasıl çıktığını da... Bu yüzden bugün Bağdadiyi ya da IŞİDi incelerken emperyalizm olgusunu yok sayamayız. Bu da önemlice bir ek olarak burada dursun.

 1 Temmuz 1971de Samarranın El Calam köyünde dünyaya gelen ve asıl adı İbrahim el Bedri es-Samarrai olan Ebu Bekir el Bağdadi selefi bir ailenin çocuğudur. Bağdat İslami İlimler Üniversitesinde tarih, kültür ve hukuk alanlarında eğitim gören Bağdadi, üniversitede önce İhvan ile temas kurar ancak örgütün amel eksikliğinden yakınarak ayrılır.

2003de El Kaimde kendi örgütü Ehl-i Sünnet ve Cemaat Ordusunu kurar. Bir sene sonra Fellucede tutuklanarak Bucca Hapishanesine gönderilir ve bir süre sonra serbest bırakılır.

Mücahitler Ordusu ile de ilişkili olan Bağdadi, 2006da örgütünü Irak Mücahitleri Şura Meclisi çatısı altına taşır.2010da ise Zerkavinin kurduğu Irak İslam Devletinin şeriat komitelerinin başkanı olur. Ardından iddialara göre, Saddam döneminde albay olan Hacı Bekir sayesinde Şura lideri seçilir.

Emperyalizmin Suriye müdahalesinin ilk kıvılcımlarını çaktığı 2011de Bağdadi, örgütün Musul sorumlusu Ebu Muhammed el Colaniyi beraberinde 8 kişi ile birlikte Suriyeye gönderir. Colaniye ayrı bir örgütlenme emri verir ve Nusra Cephesinin kuruluşu gerçekleşir.

Nusra Cephesi ve patronu Irak İslam Devleti arasındaki kimi ideolojik keskinliklerin sivrilmesi Bağdadiyi rahatsız eder ve 8 Nisan 2013te Irak ve Suriye cephesini birleştirdiğini ilan ederek, örgütün ismini bugün bildiğimiz adı ile Irak-Şam İslam Devletine (IŞİD) çevirdiğini duyurur.

28 Haziran 2014de ise Musuldaki El Nuri El Kebir Caminde kendisini halife ilan eder. Aynı cami geçtiğimiz günlerde IŞİD tarafından hilafet ilanından tam üç yıl sonra yine IŞİD tarafından havaya uçurulacaktır.

Bugün lideri Bağdadinin öldüğü iddia edilen IŞİD dünyanın en acımasız örgütü olmasının yanısıra dünyanın en zengin örgütü konumunda. IŞİDin ele geçirdiği bölgelerden çıkarttığı petrolü, piyasa fiyatının altından karaborsada Türkiyedeki siyasilerin de ortak olduğu şirketlere satıldığı ve Türkiyedeki rafinerilerde işlendiği de herkesçe bilinen bir gerçek.

Peki IŞİD karşıtı mücadelenin amacına ulaşması için olmazsa olmaz olan ne?

ABDnin Ortadoğudaki yeşil kuşak projesinde beslenen, liderleri ve militanları bizzat CIA tarafından eğitilen, Körfez ülkeleri tarafından finanse edilen diğer tüm selefi yapılanmalar gibi IŞİD de emperyalizmin öz be öz çocuğudur. Bu anlamda IŞİD karşıtı mücadelenin can damarı anti-emperyalizmdir.

IŞİD, ne ABD silahları ile ne de Şeyh Saiti anarak bitirilebilir.

IŞİDi  bitirecek olan, hem kardeş Suriyede hem de Türkiyede filizlenen anti-emperyalist mücadeledir.

Eğitim