darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

Takvim: Katar'dan Türkiye'ye büyük ihanet

Benzin ve motorine büyük zam!

'Piyasalara saldırının en büyüğü geliyor'

'Otomotiv sektörüne büyük darbe'

Abdulkadir Selvi'den Brunson iddiası

Sivil Direniş Örneği: Dayanışma Fonu

Aydın Cıngı
Biz, ülkenin uçuruma doğru koşmasına eli kolu bağlı tanık olan yurtseverler, yalnızca uyarabildiklerimizi uyarıyor ve bol bol yakınıyoruz. İktidar, bunu da engelleme çabasında. Basın susturuluyor, insanlar korkutularak yüksek sesle konuşmaktan dahi alıkonuluyor. 

Despotizmlerin, muhaliflerine karşı iki farklı tür davranışı vardır: Kimileri “bırakalım, fazla etkin olamadan gazlarını boşaltsınlar da basınç fazlası bir patlamaya meydan vermesin' diye kontrolü elden kaçırmadan belirli çıkış noktaları bırakır. Kimileri de her türlü gediği kapatıp baskıyı artırdıkça artırır; bu arada da bir takım kitlesel yalan yayma araçlarını devreye sokup güya “din' adı altında safsata üretim başkanlıklarını seferber ederek sıradan yurttaşı duyarsızlaştırma ve giderek muhalif kesime karşı kutuplaştırma yoluna gider. 

YASAKLAMA, BAŞ EĞDİRME
Yurttaş günlük yaşam içinde despot iktidarın yarattığı yaşamını zorlaştırıcı sorunların kenarından dolaşmak, ideolojik yasaklarını delmek için kendince pratik çözümler bulur. Sözgelimi alkollü içkilere yüklenen caydırıcı vergilerden yılan akşamcılar yasal yollardan aldıkları etil alkolle evlerinde içki üretiyorlardı. Etil alkole acı tat veren bir katkı maddesi ekleyerek o gediği kapattılar. Şimdi örneğin kullanıcıların dert dökme mecrası olan sosyal medyaya da sansür getirmeyi düşünüyorlar. Dolayısıyla o gedik de kapatılacak gibi görünüyor. 

Bir de “boyun eğdiremedikleri, diz çöktüremedikleri' kurumlar var: Türk Tabipler Birliği (TTB), Türkiye Barolar Birliği (TBB), TMMOB (Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği) gibi… Bunların bir türlü hizaya gelmemelerinin nedeni, esas olarak seçmenlerinin tümünün en az 15 yıllık bir eğitim süresinden geçmiş olmaları. Oda seçimlerinde oy verenlerin hepsi en az 15 yıl okumuş; dolayısıyla ortalama 4-5 yıllık eğitim görmüş seçmene göre daha öngörülü ve kapsamlı düşünerek seçim yapabiliyor ve despotizmden yana olmuyor. Kabul edelim ki eğitim, safsatadan ve cahillikten beslenen iktidarın baş düşmanıdır. 

Sonuçta bu kurumlar “gayrı milli' ilan edilerek parçalanacak ve despotizme karşı direnen hiçbir kurum kalmayacak. Hani geçen günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi bilbordları kocaman afişlerle süslemişti: Türk bayrağı fonu üzerinde Erdoğan fotoğrafı yanında aynen şu slogan yazılıydı: “Boyun eğdiremeyeceksiniz, diz çöktüremeyeceksiniz, BAŞARAMAYACAKSINIZ'. Egemenlerin ve muktedirlerin bu meydan okuması kime yöneliyordu? Dış odaklara olamaz; çünkü onlara her gün “Eyy' diyerek meydan okunuyor. Malum; Amerika’dan Rusya’ya, yedi düvele diz çöktürülüyor. “Meydan okuyuş' herhalde TTB, TBB, TMMOB gibi direnen kurumlara yönelik olarak şöyle değiştirilmeliydi: “Boyun eğmemeyi, diz çökmemeyi BAŞARAMAYACAKSINIZ'.

SİVİL DİRENİŞ ÖRNEĞİ
Bu gibi ortamlarda, diktaya karşı dik durabilmenin mizaha sığınmaktan başka bir yöntemi daha var; o da, sivil direniş. Bir örnek olarak dayanışma fonu örneği verilebilir. Biliyoruz ki AKP iktidarı yargıyı, ya haklıyı haklı göstermemek için etkisizleştiriyor ya da muhaliflerini cezalandırmak için bir sopa gibi kullanıyor. “Yargı' dediğimiz erki oluşturan kişiler; hakimler ve savcılar, birer insan. Bunlar, ailelerine bakmak, çocuklarını okutmak gibi yükümlülükleri olan insanlar. İktidarın isteği -hatta bazen talebi- hilafına bir karara imza atmak onların işlerinden olmaları veya bulundukları yerlerden sürülmeleri anlamına geliyor. 

Yargı mensuplarının –yandaş olanları dışında- önemli bir kesimi, elinden gelse iktidarın haksızlık ve hukuksuzluklarına alet olmayacak; ancak çoluk çocukları ve geçim sorunları var. Bu türden olup elleri gitmeden mecburen iktidarın talebi doğrultusunda karar veren yargı mensuplarının hukuka ve vicdanlarına uymalarına konmuş engelleri bir nebze olsun kaldırabilecek bir yol bulamaz mıyız? Hukuk ve vicdanda direnecek ve bu yüzden mağdur edilecek dürüst ve cesur yargı mensuplarını yararlandırmak için bir fon oluşturamaz mıyız? Biliyoruz ki, dikta rejimleri, önce kendi “hukuksuz emirlerine' uymayan bürokratlardan başlayarak çözülür. Gerçi bir televizyon kanalını bile yaşatmakta güçlük çekiyoruz; ancak böyle bir sivil direniş örneği gösteremez miyiz?    

 

İlgili Haberler

Güncel

Tıp uzmanı, bahçesinde yaşadığı hastanenin bankında ölü bulundu

Güncel

Sulama kanalına düşen çoban boğuldu

Güncel

Maltepe'de silahlı soygun

Güncel

'Türkiye yıl sonunda NATO'dan çıkabilir'

Güncel

FSM'de trafik kazası: 1 ölü

Güncel

ABD'den Türkiye'ye yeni yaptırım sinyali!

Güncel

Kur artışı elektrik üretimini de vurdu

Güncel

Bursa'da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü 38 yaralı

Güncel

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçti Atatürk'ü kaldırdı

Güncel

Dolarını bozdurana çaydanlık hediye kampanyası başlatıldı

Güncel

Otomobil, yol bakım çalışması yapan işçilere çarptı: 2 ölü

Güncel

TSK'ya dört yeni komando tugayı