darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

Fish doesnt think because fish knows everything (*)

04.07.2017 14:38

Medya teorisi ile uğraşanların aşina olduğu yöndeşme diye bir prensip vardır. Kabaca zaman içinde gelişen medya teknolojilerinin birbiri içinde eriyerek bir yöne doğru evrilmesini tanımlar. Daha da kabaca lambalı radyodan cebimizdeki akıllı telefonlara uzanan sürece işaret eder. Yani kendi mecraları içinde gelişen teknolojilerin zaman içinde bütünleşik yapılara dönüşme eğilimi vardır. Bu prensibi Endüstri 4.0 kavramını anlamak için uygulamak özellikle akıl açıcı olabilir.

Bilindiği gibi 2016 Davos Endüstri 4.0 gündemiyle toplanmıştı. Üretim ilişkileri anlamında son derece tartışmalı, kendi içinde bir çok çelişki barındıran bir alan olsa da günün sonunda birbiri ile konuşabilen üretim araçlarının çağı, 4. Endüstrİ Devriminin eşiğindeyiz ve bu genel kullanımda sıkça başvurulan robotik kollar örneğinin çok ötesinde bir değişime işaret ediyor. 

Yapay zeka ve otomasyonla gerçekleşen bu değişim kimi hesaplamalara göre ürün geliştirme ve pazara sunma süresini yüzde 25 ile yüzde 50 arasında azaltabilecek, mühendislik harcamalarını yüzde 30a ve enerji tüketimini yüzde 70e kadar düşürebilecek kapasiteye sahip. 

Bu rakamlar düşünüldüğünde gelişmiş ekonomilerin rekabet güçlerini yetişilmesi imkansız şekilde artıracağı ve ucuz işgücü ile geçinen ülkeleri iyiden iyiye zora sokacağı kolayca tahmin edilebilir. Yani önümüzdeki süreçte işler pek de eski Sanayi Bakanı Erdoğan Bayraktarın 2013de çizdiği, Türkiye Müslüman bir ülke, konumu itibariyle mucitler ve kalem efendileri çıkaramaz. Ama bir ara eleman ülkesi olmak için çabalayabilir, vizyonuna uygun gelişmeyecek. 

Basit bir öngörüyle gelişmiş ekonomiler ivmesi giderek artan bu değişime ayak uydurup getirdiği sorunları kendi iç dinamikleri içinde bir şekilde göğüsleyebilecekken Türkiye gibi ülkeler işsizlik ve gelir adaletsizliği kaynaklı sosyal sorunlar girdabına büsbütün sürüklenecekler.

Ancak Endustri 4.0 küresel teknolojik dönüşümün tamamını kapsayan tek paydaş değil. Her geçen gün dünyanın ekonomik yapısını, yaşayış tarzını, kendini ve evreni tahayyül şekli değiştirecek yeni keşif ve buluşlar ortaya çıkıyor. Bir yanda 3D yazıcılar ucuzlayıp, plastik dışı malzeme kullanımını çeşitlendirerek organdan inşaata, kap kacaktan tekstile, yedek parçadan otomotive pek çok alanda toplu üretim kavramını zorlarken diğer yanda NASAnın ilk asteroid madenciliği uçuşunu 2025de yapacağı haberini alabiliyoruz. 

Öte yandan yapay zekanın çok yakında insan zihnini aşabileceğini, kuantum bilgisayarlarla artık big datanın o kadar da big olmayacağını, insanımsı fonksiyonel robotlarda büyük aşamalar katedildiğini, evrenin üzerinde hayat bulunan tek gezegenin dünya olamayacağı kadar büyük olduğunun giderek daha çok kabul gördüğünü, kodlama dillerinden en az birini bilmeyenlerin yakında neredeyse cahil sayılacağını, artık online dünyada tüm bu bileşenlerin sürekli etkileşim halinde birbirleri içinde eriyerek yöndeşeceğini ve önümüzdeki birkaç on yılda gezegenin -bir kısmının- bugün bildiğimizden çok başka bir yer olacağını göz önünde tutmak gerekiyor. 

Elbette bu dönüşüm çok sancılı olacak. Çözülmesi gereken yığınla sosyal, kültürel, ahlaki, psikolojik şimden ne olacaklarını dahi öngöremediğimiz sorunla karşı karşıya kalınacak. Yani en azından dünyanın bir kısmı kalacak. Dünyanın o kısmı en azından sorun sahibiyken gerisi ne olacak dersiniz? Tek bir kelime: Gereksiz!

İktidara bakıldığında ise ülkenin tamamı imam ve hatip olsa, sokakta kimse şort giymese, ramazanda çocuklar sokakta dondurma yemese, Atatürk diye birisi hiç varolmamış olsa hiç sorun kalmayacak, geri dönüşüm tamamlanmış olacak ve asrı saadet başlayacak. Ancak atladıkları kritik bir nokta var. 

Hiç teolojik tartışmalara girmeden İslam pratiğinin yüzyıllar içinde gösterdiği bir eğilimi hatırlatmak isterim. İyi bir Müslüman olmak ve cennete gitmek için yeter şart beştir. Bu beş şart ve etrafına örülü söylem ise iyi bir Müslümana dünyanın geçiciliği içinde ihtiyaç duyabileceği her tür bilgiyi verir. O bu bilgiyle huzurlu ve öteki dünyanın özlem ve hazırlığı içindedir. 

İyi bir Müslüman düşünmez, çünkü o her şeyi bilir. Tıpkı Arizona Dreamde bestesi Goran Bregovice sözleri Emir Kustirikaya ait o unutulmaz parçada geçtiği gibi: Fish doesnt think because fish knows everything (*)

Ülkenin eğitimli çocukları, entelektüelleri umut tükendikçe, belki bir şekilde bu evrilen yeni dünyada yerlerini alabilecektir. Ancak geri kalanlar giderek gereksizleşen bir ülkede hayallerindeki gibi bir düzen kursalar bile huzur, düzen ve güven içinde yaşayamayacaklardır. 

(*) Balık düşünmez çünkü balık her şeyi bilir.

Eğitim