YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Türkiye Aktörünü Arıyor!

24.02.2018 09:20

Ülkedeki nesnel koşullar yeniden inşaya işaret etmektedir, ama tek başına nesnel koşullar büyük dönüşümler için yeterli koşulu sağlamaz. Yeniden inşanın gerekliliği yadsınamaz düzeyde kendisini ifade ediyor, bir başka deyişle, bir şey yapmak zorunluluğu her açıdan aşikar. Bir şey yapmak gerekiyor noktasında eğer önemli bir uzlaşı varsa, bu yapılması gerekeni kim yapacak sorusu kendisini dayatmaktadır. Yani hiçbir toplum kendiliğinden, evrimsel, tedrici olarak değişerek büyük inşalara imza atmaz. Bu, toplumların kuruluşuna ve işleyişine aykırıdır.

Toplumların değişmesi, yeniden inşa edilmesi zorunlu olarak aktörü gerektirmektedir. Nesnel koşullar değişim için uygun olsa bile, eğer bu değişimin gerekliliğini okuyabilen ve bu okuma doğrultusunda örgütsel hamleleri yapabilen aktör elde mevcut değilse, değişim determinist olarak kendiliğinden meydana gelmez. Yani değişimi ortaya çıkaracak aktöre ihtiyaç vardır.

AKTÖR, YAPI, SINIRLILIKLAR ve DEĞİŞİM

Aktör, dolayısıyla, toplumu değiştirebilecek düzeyde nitelikli eylemler gerçekleştirerek, yenilik yaratandır. Toplumun değiştirilmesi ise onun yapısal unsurlarının tümüyle veya radikal anlamda olmasa bile önemli ölçüde değiştirilmesini ifade eder. Her ne kadar evrimsel anlamda, determinist ve tedrici değişme anlayışının toplum inşasını veya yeniden inşasını kavramak ve yönlendirmek amacıyla yersiz olduğunu görmemiz gerekiyor olsa da, diğer yandan, aktörlerin toplumu devrimci müdahaleyle sıfırdan yeniden yarattığı perspektifini de sorunlu bulmak durumundayız. 

Toplumun yapısal unsurları insan eylemlerinin zaman ve mekan açısından sınırlanmasını sağlayarak ani ve köktenci değişimleri bir anlamda engellemektedir. Ancak, aynı unsurlar eyleme yön verme ve dolayısıyla aktöre değişim gerçekleştirme fırsatını da vermektedir. Anthony Giddensın ifadesiyle toplumun yapısı hem eylemi sınırlama kapasitesine sahiptir hem de eylemin gerçekleşmesini mümkün kılan bir fırsat sunmaktadır. İnsan eylemleri bir bakıma yapının ürünüdür ama diğer taraftan da yeni olguların oluşmasına ve böylece yapılaşmaya yani yapının yeniden inşasına neden olabilmektedir.

Demek ki nesnel koşullar değişimi gerektirdiği durum ve zamanlarda aktörlerin mevcut yapının değerlerini, normlarını, bilgi birikimini ve güç ilişkilerini iyi değerlendirerek yola çıkması kaçınılmazdır. Türkiyenin bugün yeni bir inşaya ihtiyacı olduğu nesnel olarak muhakkaktır, fakat bu inşanın aktörünün kim olacağı net değildir ve bunun netlik kazanması yapısal unsurların kavranmasına bağlıdır.

Zaten sorunsal yönleri bulunan Türk toplumunun yapısı son zamanlarda önemli ölçüde erozyona uğramıştır ve hatta önemli ölçüde yapısal unsurlar artık eyleme yol gösterme, onu zaman ve mekan açısından sınırlama niteliklerini kaybetmişlerdir. Bu nedenle, anomik bir durumdan bahsetmek mevcut ahval ve şeraite ilişkin doğruyu ifade etmenin gereğidir. Kimler neyi, nerede ve ne zaman yapabilir sorularına yanıt oluşturan değerleri büyük ölçüde yitirmiş olan Türkiyenin yeni bir yapılaşma sürecine ihtiyaç duyduğu muhakkaktır.

Örneğin, neredeyse bütün meslek sahipleri kendilerinin asli mesleklerini bir kenara itip dedektif rolü oynamaya bayılır hale gelmiş durumda ve hal böyle olunca insanlara adil yaklaşmak, insani değerlere önem atfetmek tamamen bir kenara itilip, insanların hayatlarını karatmak hedefiyle hayatlarını yaşayan kalabalık gruplar anomik durumu kutsamaktadırlar. Bu durumdan kurtulmanın yolu ise insanların eylemlerine yön veren yapısal unsurların yeniden oluşturulmasıdır.

Yapının yeniden oluşturulması daha önce söylediğimiz gibi nitelikli eylemler sayesinde mümkün olacaktır. Nitelikli eylemler ancak toplum oluşturma ve toplumu değiştirme becerisine sahip olabilirler. Nitelikli eylemlerin sahipleri ise toplum oluşturucu ve değiştirici aktörler olmaktadır. İşte içinde bulunduğumuz şimdiki zamanın Türkiyesinin arayışta olduğu hatta görse peşinden koşacağı tam da bu aktördür. Yani yeniden toplumun oluşturulması eylemliliği mevcut sorunsal durumdan çıkışın yegane yoludur ve bu yolu inşa edebilecek ustaları aramaktadır Türkiye.

AKTÖR ARANIYOR

Kurtulmak veya karanlıktan çıkmak için yol inşa eden ustalar esas olarak sanat, felsefe ve bilim gibi yaratıcı toplumsal sahalarda konumlanırlar. Ancak, bu ustaların ortaya koyacağı izlenmesi gereken yol hiçbir biçimde kendileri tarafından yürünerek hedefe ulaşılmaz. Hedefe ulaşılacak yolda aktörlük kuşkusuz politik liderlerde ve kadrolardadır. Hayatı değiştiren veya yeniden yapılandıran asli unsur politikadır ve bu nedenle çıkışın yolunda yürüyecek ve toplumu da o yola koyacak olan elbette politik programdır. Politika yapmak ve politik programın hedeflerini gerçekleştirmek ise kuşkusuz politik aktör tarafından gerçekleştirilebilir.

Toplum oluşturmak veya toplumu değiştirmek gibi nitelikli eylemler sonucu gerçekleşecek büyük başarılar için politik zeka esaslı bir yer tutmaktadır. Bu zekaya sahip olan aktörlerin her şeyden önce bir toplum oluşturmak veya değiştirmek fiilinin toplanmakla, bir araya gelmekle başladığının bilincinde oldukları gerçeğini görmek gerekir. Toplanmak, bir araya gelmek; başta söylediğimiz gibi aktörün mevcut yapısal unsurlardaki değerleri, bilgi birikimini ve güç ilişkilerini yerinde kavramasını ve onları yeniden yorumlamasını şart koşmaktadır. Dağıtmak, ayırmak, parçalamak, kutuplaştırmak gibi negatif algılar oluşturan söylemlerle ve hedeflerle yola çıkan aktör baştan yenilgiyi kabul etmiş demektir. Toplumun yapısal unsurlarının çöktüğünü, yeniden yapılaşmanın kaçınılmazlığını, topluma yeni bir büyük uzlaşı davetiyle iletmek tek doğru yoldur.

Toplumsal uzlaşının kaybedildiğini, kutuplaşmanın değerlerin bozulmasına yol açtığını ve gittikçe birlikte yaşamanın koşullarının ortadan kalktığını topluma yeni bir uzlaşının gerekliliği diliyle ulaştıran aktör Türkiyeyi yeniden yapılandıracak olan aktördür. Böyle bir aktör arayışındadır Türkiye ve hem tarihi hem de güncel koşullar bu aktörlük için CHPye işaret etmektedir ama CHP bu yönde bir irade beyanında bulunmamıştır ve bulunacağa da pek benzemiyor. Kurultay bu açıdan CHPnin son fırsatıydı ama bu fırsatı değerlendirmeyi bir kenara bırakın, böyle bir fırsat olduğunun farkında bile değildi. Bundan sonraki süreç Türkiyenin yeniden yapılanma için aktör arayışının devam ettiği bir süreç olacaktır ve bu konuda yeni bir takım oluşumların rekabeti devreye girebilir.      

 

          

Eğitim