darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

CNN manşetten duyurdu: Çin ABD'ye saldırmaya hazırlanıyor!

AKP'den yerel seçim hamlesi

Trump'tan flaş Türkiye açıklaması!

Hisarcıklıoğlu: İflas listeleri dolaştırılıyor

Trump'tan Türkiye'ye yeni tehditler

Tahir Şilkan yazdı: Balzac'ın yoksul akrabası; Kuzen Bette

Tahir Şilkan

Kuzen ( Cousine) Bette, dünya edebiyatının ölümsüz yazarı ve bütün çağların en büyük yazıcılarından olan Balzac'ın ustalık dönemi eserlerinden biridir. Kuzen Bette; yaşamının son üç yılında, sağlığındaki ciddi bozulma ve yaşamı boyunca baş belası olan borçlarından kurtulmayı sağlayabilecek Madam Hanska (Yabancı Kadın) ile yapılacak bir evlilik için Polonya-Ukranya-Rusya'ya yaptığı seyahat nedeniyle neredeyse hiçbir şey yazmamış olan Balzac'ın dünya edebiyatına armağan ettiği şahaser romanların sonuncusudur.

"Kuzen Bette", Paris Yaşamından Sahneler bölümünün 'Yoksul Akrabalar' Kısmında yer alır. Serinin diğer kitapları Kuzen Pons ve Pierette'dir. Balzac, ölmeden birkaç ay önce evleneceği Madam Hanska'ya yazdığı mektuplarda, bu romanların yazılışını neredeyse gün gün anlatır:

( 16 haziran 1846 tarihli mektuptan) "...Bugünkü soysuz edebiyatın yalancı tanrılarını yere serecek ve benim daha genç, daha taze ve daha büyük olduğumu ispat edecek belli başlı iki -üç eser yazmam günün zorunluluğu olarak kendini hissettiriyor..." dedikten sonra şöyle devam eder Balzac: "... Cousine Bette, hakaret gören ve dört aile arasında yaşayan ama çektiklerinin acısını öç almak suretiyle onlardan çıkaran yoksul hısımdır..."

Stefan Zweig, yıllarca emek verdiği büyük eseri 'Balzac' biyografisinde; 'Cousin Pons' ve 'Kuzen Bette'nin, Balzac'ın en büyük çalışmaları olduğunu yazdıktan sonra gerekçesini de açıklar:

"... Balzac, yaşamının doruk noktasında sanatının doruğuna ulaşır. Bakışı hiç bu kadar net, yaratıcı kalemi hiç bu kadar inandırıcı ve acımasız olmamıştır. Bu başyapıtları, sıkıntılı, aşırı yorgun, çok yazan bir yazar değil, dinlenmiş bir Balzac yazmıştır. Daha önceki kimi eserlerinin gerçekdışı olduğunu düşündüren ve üzerimizde herhangi bir etki bırakmayan o sahte idealizm, o tatlı romantizm bu eserlerinde ortadan kaybolmuştur. Yaşadığı pek çok tecrübenin acısı bu kitaplarda gerçek dünya bilgisine dönüşür. Artık hiçbir şeyin, ne dışsal başarıların ne de lüksün ve gösterişin gözünü kamaştırmadığı, tahrik etmediği bir adam yazmıştır bütün bunları..."

" ... Kuzen Bette ve Coisin Pons, sadece tesadüfen Paris'te ve yine sadece tesadüfen 19. yüzyılın ilk yarısında geçer. Temel tutkuları dile getirdiğinden bugünün ( 1941 sonu) İngiltere'sine, Almanya'sına, Fransa'sına, Amerika'sına, tüm ülkelere, tüm zamanlara uyarlanabilir. Balzac, bu son romanlarında Fransız edebiyatının bir daha hiç erişemeyeceği bir gerçekçiliğe, duygularda sahiciliğe, tutkularda saydamlaşmaya ulaşmıştır."

***

Kuzen Bette romanında; Bette diye çağrılan Elisabeth Fisher (Lisbeth ), Madam Hulot'un( Adeline Fischer)'in beş yaş küçük kuzenidir. Adeline 45 yaşına ve bütün güzelliğine karşın neredeyse evliliğinin başından itibaren kocası Baron Hulot tarafından Paris'in kibar fahişeleri ile aldatılmaktadır. Kuzen Bette, Adeline ve ailesine karşı büyük bir kıskançlık duymaktadır. Bir de evine alıp maddi ve manevi destek verdiği Kont Steinbock'un, Adeline'nin kızı Hortense tarafından elinden alınması Bette'nin kinini büyütecektir. Napolyon'un en büyük generallerinden olan Montcornet'in gayri meşru kızı olan, güzeller güzeli Madam Marneffe'nin, önceki metresi tarafından terkedilen Baron Hulot tarafından fark edilip metres tutulmasında birinci dereceden rolü Kuzen Bette oynayacaktır. Valerie Marneffe'nin kocası, Baron Hulot'un yönetici olduğu Bakanlıkta çalışmakta ve yükselmek istemektedir.

Balzac, bütün romanlarında tutkulu insanları ve parayı anlatmıştır. Metres tutmak isteyen Baron Hulot'un, Madam Marneffe'ın, Crevel'in, Kont Steinbock'un, Kuzen Bette'nin herkesin amacı daha rahat, lüks içinde ve gelecek kaygısı taşımadan iyi bir yaşamdır. Bunun için her yol mübahtır; aldatma, entrika, kadınlığın kullanımı, her şey... Kuzen Bette romanında bunların hepsini, ayrıca sadakatı, mertliği, dürüstlüğü, onurunu koruyan insanların hikayesini okuyacaksınız.

Romanın devamını '7 Kocalı Hürmüz' anlatısı olarak değerlendiriyorum. Madam Marneffe, Kocası Marneffe'ın dışında; Baron Hulot, Baron Hulot'un dünürü Belediye Başkanı Crevel( Madam Adeline'yi kendine metres yapmak ister), Hortense'nin kocası Kont Steinbock, Brezilyalı yakışıklı Baron Montejanos ve ilgi duyduğu başka yakışıklıların hepsinin gönlünü mutlu edecek şeyler yapacaktır. Balzac, belli bir süreç içinde birbirlerinden haberli olacak aşıkların macerasını, evlerinde mutsuz, sabırla ya da sabırsız bekleyen-beklemeyip evi terkeden eşleri hikaye eder.

***

Balzac, Kuzen Bette romanında, diğer romanlarında pek rastlanmayan bir karşılaştırmaya da yer verir. Zor duruma düşen Madam Adeline( Hulot)'nin sosyal sorumluluk projesi olarak tanımlanabilecek, yardımsevenler derneği aracılığıyla nikahsız çiftlerin nikahının kıyılmasını sağlamak gibi işler için görev verilir. Bu iş için Madam Hulot'a uygun görülen ücret altı bin franktır. Oysa diye yazar Balzac, "...Evliliğin resmi olarak kütüğe geçirilmesine çok önem veren yasa koyucular, noterlik masrafını önemseyen egemen burjuvazi, halkın dörtte üçünün evlenme sözleşmesi için on beş frank bile ödeyecek durumda olmadığını bilmiyormuş gibi görünüyorlardı... Yoksulluğun, cehaletin ve en aşırı derecede sefaletin kol gezdiği mahallelerde yaşayan namuslu insanlar, kütüğe geçme, belediye ve kilise masrafları tutarı için otuz frangı ödeyemedikleri için nikahsız yaşamak zorunda kalıyorlardı..."

***

"Kuzen Bette" romanını okumanızı öneririm; başarılı bir çeviri, Stefan Zweig'ın dediği üzere dün olduğu gibi günümüzde de, dünyanın bütün ülkelerinde yaşanabilecek bir hikaye ve son satırına kadar merakla okunacak çok başarılı bir roman kurgusu.

Charles Dickens için bütün yazdıklarında halkın mutluluğunu artırdığı söylenir. Balzac da benzer bir şekilde, tüm yazdıklarıyla Fransız toplumunun geçmişinin bilinmesinde en gerçek, en doğru yansıtıcılardan biri olmuştur.

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Vasatlığın ve cehaletin gemisinde değilim

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü