darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Mustafa Kemalin Askerleriyiz!

18.04.2018 08:05

İslamcı hegemonyaya, hukuksuz kapitalizme, modern-dışılaşmaya kısacası gerilemeye karşı koymanın yani gericiliğe muhalefet etmenin en önemli ifadesi, Mustafa Kemalin askerleriyiz ifadesidir. Bu ifadedeki askerleriyiz sözcüğü bazı kafaların karışmasına yol açmış gibi görünüyor. Bu ifadenin militarizm koktuğu ya da militarizmi çağrıştırdığı kanaatinde olanlar var. Bu sloganın elinde silah tutanlara, yani, askerlik yapanlara işaret ettiği sanısı bazılarında oldukça güçlü. Halbuki Mustafa Kemalin askerleriyiz diye stadyumlarda veya mitinglerde haykıranlar tüm baskılara rağmen susmayan muhaliflerdir ve insanların özgürlüğünü ve demokrasiyi savunmaktadırlar. Laik cumhuriyete yönelik tehditleri ilk sezenler ve sezdikleri andan itibaren muhalifliğini her koşul ve durumda ortaya koyanlar elbette Mustafa Kemalin askerleriyiz diyenlerdir. Tehlikenin farkında mısınız? diye kamuoyuna sorarak cumhuriyetin kaybedilebileceğini yani gerilemenin potansiyel ve fiili olarak burada olduğunu aşikar biçimde dillendiren insanlar kuşkusuz Mustafa Kemalin askerleriyiz diyenlerdi. Mustafa Kemalin askerleri laikliğin, demokrasinin, özgürlüğün savunusu için yollara düştüğünde, mitingler düzenlediğinde, soldan ve sağdan bir sürü entelektüel Türkiyenin demokratikleştiğini yazıyor ve konuşuyordu. 

KİM BU MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİ?
Mustafa Kemalin askerleri laiklik, liyakat, ulus-devlet, cumhuriyet, fırsat eşitliği, hukuk devleti, memleket sevgisi, yurtseverlik gibi konularda çok hassas insanlardır ve bu hassas oldukları konularda gerektiğinde canlarını ortaya koyarlar. Bu yüzden cumhuriyete yönelik tehlikeyi sezdiklerinde hiç korkmadan adım attılar, Cumhuriyeti korumak için örgütlendiler, büyük mitingler gerçekleştirdiler. Bu muhalif insanlar yani Mustafa Kemalin askerleri memleketi, cumhuriyeti, ulus-devleti, laikliği, yurtseverliği, liyakati savunuyor diye darbeci, elitist, ulusalcı olarak etiketlendiler. Liberaller, İslamcılar ve gerici solcular tarafından aşağılanan Mustafa Kemalin askerleri, esasında, toplumun en eğitimli, yetenekli, başarılı ve eleştirel kesitini oluşturmaktadırlar. Bu toplumsal grubun dışında muhalefet edebilen ve örgütleyici, öncü olabilecek başka bir grup yoktur. Gezi Direnişi de bu toplumsal grubun ortaya koyduğu bir örgütlülük ve mücadele timsaliydi. Yapılan sosyolojik araştırmaların gösterdiği gibi, Geziye katılan insanların %80i kendilerini Cumhuriyetçi, Atatürkçü  yani Mustafa Kemalin askerleri olarak tanımladılar.

Demek ki, Mustafa Kemalin askerleriyiz sloganı esaslı olarak bir anlayışı, bir perspektifi savunanlardan olduklarını haykırmak isteyen bir insan grubunun sloganıdır. Bu anlayış, bu perspektif Mustafa Kemalin Uygar Türkiye olarak ortaya koyduğu ilkelerin savunusunu yapan anlayış ve perspektiftir. Cumhuriyetin temellerinin, ilkelerinin ve kurumlarının savunusu bu insan grubu için devasa bir sevdadır ve onurlu bir duruştur. Mustafa Kemali ve eserlerini korumak, kişi onurunu, özgürlüğü, kamusal hayatı, toplumsal dayanışmayı ve ortak değerleri korumak anlamına gelmektedir. Kaba bir lider kültü değil fakat bir laiklik ve demokrasi savunusu buradaki temelleri atmaktadır. Herhangi bir grubun değil fakat herkesin birlikte yaşama ilkesi olarak laik cumhuriyet siyasasını yaşatmak veya yenisini kurmak için mücadele etmek son derece sivil bir eylemliliktir. Mustafa Kemalin modernlik projesinin sahipsiz kalmadığını; ilkelerinin günün sorunlarının çözülmesinde anahtar olduğunu; muasır medeniyetler seviyesini aşma hedefinin geçerliliğini ilan ve beyan eden Mustafa Kemalin askerleri esasında ülkenin bugün içinde yaşadığı karanlığı yırtmanın, yani, Aydınlığa ulaşmanın temel aktörleri olacaktır. 

KURTULUŞUN ÖZNESİ
Uzun bir zamandır darbeci, elitist, ulusalcı gibi kavramlarla etiketlenen ve aşağılanan bu toplumsal kesit, esasında toplumdaki yaklaşık her dört kişiden birine tekabül etmektedir. Kurtuluş Savaşını örgütleyen, öncülük eden grup bildiğimiz gibi asker-sivil bürokrasi ve aydınlardı. Kurtuluş mücadelesini başka bir katmandan veya sınıftan beklemek o dönemin koşullarında ancak bir hayal olurdu. Bugün ise değişimin öncülüğünü üstlenecek, dönüşüm hareketini örgütleyebilecek kesit  işte bu Mustafa Kemalin askerleriyiz diyen kesittir. Ancak, burada atılması gereken çok önemli adım; mevcut muhalefet partilerinde ve örgütlenmelerinde değişimin öncüsü olduğu iddiasındaki yanlış grupların bir şekilde tasfiye edilmesi ve Mustafa Kemalin askerlerinin bu pozisyonlara gelmesidir. Mustafa Kemalin askerleri halka gitmek, halkla buluşmak ve halk için Aydınlanmayı savunmak zorunluluğunda olduklarının bilincindedir. Mustafa Kemalin askerleri kurtuluş için memleketin her yerinde cumhuriyetin konuşulduğu bir iklim yaratılması gerektiğinin de bilincindedir. Her köyde, her mahallede, her iş yerinde, her üniversitede, kısacası, her yerde ve hem gündüz hem gece yükseldikçe yükselen bir cumhuriyet heyecanının ülkeye yeni bir can vereceğinin de bilincidedir Mustafa Kemalin askerleri.

Bu ülkeyi batmaktan kurtaracak, yeniden cumhuriyeti inşa edecek olan kuvvet ve kudret elbette Mustafa Kemalin askerlerindedir. İçinden geçtiğimiz süreçte Türkiyenin esas meselesinin  toplumun temel kurumsal yapılanmalar üzerindeki uzlaşısının yokluğu olduğunun da farkındadır Mustafa Kemalin askerleri. Ekonomik, siyasal ve kültürel sahalar üzerinde toplumsal uzlaşının yeniden inşasının kaçınılmazlığı elbette bir toplum anlayışını gerektirmektedir. Mustafa Kemalin askerlerinin benimsediği dayanışmacı toplum modeli, bu hususta çözüm olarak mevcuttaki neoliberal, kural tanımaz kapitalizmi kamucu, karma ekonomik modelle, çoğunlukçu ve araçsalcı siyasal yapıyı cumhuriyetçilikle ve gittikçe yozlaşan kültürel sahayı Aydınlanma ile ikame etmeyi önermektedir. Bu nedenle de Mustafa Kemalin askerleri dayanışmacıdır ve hatta dayanışma onların ruhunda vardır. 

Bugün Türkiyenin temel ihtiyacı mevcut karanlıktan çıkmaktır; yani, kurtulmaktır. Bunun için dönüşüm ve inşa zorunlu olarak devrimci tutumu gerekli kılmaktadır ama aynı zamanda toplumun önemli bir bölümünün uzlaşısını da gerektirmektedir. Nasıl ki Erzurum, Sivas Kongrelerinin arkasındaki esas gaye toplanmak, birleşmek ve başarmak gayesi idiyse, bugün de gaye yeni bir uzlaşı için toplanmak, birleşmek ve başarmaktır. Mustafa Kemalin askerlerinin dışında mevcut karanlığı yırtacak ve Aydınlığa çıkmamızı sağlayacak başka, daha politik bir özne yoktur. Eğer varsa ya da ortaya çıkarsa, onu da değerlendirmeye, konuşmaya muhakkak hazırız. 

Eğitim