YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Türkiyenin geleceğinde Rusyanın yeri ve yeni dünya dengeleri

17.01.2017 06:17

Dünyada süreçlerin çok farklı geliştiği ve yeni dengelerin ortaya çıktığı sır değil. Temel dinamikler bunun farkında ve bu durumu kabul etmeye başlamış gözüküyorlar. Dünyada yeni rüzgar esiyor ve bu rüzgarın önünde Rusya var.

Günümüz Rusyasını tanımlarken üç temel faktörün altını çizmekte yarar var.

1) Milliyetçilik. Bu olgu, geçmişi yüzlerce yıla dayanan algı biçimi ve devlet geleneği. Sovyet döneminde bu sosyalist ideallerle değiştirilmeye çalışılsa da çok başarıldığı söylenemez. RusyaTürkiye arasında yaşanan uçak düşürme ve büyükelçi olayını bu gözle de değerlendirmekte yarar vardır. Bugün es geçildiği düşünülen olguların yarın öne fatura olarak konacağı bilinmelidir.

2) Otoriterlik. Dünya kapitalizminin yapısal sorunlarının da etkisiyle ve demokratik eğilimlerin zayıflaması ile oluşan bir eğilim.. Bu eğilimin hızlı bir şekilde güçlendiği görülüyor.

3) Dünyadaki ülkeler ve güçler arasındaki ilişkilerin ideolojik zemin üzerinden değil ağırlıklı olarak yarar temelinde gelişiyor olması.

 

Bu anlamda ülkelerarası ilişkiler Çıkar ve beklenti temelinde akışkan durumda bulunmasının da etkisiyle Putin yönetiminin bu süreci Amerika ve bir bütün olarak batıdan daha iyi yönetiyor olması Rusyayı öne geçiren faktör olarak dikkat çekmektedir.

Buna iki faktörü eklemekte yarar var; Birincisi, Amerika ve batının on yıllardır uyguladığı böl ve yönet politikasının pek rağbet görmemesi. İkincisi Büyük Ortadoğu politikası türü politikaların dünyada çökmesini söyleyebiliriz.

Kısacası emperyalist güçler dünya halklarını ve ülkelerini yönetmede yeni, cazip ve kabul edilebilir yöntemler bulmada zorlanıyorlar. Bunu başaramayınca da eski demode olmuş yöntemlerin sıkıntıları ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

Buna karşılık Rusyanın göreceli olarak dış politikada uluslararası hukuk kurallarına daha saygılı davranıyor gözükmesi onu öne çıkaran faktör olarak dikkat çekiyor. Bu yanıyla son 15- 20 yılda Irak ve günümüzde Suriyede yaşanan süreçlerde, Amerika ve batının, Türkiyeyi de yanına alarak yıkıcı ve yok edici bir misyon üstlenmesi ve bunu dünyanın gözünün önünde yapması batının imajını yerle bir etmiştir. Buna karşılık Rusyanın Suriyenin bütünlüğünü korumaya çalışan bir vizyonla ortaya çıkar gözükmesi Rusyayı öne çıkaran faktör oluyor.

Bundan sonra dünya dengelerinde Rusyanın ağırlığının daha fazla artacağını söylemek doğru olacaktır.

AKP iktidarı eli ile adım adım batıdan kopan Türkiyenin Rusyanın gözetimi altına girmekten başka çıkış yolu bulamadığını söyleyebiliriz. Ve bunu, iktidarda bulunduğu 14 yıllık politikasını adeta yok sayarak yapmaktadır. Özellikle Suriye politikasında son 5-6 yılda ne söylediyse tersi bir noktaya gelmiş gözüküyor. Bugüne kadar katil ilan ettiği Esad rejimini meşrulaştıran bir çizgiyi hararetle savunan bir konumda bulunuyor. Suriye konusunda bu noktaya gelmesini olumlu bir nokta olarak görebiliriz.


Ülkemizin Rusyaya biat eden bir noktaya getirilmesinin, sadece batıdan ve son yıllarda bir hayli yıpratılsa da, batıya atfedilen demokratik değerlerden kopuşla açıklanamayacağı açıktır. Aynı zamanda, parlamenter sistemi ortadan kaldırması, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan kuvvetler ayrılığını tümden ortadan kaldırmaya dönük başkanlık sistemi kurmaya çalışması bu noktada türdeşi olarak gördüğü Rusyadan destek alması amacına da dayanmaktadır.

Rusya açısından da bu durum, bölgede yeniden şekillenmekte olan dengeler için kendisine sınırsız olanaklar sunuyor olmasıdır.

Ama bu politikanın dünya ve bölge barışı, Türkiyenin çıkarları gözetilmeden, hatta yok sayılarak yapılıyor olması ülkenin geleceğini ipotek altına alacak, onlarca yılımızı yok edecek bir özellik taşıması kabul edilemez bir durumdur.

Türkiyenin çıkarı ancak tüm dünya devletleri ile eşit haklı ve karşılıklı çıkar ilkeleri temelinde oluşturulacak bir politika ile sağlanabilir.
 

Eğitim