darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Memnun musunuz?

30.09.2017 11:21

?16 Nisanda bütün devleti tek kişinin emrine veren anayasa değişikliği YSKnın da mühürsüz marifetiyle kabul edildi. Aradan yaklaşık 6 ay geçti. 6 ay uzun bir süre; şöyle bir geriye dönüp bu değişikliği nasıl savunduklarını hatırlayalım.

Ülkemiz zor durumdaydı; bölünme ve beka tehlikesi vardı; daha iyi ve hızlı kararlar alabilmek için kararları tek kişiye teslim etmek gerekiyordu; Meclis zaten fazla tartışıyor, zaman kaybettiriyordu. Ekonomi uçacak, terör bitecek, işsizlik çift hanenin altına inecekti.

Diyecekler ki bu sistem ilk cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra uygulanacak, daha başlamadı. Yalan, inanmayın. Sistem 16 Nisandan sonra Erdoğanın AKPye üye olup aynı zamanda bu partinin de başına geçmesiyle uygulamaya geçti; geriye sadece Kanun Hükmünde Kararname düzeniyle buna uygun kurumsal ve hukuksal çerçevenin oluşturulması kaldı.

Öyleyse güzel kardeşim; sana bütün ülkenin ve devletin tapusunu tek kişiye emanet edersen her şey düzelecek diyenlerin sözlerini test etmek için 6 ay iyi bir süre, gel birlikte bakalım; oturtulan Saray Rejimi halkın ve ülkenin yararına mı, karar verelim.

16 Nisandan sonra hayat pahalılığı daha da arttı; işçinin, asgari ücretlinin alım gücü daha da düştü; memura ise sefalet zammı verildi, memnun musun kardeşim?

İnançlısın, çocuğunun dinini öğrenmesini elbette istiyorsun; ama bir yandan da devletten çocuğuna iyi bir eğitim vermesini, çocuğunun iyi bir iş sahibi olup senden daha iyi şartlarda yaşamasını istiyorsun. Bu yüzden bütün okulların imam hatipleştirilmesini doğru bulmuyor, çocuğunu bu okullara göndermiyorsun. Sen misin çocuğunu bu iktidarın istediği okullara göndermeyen, o okulları boş bırakan? Bir kişinin TEOG kaldırılmalı cümlesiyle sana yanıt verildi; eğitim öğretim yılı başlamışken TEOG kaldırıldı; yerine ne geleceği belirsiz. Tek adam rejiminin bir sözüyle çocuğunun geleceği belirsizleşti. Memnun musun kardeşim? Rahat uyuyabiliyor musun? Sen verdin bu yetkiyi.

16 Nisandan sonra üniversitelerde kontenjanlar boş; gençler işsizlik getiren bir diplomadan uzaklaşıyor. E ne yapalım? İş yaratamayacağımıza, inşaat-imar ekonomisinden üretim ekonomisine geçemeyeceğimize göre üniversite giriş sistemini değiştirelim. Memnun musun genç kardeşim? Tartışma yok, fikir yok; bir kişi söylüyor; yıllardır hazırlık yaptığın sistem tek cümleyle değiştiriliyor. Yerine ne gelecek? Olsun, bir kişi söyledi ya, onu da kurumlar düşünsün.

16 Nisandan sonra bu yaz sonunda fındıkta sefalet ücreti açıklandı; üretici, tekeller karşısında yalnız bırakıldı. Tek adam rejimi, tekellerin yanında tutum aldı; memnun musun kardeşim? Bir sor bakalım; bir cümleyle eğitim sistemini değiştirebilen tek adam rejimi, bir cümle de senin için edip neden fındık fiyatlarını yükseltmiyor? 16 Nisandan önce bana hocam her şeyin tek kişiye bağlanması kötü değil ki, bir kararıyla belki bizim yüzümüzü güldürür diyerek Evet oyu veren üretici kardeşim, memnun musun? Çocuğunun bu yılki okul masrafını, çeyiz masrafını, düğün masrafını karşılayabilecek misin?

Daha bu hafta Maliye Bakanı Naci Ağbal tarafından önümüzdeki 3 yıla dair yeni tedbirler paketi açıklandı. Bütçe açığı yamanamıyor; senden, benden çıkarmak için vergileri arttırıyorlar. Kemeri biz sıkacağız, yazlık sarayları onlar yaptıracaklar. Hem de öyle böyle değil, yüzde 40lık zamlardan söz ediyoruz. Başta Şeker Fabrikaları olmak üzere elde kalan son üretim merkezlerini satmayı, yeni icra daireleri açmayı da planlıyorlar. Memnun musun kardeşim? Yeni icra daireleri açılacakmış. 2018de hayat pahalılığı ve zamlar karşısında daha da ezileceğiz; tek adam rejimi bunu önler dememişler miydi? Peki benzinden süte, peynirden kiralara her şey neden yükseliyor?

16 Nisandan sonra Kurban Bayramı öncesinde hayvan ithalatındaki gümrük vergileri düşürüldü; sen bu bayram, masrafları iyice artmış, kaderine terk edilmiş yerli üreticinin malından daha ucuza ithal kurbanlık al da, geçen yıl kesebilmiştik çok şükür, bu yıl zor, gücüm yok deme diye, tabloyu görme diye yerli üretici yokluğa mahkum edildi bu bayram. Halının altına süpürüldü tozlar; bir yıl daha hissetme diye. Ama hissedeceğiz; üretmemenin, yemde, samanda, ette dışa bağımlı olmanın, Dolar ve Euro arttıkça, ay sonunu getiremedikçe ne anlama geldiğini hissedeceğiz; hayvancılığı bırakıp şehre göç edip inşaatta, madende çalışmak zorunda kaldıkça hissedeceğiz. Memnun musun kardeşim?

16 Nisandan sonra dış politikaya bakalım. Almanya neredeyse ilişkileri koparıyor; ABD bu hükümetten bir eski bakan hakkında tutuklama kararı veriyor. Fakat biz Trump yönetiminden daha şimdiden Obama dönemine göre 4 kat daha fazla silah satın almış durumdayız. Memnun musun kardeşim? 16 Nisandan sonra daha bağımsız olacaktık, üst akılla hesaplaşacaktık, öyle değil mi?

Parti kongresinde Türkiye seninle gurur duyuyor sözleriyle karşılanan Barzani, 16 Nisandan sonra ayrı bir Kürt devleti kurmak için referandum kararı aldı. Beka sorunuydu, yetkiler tek kişiye verilmeliydi, sonuç? Sonuç, yapmazlar diyorduk, yanılmışız oldu yine. Referandum gerçekleştirildi; demek ki dış politika ya da ulusal güvenlik tek kişinin eline bütün yetkiyi vermekle ilgili değilmiş kardeşim, o tek kişi yanılırsa bütün ülke bedelini ödermiş, ne dersin?

Çocukların geçen kış karanlıkta sokağa çıktı, okula gitmek zorunda kaldı. Sırf şu yaz saati dayatması yüzünden. Ve bu uygulamanın, enerji tasarrufunu geçtik, enerji kullanımını arttırdığı ortaya çıktı. Geçtiğimiz günlerde Danıştay bu uygulamanın yürütmesini durdurdu. Sonuç ne oldu? Enerji Bakanı aynen devam edeceğiz dedi, Başbakan Yardımcısı bir KHK ile düzenler, yolumuza devam ederiz dedi. Yani senin çocuğunun geleceğiyle inatlaşmak, yargı kararıyla inatlaşmak yetkisini görüyorlar şimdi kendilerinde. Bu yetkiyi sen verdin kardeşim, bu kibri sen oluşturdun. Memnun musun?

AK Partide siyaset yapıyorsun, yıllarını vermişsin; teşkilatçısın. En zor dönemlerde görev almışsın, çalışmışsın. Partinin oylarını arttırmışsın ilçende, ilinde. Şimdi referandumda Evet çıkmadığı itiraf edilircesine tek adam rejimi bir başarısızlık saptaması yapıyor ve seni suçluyor. Bütün suçu sende buluyor, metal yorgunuymuşsun kardeşim, görevden alınmalıymışsın. Ne dersin, tek adam rejiminde başarılar tek adama, başarısızlıklar teşkilata yazılır diyenler haksız mıymış? Partide, ülkede, devlette tek adam rejiminden memnun musun?

AK Partide siyaset yapıyorsun; ilçe kongresinde aday olmak istiyorsun. Kadronu, yönetim ve disiplin kurulu listeni oluşturuyor, salona giriyorsun. Divan başvurunu kabul etmiyor; senin kürsüye çıkmanı engelliyor. Küfür, hakaret havalarda uçuşuyor sana. Niye? Çünkü ilçeler dahil kimin başkan olacağını tek adam, parti genel merkezinden belirlemiş. Senin aday olman yasak. Nasıl güzel kardeşim, 16 Nisandan sonra ileri demokrasi partine de gelmiş durumda; memnun musun?

Bir sözle ülkenin en büyük şehrinin, İstanbulun belediye başkanı istifa ettirildi, çok açık. Hiç kimse bilmiyor, açıklama yok. Gerekçe yok; suç varsa yargısal denetim yok. Bir kişinin bir cümlesine bakıyor; İstanbula oluyorsa her yere olur. Nasıl, memnun musun?

Karar sizin; memnunsanız 6 ayda böyle bir tabloya yol açan sistemin önümüzdeki birkaç yılda ülkeyi ne hale getireceğini de zaten düşünmüyorsunuzdur. Ama ya bu ülkenin her partiden, her görüşten olup da gerçekten iyiliğini düşünenler? Siz memnun musunuz? Eğitimden tarıma, iç politikadan dış politikaya tel tel dökülen bu yanılmışsız düzenine karşı artık bir alternatif yaratmak gerekmiyor mu?

Tek tek politikaları eleştirmek yerine, bu hatalara yol açan düzen, kadro ve iktidar değişmelidir demek ve bir siyasal iktidar alternatifini bugünden yaratmak zamanı gelmedi mi? Muhalefet parti ve hareketleri önüne öncelikle bu gündem için neler yapılabileceğini koymalı; buna pratik yanıtlar bulmalı. Gerisi slogandır, kuru propagandadır. Evet şartlar zordur; baskılar şiddetlidir; ama halkı kazanmak hiç olmadığı kadar kolaydır. Zaten baskının derecesini arttırmaları tam da bundandır. Gayrimemnunlar bugün ülkenin en kalabalık topluluğudur. 

Eğitim