darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

Katar'dan gelen yardımın karşılığı ortaya çıktı

Emeklilere maaş şoku!

Hem cinsiyetçi hem saçmalama uzmanı: Yandaş yazardan skandal yazı

‘IMF'ye gidin, Berat Albayrak'ın işine son verin'

'Setlerde bakire arayan erkek oyuncu var'

'Türk Medeni Kanunu bütünüyle kaldırılmak isteniyor!

AKP hükümetinin özellikle kadın erkek eşitliği ilkesinin karşısında olduğunu, bu karşıtlığı her alanda gösterdiğini, kadının Cumhuriyet Devrimleriyle sağlanan  tüm kazanımlarını teker teker ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar yaptığını  dile getirdi.

Kadınların temel hak ve özgürlüklerinin kullanımını oluşturan kişi haklarından olan ve  evlilik, miras, velayet, nüfus ve ikametgibi hukuksal  işlemlerden doğan hak ve özgürlüklerinin Türk Medeni Kanunu değiştirilerek, güvencesiz bırakılmasının amaçlandığını belirten Sarıhan,bu alanın  bütünüyle bir dinin belli bir mezhebinin ritüellerine bırakılmak istendiğini vurguladı. Buna örnek olarak, TBMM 'de AKP 'nin önerisiyle kurulmuş olan“Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi İçin Meclis Araştırması Komisyonu’nun' hazırladığı  rapordaki önerileri anımsattı. Raporda çocukların, istismarcılarıyla/tecavüzcüleriyle evlendirilmesi, çocuk evliliğinin teşviki,  hem şiddet başvurularında hem de boşanma davalarında arabuluculuk ve uzlaşma uygulanması,tedbir süresinin kısaltılması, aile hukukuyla ilgili tüm duruşmaların gizli yapılması, boşanmanın zorlaştırılması, kadının nafaka hakkının süreye bağlanması, mal paylaşımında dava açma süresinin kısaltılması, eşin ölümünde, kadının mal rejiminden kaynaklı %50 payının verilmek istenmemesi gibi,  hak kazanımlarında büyük bir geriye gidişi gösteren önerilerin yer almakta olduğunu belirtti.

Sarıhan, soru önergesinde; “Türk Medeni Kanununda kanun koyucu, her hukuki işlemin yaratacağı kişisel ve toplumsal  sonuçların ve bu sonuçların yaratacağı  yeni durum ve koşulların gerçekleşmesini, bu hukuki işlemlerin belli bir şekilde, belli kişilerin katılımı ile gerçekleşmesine bağlamış durumdadır.Nüfus ve nikah, başka deyişle evlendirme bu işlemlerdendir. Bu işlemlerin Türk Medeni Kanunda tanımladığı şekilde, bu işlemleri gerçekleştirmekle görevli, sıfatı kadrosu ve sorumlu olduğu birim ve kurumlar bu göreve özgü olan kişi ve kurumlardan oluşan nüfus müdürlüklerince  yapılması, idarenin eylem ve işlemleriyle bütünlüğü ilkesinin bir gereğidir. Bu ilkeyi ihlal edecek her yetki devri ve yetki genişletilmesi girişimi, hukuk güvenliğini, temel hak ve özgürlüklerin kullanım alanlarının güvenceye alınmasını ortadan kaldıracaktır' dedi.

“Büyükşehir yasasıyla mahalleye dönüştürülen köylerin muhtarlarına ve  il ve ilçe müftülerine  resmi nikah kıyabilme yetkisi verilmesi, Türk Medeni Kanununun lafzı ve ruhu ile  bağdaşmakta mıdır? Sorusunu yönelten Sarıhan,  bu soru ile birlikte aşağıda yer alan soruların yanıtlanmasını istedi.

-Resmi nikah kıyma yetkisi, hangi mesleki özellik, donanım ve görev nitelikleri nedeniyle muhtarlar ve il, ilçe müftülüklerine devredilmektedir?

-Böylesine bir yetki devri hangi ihtiyaçtan doğmaktadır? Nikah memurları  ve belediyeler bu talepleri karşılamada  yetersiz mi kalmaktadır?

-Bu yetki devirlerinin bir adım sonrasında, Türk Medeni Kanununun hükümlerinin değiştirilmesi, evlenme ve boşanmaların resmi, sivil hukuk alanından çıkarılması ve bu işlemlerin kadınlar açısından hak eşitliği oluşturan  hukuksal bir statü özelliğinin kaldırılması mı amaçlanmaktadır?

-Evlenme ve boşanma işlemleri kadınları miras, boşanma, mal ortaklığı velayet gibi haklardan bütünüyle yoksun bırakan dinsel bir ritüele mi dönüştürülmek istenmektedir?

-Bu değişiklik ile ortaya çıkacak koşullarda, Türkiye’de zaten yeterince yaygın olan, büyük bir toplumsal sorun ve hak ihlali  oluşturanküçük yaşta çocukların“evlilik', “imam nikahlı eş' konumları altında sürekli bir   cinsel taciz ve sömürü altında yaşamak zorunda bırakılmalarının önüne geçilmesi için ne yapılması planlanmaktadır?

-Böyle bir düzenleme sonrasında, müftülerin  yapacakları işlemlerde konuya bütünüyle  kendi kişisel görüş, dinsel inanış ve geleneksel anlayışlar doğrultusunda bakmalarının önüne nasıl geçilecektir?

-Muhtarların bu konuya ticari bir kazanç alanı olarak yaklaşmaları önlenebilecek midir?

-Bu düzenlemenin gerçekleşmesi halinde yaşanacak her türlü  yetkiyi kötü kullanma, hak ihlali, belirsizlik ve zararlardan  kimler sorumlu olacaktır? Yurttaşların mağduriyetleri nasıl giderilecektir?

İlgili Haberler

Politika

''Kürtaj dede'' doların yükselişini böyle yorumladı: İçimizdeki hain Trump kafalılar...

Politika

Uğur Gürses, Hürriyet'ten neden ayrıldığını açıkladı

Politika

Şüphelilerin yakalanmasının ardından: ABD'den Türkiye'ye teşekkür

Politika

USA Today'e yazan Çavuşoğlu: Güney kanadının muhafızlığını yapıyoruz

Politika

Araç kiralama devinden iflas erteleme talebi

Politika

CHP lideri Kılıçdaroğlu'dan bayram mesajı

Politika

'Bayrama da tecritte giriyorlar'

Politika

Komünist Başkan: Artık yazmaya, söylemeye utanır oldum

Politika

Özgür Özel: İsminde milliyetçilik olan parti 7 liradan dolar bozdurdu

Politika

Devlet Bahçeli'den ABD açıklaması

Politika

AKP'nin kadrolaşma sistemi: Vekil olamadıysan bürokrat ol

Politika

Tutuklu Osman Kavala'dan mektup: Dikkatimi çeken bir ifade var…